1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. SÜNNET ŞÖLENLERİMİZ
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

SÜNNET ŞÖLENLERİMİZ

A+A-

Milli Gençlik Vakfı (MGV) çalışmalarını çok yönlü olarak yapmaktaydı. Bir taraftan ferdi (özellikle gençleri) ilgilendiren çalışmalar yaparken aynı çalışma içerisinde toplumu ilgilendiren kısmı da olurdu. Yapılan faaliyetler, bir taraftan insanın mutlu olmasını sağlarken diğer taraftan olayın psikolojik boyutu ihmal edilmez, yapılan faaliyetten çok kişinin yararlanması ve hem de bu faaliyetin tesirinin yıllar boyu devam etmesi sağlanırdı. Bu faaliyetlerimizden birisi ve belki de en önemlisi, küçük çocukların MGV tarafından sünnetlerinin yapılmasıydı.

Bin temel eserler” adıyla yayınlanan kitaplar içinde “Gazavat-ı Hayrettin Paşa” adında bir kitap okumuştum. Bu kitapta Barbaros Hayrettin Paşanın gazveleri (savaşları) anlatılıyordu. Hayrettin Paşa, zaferle döndüğü Trablusgarp’ta (Libya) büyük şölenler yapar ve halka ziyafetler verirmiş. Bu arada küçük oğlanların sünnetlerini yaptırır, parasızlıktan evlenemeyen gençlerin evlenmelerini sağlarmış.

Bu kitaptan ilham alarak 1988 yılından sonra biz de MGV olarak okullar kapandıktan sonra yaz aylarında il ve ilçelerimizde sünnet şölenleri yapmaya başladık. Sonra bu şölenler o kadar geniş bir insan kitlesini ilgilendirirdi ki bir taraftan sünnet çocuklarını, bir taraftan çocuğun ailesini, bir taraftan akrabaları, dost ve arkadaşlarını… Tabii halkı…

Sünnet şölenimizin gününü ve yerini ilan eder, olayı büyütmek için Mehter takımını o il veya ilçeye davet eder, o gün orada bir şölen programı uygulardık. Mehter önde, sünnet çocukları arkada, onların arkasından anne ve babalar, onların arkasından da halk… Bu şekilde şehri bir uçtan öbür uca yürürdük. Büyük şehirlerde ise sünnet çocuklarını vakıf ve Türk bayrakları ile süslenmiş arabalar içinde o şehri gezdirirdik. Bu faaliyetimiz ile ülkemizde her yıl 10.000 kadar erkek çocuğu sünnet ettiriliyordu. Bu çalışmalarımız benim vakıftan ayrıldığım 17.Ağustos.1997 tarihine kadar devam etti.

nevzat-laleli1.jpg

ÇOCUK HAFIZASI HATIRLAR

Okuyucularım, çocuklukta yaşadıkları güzel hatıraları hatırlayıp hatırlamadıklarını bir gözden geçirsinler. Göreceklerdir ki bir çok güzel hatıra, hala hatırlanmakta ve güzel bir yad ile yad edilmektedir.

Mesela erkek çocukları sünnet oldukları günü, kız çocukları kendilerine alınan bir bebek oyuncağını, hemen arkalarından doğan bir kardeşin doğumunu ve onunla yaşanan mutluluğu, ilkokula başlama gününü, ilk oruca başladıkları günü ve çektiği zorluğu…

Hâlbuki çocuklar o kadar çabuk büyümektedirler ki dünün bebesi, bu günün çocuğu ve yarının genci oluvermektedir. Onların çocukluklarında hayatlarına girmek ve onun unutamayacağı bir hatıra olmak, hepimiz için büyük bir ideal olmalıdır. O genç, hem o günkü olayı hatırlayacak ve hem de o olayın kahramanı olan sizi…

Nice fakir aileler çocuklarını sünnet ettirmiş olmanın ve eş, dost, akraba birlikte bulunmanın bahtiyarlığını yaşarlarken, toplu hareketlerle çocuklarımıza ve halka MGV’nin sevgi ve sempatisini aşılıyorduk. Vakıf il ve ilçe yönetimleri ile halkımız, Vakfın üst seviye yöneticileri ile halkın birlikte olmaları, onların vakıf yöneticilerini kendi değerlerine bağlı insanlar olduğunu görmekte ve vakfa olan bağlılık ve muhabbetlerinin artması sağlanmaktaydı.

Sünnet çocukları hayatlarının bu dönüm noktalarını bütün bir hayat boyunca hatırlamakta ve hayırla yâd etmekteydiler. Biz bu tesiri artırmak için MGV genel merkezimizden onlara, bir tarafında MGV adı ve amblemi, arka tarafında sünnet çocuğunun adı ve soyadı, sünnet tarihi ve sünnet edildiği il veya ilçenin adının yazıldığı “Beşi biyerde altın” büyüklüğünde pirinçten sarı madalyalar dağıtıyorduk.

Çocuk, bu madalyayı hayatının güzel bir hediyesi olarak saklamakta, kendisini ve ailesini ziyarete gelenlere göstererek; “Beni bu vakıf sünnet ettirdi” demekteydi.

GÜNÜMÜZDE SEVDİRME

Bu sosyolojik ve psikolojik tesirleri insan ve özellikle çocuk üzerinde bırakmak elbette bu gün içinde mümkündür.

Bir gün Gıda toptancılarına gittim. Orada 500 tanesi bir poşet içinde küçük, kâğıtlı sorma şekerleri gördüm. 8 – 10 TL fiyatı olan bu şekerlerden bir torba aldım.

Şimdi çantamda, cebimde bu şekerler var. Otobüste, metroda, sokakta, bahçede 3 – 5 yaşlarında hangi çocuğu görsem, ona bu şekerlerden bir tane veriyorum.

Aman ne kadar seviniyorlar ve ne güzel tepkiler ortaya koyuyorlar. Allah’ım sen, sevimli ve bu küçük insan maketlerini dünya ve ahiretin acılarından koru ve onlara iki cihan saadetleri ver. Bana teşekkür ediyorlar, geliyor elimi sıkıyorlar, bana öpücük uzatıyorlar… Bir küçük şeker ile çocuklar o kadar mutlu oluyorlar ki… Böylece onları ve onların o küçük kalplerini kazanmış oluyorum.

Bir işin bir önemli yönü ise bu işin psikolojik durumudur. Ben, 68 yaşında beyaz sakallı bir insanım ve bu görüntümle de İslami değerlere önem verdiğimi onlara ihsas ettirmiş oluyorum. Çocuklar benden bir şeker alınca, minnettarlık duygularıyla beni ve benim suretimi de hafızalarına kazıyorlar. Ve umuyorum hayatları boyunca İslam’a da bir sempati duyacaklar. Belki de İslam’ın bir mücahidi ve mücahidesi olacaklardır.

Bu yazı toplam 6718 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.