Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

Süzülüşler

A+A-

Hayat boyu, süzme, seçme işlemini yapıyoruz herhalde.

Hadise ve meseleler, bizi ölçer biçer,  bir kıvama getirir, denkler. Katî bir seçim zordur. O yüzden çoğu zaman mütereddit ve kararsız kalırız. Bazen bu eylemsizlik, yol yürüyüşümüzü etkiler.
Seçimlerimiz bizi zahmete soktuğu gibi; sonuçları itibariyle zafiyete düşürüp, nedamete de sevk edebilir. Çünkü bir “hesapsızlık” manzarasıyla karşı karşıya kalmışızdır.
Seçerek bir harekette bulunuruz; seçenekler bir anlamda “tekliflerdir”. Kabulümüz; yaptığımız tercih, dikkatler bizde bir devinim meydana getirerek duygusal ve zihinsel değişimlere sebep olabilir. İçe dönük eylemler önemlidir.
En güç iş ise, herhalde gönül mekânı seçmek; onu diğer mekânlardan, arsız görüntülerden, kesretten sıyırıp, yüceltmek… Çünkü bazen biriktirdiklerimizin, fark etmeden bambaşka bir kimliğe dönüşerek, dışarı aksetmesi söz konusu. Tortular, çöküp kalanlar, ruh derinliklerinde başka artıklarla birleşip bulamaçlaşıyor. Ya da kendi kendine çatılıp, yepyeni bir işçilikle, malzemeyle bina ediliyor.
Nesnelerin, baktığımız eşyanın bir değeri var. Bir ânlık bakış bile zamanla topluyor, hülâsa oluyor. Veya bakışlar sadece değip geçmiyor. İnce bir nüfuzla eşya ruhumuza işliyor, içimizin evreni uzayı değişip çatırdıyor.
 Seçtiklerimiz ya da seçemediklerimiz, hayatımızın kalitesini, iç dünyamızın sıhhatini, selâmetimizi belirliyor bir bakıma. Süzdüklerimizle, şahsiyetimizin rengi, istikametimiz tespit ediliyor.
Âlemde çeşitli zorluklarla, en başta hayatî seçimleri yapabilmek meselesiyle karşı karşıyayız. Müslüman’ca konuşursak; elde bıraktıklarımız, tuttuklarımız; bizi öte dünyaya da taşıyan özü geliştirecek mi, yoksa eksiltecek mi? Böyle bir damıtma/ arıtma işi, kuşkusuz zorların zoru.
Hayatımız romansa(!) da; hayat hikâyelerimiz seçmeler, süzmelerdir. Kısal(tıl)mıştır. Anlamlı ve yoğun olmak zorundadır.
Mevcut seçenekler içinde “en iyiyi seçebilme imkânı” var mıdır? Soru bize “neye göre” sualini dayatabilir. Hayattaki “duruşumuz” ve ölçülerimize göre seçeneklerimizi eleriz. Bunu harcıâlem mevzularda rastgele, ya da insiyakî; önem verdiklerimizde ise derinlerde hissederek, bilinçle yaparız. İrademizi gösteririz.

Süzme, okuma da demek. Seçme, ayıklama..ve görüntüleme…
Öncü, kılavuz kişilerin okuyup, yazdıkları, seçtikleriyse; devasa bir meseledir. Konunun bu boyutunda; münevver tanımlamasının içine girebiliriz.
Cemil Meriç, “aydın” konusunda “maruz kalmaz, seçer” diyor. Yani işgal ve istilâ edilmez; direnir, ışık tutar, belirler, hâkim olur, yol çizer. Biz, özellikle son zamanlarda tam tersini görüyoruz. Aydınımız Batı teslimiyetçiliğinde başı çekiyor; oysa halk içselleştirdiği, değerlendirdiği “hayat kıymetleriyle” daha masum/ mazlum ve şuurlu gözüküyor(du).
Diğer yandan ne aradığınızı bilirseniz ve üstün bir hedefi tespit ettiyseniz;  onu çıplak(görünür) kılmak, billûrlaştırmak için; dikkat kesilmek, eylem alanımızı temizlemek, bakış açımızı sabitlemek, sizi yarayanı süzüp, gerisini atmak gerekir.
“Üstün gayenize” baş koyduysanız; bütün kelimeler, eşya, karmaşa, dolambaçlar, şer, dünyevî oyunlara rağmen, gene de hakikati bilecek, yapışacaksınızdır.
 İşe yaramaz, sizi beyhude yere meşgul edecek, oyalayıp, manen zarar verecek bir yığın seçeneği de baştan eleyecek; karmaşadan ve dünya kıskaçlarından kısmen kurtulacaksınız.
Aksi takdirde belki de süzeceğiniz sadece “kir, müzahrefat” olacaktır.
Bir “süzgecimiz” genellikle vardır. Süzgecin mahiyeti, zamana hadisata karşı delik deşik olup olmadığı, mukavemeti ve ölçerliği mühimdir.
Kaçış yoktur; devranın türlü süzgecinden geçeriz. En azından(!) dert, belâ “süzgeç” olup, insanlığımızı sınar. Ki dünya karşı konmaz bir süzgeçtir. İster istemez çalkalanacağız, eleneceğizdir.
“Halis süzme” özü verir. Ya da özü süzerseniz, daima karşınızda Biricik’i bulursunuz. Bu süzüş ve hâsıla, i(sti)kbalin de hazırlayıcısıdır.
“Tek tek basarak” der güzel türkülerimizden birinde. İnce eleyip, sık dokuyarak, istikametini bilerek, adım atmak önemlidir yolda.
 Mânâ tatlı tatlı süzülürken, Yâr huzurunda “bâde süzerek, inci dizerek” yürümesi ne hoştur aşkla sevdayla.

Bu yazı toplam 278 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.