Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihçilerin kutbu

A+A-
“Belgede size verilen işaretler çok az olduğundan, hayal, tasavvur önemlidir. Tarihçi, yaratıcı şair ve edipleri okumalı. Bu dünyadan giderken en çok neye hayıflanacağım biliyor musunuz? O büyük şaheserleri okuyamadan gözlerimi kapayacağıma… Tüm peygamberleri, Budda’yı, Kant’ı, Shakespeare’i, Dante’yi, Fuzuli’yi ve Dostoyevski’nin bütün romanlarını okumak isterdim. Ömür o kadar kısa ki.” Prof. Dr. Halil İnalcık
 
“Profesör Halil İnalcık, durmak bilmeden çalışan bir tarihçi. Ortaya koyduğu eserleri gençleri, bu alanda kendini ispat etmek isteyenleri kıskandıracak zenginlikte… Eski öğrencisi, Prof. İlber Ortaylı’nın dediği gibi çalışmaları hiç eskimiyor, müthiş bir enerjiyle sosyal-felsefî-siyasî, kısacası her alanda olan bitene, yazılana hâkim ve haberdar. Ortaylı’ya göre kimse onun için, ‘Ama biz yeni bir görüşle çıkıyoruz, siz eskisiniz diyemiyor; ‘bütün yapılanları takip ettiğinden verdiği cevaplarla herkesi şaşırtır, onun için de çekinirler ondan.”
25 Temmuz’da vefat eden “Tarihçilerin Şeyhi” Halil İnalcık’la, iki yıl boyunca görüşerek, Tarihçilerin Kutbu “Halil İnalcık Kitabı’nı” hazırlayan Emine Çaykara, kitabın önsözünde şunları söylüyor:
“Halil Hoca, bir Osmanlı ve Türk tarihçisi olarak tanımlansa da eserleri ve yurtdışından aldığı ödülleriyle dünya tarihçisi sıfatını çoktan kazanmış durumda. Tarihi idealize etmekten hep kaçınıyor, hayatı boyunca aşırı milliyetçilerin tarihi yorumlarını, tahriflerini düzeltiyor… Bilgiye karşı durulmadığından Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ eseri yedi Balkan diline ve Arapça’ya çevriliyor. Osmanlı’nın ekonomi ve medeniyet kültürünü, Avrupa’ya katkısını gösterdiği Sosyal Ekonomik Tarih kitabı, İngiltere’de bütün üniversitelerdeki tarih bölümlerinde öğrencilere temel eser olarak okutuluyor. Büyük tarihçi Braudel, ‘Doğu Akdeniz’i bilmiyoruz’ derken İnalcık, Sosyal Ekonomik Tarih’le Türk arşivlerini kullanarak Doğu Akdeniz’i aydınlatıyor.”(Tarihçilerin Kutbu“Halil İnalcık Kitabı”, söyleşi: Emine Çaykara, Türkiye İş Bankası, Kültür Yayınları, 2006.)
Efsane tarihçinin; hükümdara erişebilirlik, adalet, Kanunî ayrıcalığı, kabız bazı aydınlar(!) üzerine yaptığı değerlendirmelerden, tarih okumalarından ilginç bir bölümü  sunuyorum:
“ -Osmanlı devleti neden var olmuştur? Bulgaristan’daki Hristiyan köylü bilir ki, eğer mahalli otoriteler zulüm yaparsa sultana kadar şikâyet edebilir. Bu halka bir çeşit güvence veriyor. Ve hükümet de, padişah da özellikle bunu yerine getirmeye çalışır. Meselâ Cuma namazına çıkması da şikâyet toplaması için bir vesiledir, bu dilekçelere rik’a, arzuhal veya mahzar derler… Bu âdet bizim cumhuriyet devrine kadar gelmiştir. Cumhurbaşkanlarımızdan Cevdet Sunay Doğu Anadolu’ya yaptığı bir gezintide halk ona şikâyet mektupları verdi. Tabii halk arasında bu gibi gelenekler unutulmuyor. 
- Sultan Abdülhamid’in, Sultan Reşat’ın Yıldız Camii, Cuma selâmlıkları da meşhur; padişah ulaşılmaz değil yani…
- Asla. Yanındakiler şikâyetleri topluyor, işte mabeyinde kâtipler var. Sultan ulaşılmaz değil, onun için Divân-ı Hümayun’da padişahın hazır bulunması şarttır. Suikast olur diye sultan divânda kafes arkasında oturur. Yani hem şikâyet edenlerde hem de vezirlerde padişahın oturumlarda daima hazır bulunduğu korkusu var. Mesela Molla Kâbız, Hz. İsa’nın peygamber olarak Hz. Muhammed’den üstün (efdal) olduğunu iddia etti, divâna getirdiler. Divânda mutaassıp vezirler, Molla Kâbız’ı mahkûm ettiler.
- Molla Kâbız kim ve nereli?
- Bir âlim, İstanbul’da yaşıyor. Hristiyanlığın peygamberi Hz. İsa nasıl Hz. Muhammed’den üstün olur… Süleyman kafes arkasından dinliyormuş. ‘Bu davayı siz göremezsiniz’ diyor ve ulemadan bir heyetin davayı görmesini emrediyor, yeniden muhakemesi yapılıyor. Ulema heyetinde Şeyhülislam Kemalpaşazâde derin bilgili bir adam; Molla Kâbız ile tartışmada Kemalpaşazâde’nin öne sürdüğü kanıtlar karşısında Molla Kâbız cevap veremiyor ve ondan sonra idamına karar veriliyor. Adalet hissi ne kadar kuvvetli bakın… Merkezi, köylüye vergi memurlarının, paşaların zulmünü takip eder, zaman zaman müfettiş çıkarır. Kadılar ve çavuşlar gizli olarak vilayetleri gezer ve şikâyet dinler. Köylüyü koruduğu propagandası, Rumeli’de Osmanlı hâkimiyetinin yayılışında en önemli faktörlerden biridir.”(sf. 321-322)
Adaletin herkese lâzım olduğu bugünler de; Hoca’nın tespitlerini aktaralım ve analım istedik.
Dostlarının, öğrencilerinin ağzından:
Prof. Dr. İlber Ortaylı: “Tüm zamanların büyük âlimi”
Prof. Dr. Madeleine Zılfı (eski öğrencisi): “Onun makaleleri okunmadan tarih yapılmaz. (…) Salieri de çok iyi bir müzisyendir ama Mozart muazzam bir yetenektir ve araştırmaya yönelik zekâsı vardır. Halil Bey de Mozart gibidir bence; büyük ve iyi tarihçilerin yanında o özeldir; diğerleri bir alana saplanmışlardır; o her şeyi sessizce, kendi kendine araştırır ve bilir; sürekli olarak en doğru ve en iyi argümanları araştırmaya yönelen bir zihni vardır.”
Grigor Boykov (öğrencisi): “Bulgaristan’da Türkiye’den daha meşhur, burada kendisine gerektiği kadar önem verilmiyor.”
Prof. Howard Reed (Tarihçi): “Ömrümde iki-üç Nobel kazanan adam, iki-üç birinci sınıf tarihçi tanıdım; örnek verirsem iki kere Nobel alan Linus Pauling, tarihçi Arnold Toynbee. Halil Bey, McNeill… Ortak özellikleri meraklı, ilgili, mütevazı ve dost insanlar olmaları. Sanıyorum bu nüve olmasaydı böyle önemli çalışmaları yapamazlardı. Halil İnalcık’ı kaç kere ter içinde başbakanlık arşivinde gördüm, gözü kör olacak ama bakıp anlamaya çalışıyor. (Ağlıyor.) Çok nadir rastlanacak özel insanlardandır…”
Prof. Gilles Veinstein (Tarih profesörü): “Osmanlı tarihinin babası”
Bu yazı toplam 3944 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.