1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Son gündem ve sosyolojik tahlil
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Son gündem ve sosyolojik tahlil

A+A-

Türkiye’de gündem öyle çabuk değişiyor ki yetişemiyoruz sevgili okurlar. 

Diğer İslam ülkelerindeki bölme parçalama planlarının ardından bilindiği üzere sıra Türkiye’de. Bu sebeple hedefe konan güzel ülkemize saldırılar birbiri ardına geliyor ve bitecek gibi de görünmüyor. Darbeyi daha yeni savuşturduk arkasından memleketi zayıflatma adına görevi diğer terör örgütleri devraldılar. Karşılıklı paslaşarak işi götürüyorlar. Halbuki bu gemi batarsa herkes batacak. Ne gerek var birbirimize bu kadar düşmanlığa, fesatçıların ekmeğine yağ sürmeye ne lüzum var? Bu vatan hepimize yeter! Nedir bölüşemediğiniz? Türkiye’nin teröre harcayacağı paraya yatırımlar daha ilerlese ülke dünyadaki ilk ona girse kötü mü olur? Akla ziyan şu yapılanlar!...

Bütün bunlara ilâveten askerlerimizin kaçınılmaz son olan Cerablus’a girmeleri inşaALLAH hayır olsun diyoruz.

Ama bugün biz farklı şeyleri yazmak arzusundayız.

Başarısız darbe girişimi halk arasında birçok yönden sosyolojik sarsıntılara yol açtığı görülüyor. Gezi ve 17/25 Aralık olaylarından sonra başlayan ve devam eden bir süreç bu. Şöyle ki, insanlarda güven ve itimat üzerine bina edilmiş olan yerleşik bir din anlayışı vardı. Ancak son yaşanan hâdiseler. Bilhassa velilerin çocuklarını tüm kalbî mutmainlikle teslim ettikleri eğitim kurumlarının, dersânelerin, ağabeylerin çirkin bir hâin oluşumun içinde yer almaları insanımızı derin bir teessüre sürüklemiş ve dindar kesime itimat noktasında haklı bir endişeye sevk etmiştir. Hem velilerde hem halkın çoğunda ‘cemaat’ anlayışında bir şüphe gelişti. Maalesef televizyonlarda bunu köpürtüp âdeta teşvik eder mâhiyetteler.

Bu husus hakikaten memlekette din adına devletin tam olarak eğilemediği sahalarda çok faydalı hizmetler ifâ eden cemaatlerin çalışmalarını olumsuz etkilemekte. Yine halk arasında bütün cemaatlere karşı bir tavır oluşmakta! Bu tasvip edilecek bir konu değildir. Bâzı yanlı cephelerde; ‘Bak gördünüz mü? Problemlerimize dindarlar cevap veremiyor tek çözüm çağdaş-laik sistemdir’ diyerek eski köhne zihniyeti insanlara dayatıyorlar. Bunlar asla doğru şeyler değildir.

Sosyolojik sıkıntılara devam edelim; Son gelişen durumlar insanların birbirlerine olan güveni yıkmıştır.

Artık başörtülülere, namazlı kişilere, dindarlara olan eski güven ve itimat kalmadı.

Toplumda nice saygınlığı olan meslek dallarına olan güven zayıfladı. Askerlere, komutanlara, polislere, vâlilere, hâkimlere, akademisyenlere, iş adamlarına bu yanlış işleyen cemaat anlayışı yüzünden itimat duygusu iğfal edildi.

Yine akrabalara, komşulara, eski dostluklara şöyle bir bakın geçmişteki samimiyet var mı?

Halka başına bomba yağdıranlar aslında insanların yüreklerini ve gönül dünyâlarını da bombaladılar. Karıyı kocaya düşman ettiler, babasına çocuğunu ihbar ettirdiler, evlâdı ana-babasını terk ettirdiler. Aile kurumunu koca bir toplumu birbirinden şüphelenir hâle getirerek sosyal bir patlama oluşturdular.

İnsanların dindarlara, cemaatlere karşı olan itimatlarını yerle bir ettiler. Herkes cemaat deyince hizmet deyince aklına ve zihnine terörle özdeşleşen bir yapı getirir oldu. Bu durum diğer hak ehli cemaatlere olan güveni sarstı. Artık millet; ‘Aman cemaatlere yaklaşmayalım. Bu da diğer gibi olabilir’ diyerek âdeta; ‘Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş’ tâbirine uygun hal geliştirir oldu. Tabi bunlar tasvip edilir şeyler değil ancak bu menfi imajı silmek zaman gerektiriyor.

Bahsettiğimiz sebeplerden ötürü insanımızda sosyolojik olarak bir sarsılma ve savrulma mevcuttur.

İnsanımızın gönül dünyâlarında oluşan bu menfi ruh yaralanmasını her birey sarmak için elinden geleni yapmalıdır.  Yeniden aramızdaki kardeşlik anlayışını, ailevi bağları, komşuluk ve dostluk ilişkilerimizde güveni-samimiyeti tesis etmeliyiz. Birbirimizi ötelemeden, itelemeden kucaklaşmalıyız. Her zaman dostça kenetlenmeden hayır çıkar, iyilik ve güzellik çıkar.

Ortamdaki fitne hâlini doğru davranışlarla savuşturalım, dedikodulara itibâr etmeyelim, iftirâlara kanmayalım. Böylece içinde yaşanılan bu sosyal travmayı toplumumuz adına en zararsız bir şekilde atlatalım inşallah.

Bu yazı toplam 355 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.