1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Siyasette Samimiyet Günleri
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasette Samimiyet Günleri

A+A-

Belediye başkan adaylarının meşhur tabirle sahaya inip seçmenle tanışıp, konuştukları bu günler tam anlamı ile bir samimiyet testi günleridir.

Gerçi bizim memleketimizde seçim öncesi günler, vatandaşların seçmen oldukları için adam yerine konulup ziyaret edildiği, hal hatır sorulduğu, eli ayağı öpüldüğü günler olarak görülse de yine bu günler siyasetçilerin samimiyetinin sorgulandığı günlerdir.

Bizim memleketimizde siyasetçilerin samimi olup olmadıklarına seçmenlerin verdiği cevap yıllardır aynıdır.

Siyasette 'samimiyet' olur mu? Hayır, olmaz.

Siyasetçinin samimisi olur mu? O da olmaz.

Hele ki bir davası, düşüncesi ve bir derdi olmayan siyasetçilerin hiç olmaz..

Bu ülkenin siyasetçilerinin lügatine nereden ne zaman ve nasıl girdiği beli olmayan sözlerden birisi de “Bilimde samimiyet nasıl olmazsa; siyasette de olmaz.” sözüdür.

Bu sözü nesilden nesile birbirine aktaran siyasetçiler var olduğu sürece milletvekili veya belediye başkanı olarak seçildiği günden bu yana memlekete özel ve seçmene özel işleri bırakarak parasal iş ve ilişki süreçlerinin birbirinin içine geçtiği devasa bir siyaset âleminin merkezine oturtulan siyasetçi hiç bir zaman seçildiği yer ve yöre için samimi olamaz.

Seçmenin moral değerlerine hitabeden bir siyaset söyleminden yola çıkan samimi bir insanın, bu günkü uygulanan siyasetin doğasına uygun olarak, farklı menfaat görüşlerine dayalı aksiyonerlerin itişip kakıştığı bir arenada iktidar hırsıyla bir anda samimiyetsiz bir siyasetçiye dönüşmesi kaçınılmazdır.

Bu manada Türkiye'de son 30 yılda yaşanan büyük değişimlerin özellikle de 28 Şubat sonrasında yaşanan farklılaşmanın sonucunda, belli bir fikre sahip insanların bile nasıl savruldukları ve kendilerinden beklenmeyecek ölçüde değişim göstererek samimiyet testinden nasıl geçemedikleri ibretle izlenmiştir.

Siyasi faaliyetlerindeki samimiyetsizliği bünyelerinde konumlandıranlar işi inanç boyutuna da taşımakta gecikmemişler, taviz taviz üstüne dercesine dün haram dedikleri şahsi faizli işlemlerine bu gün finansman gideri diyerek kılıf buldukları gibi, İslami ilimlerin okutulacağını savundukları İmam Hatip Liselerinin yapımı için bile faizli kredi kullanmakta bir beis görmemişlerdir.

Görüldüğü kadarıyla samimiyet testinden geçemeyen siyasetçiler birileri tarafından müthiş bir anlama ve anlamlandırma yönlendirmesine tabi tutulmuş gözükmektedirler.

Yönlendirme sonrasında içine düştükleri fasit daireyi görmeyerek dünyayı kendi etraflarında dönüyor zannedenlerin varacağı nokta “Ne yaparsınız siyaset böyledir, ben de fena halde duygusal ve samimiyim.” Bataklığıdır.

Fakat bu ülkenin, tarihini, vatandaşını, seçmenini ve siyasetini anlama ve anlamlandırmayı devre dışı bırakanların maruz kalacakları tehlike sadece kendi dönemleri ile sınırlı değildir.

Siyasetçilerin kurumların bütçelerdeki yaptıkları olur olmaz değişimlerin sonucundaki halkı kandırma ve aldatmaya, fısk ve fücuru artırmaya yani sadece siyasi kazanca dönük faaliyetler sonucunda Konya’ya verilen zarar henüz bu gün gözükmüyorsa da gözükeceği günler çok uzak değildir.

Böyle bir siyasetçinin hazırladığı ve harcadığı bir bütçeyi sindirmek her midenin harcı değildir.

Siyaseti denetleyeceği zannedilen üst yönetimin bütün bu olan bitenleri bilmesine rağmen göz yumuyor, görmezden geliyor olması daha büyük bir felaketin habercisidir.

Toplumların değişerek benimsediği hatta nerede ise bir parçası olduğu siyasetçilerin nerede ise her gün birbirlerine küfür ettikleri bir sistemi inkâr etmelerini istemek kolay değildir.

Hâlbuki küfür düzeninde yaşamak başkadır, küfür sistemini ve yöneticilerini desteklemek başkadır.

Müslümanların başta da ifade ettiğimiz gibi özellikle son 30 yılda haksız kazanç elde etmeyi düşünen, haksız kazancı normal bir kazançmış gibi kabul edebilen bir edebilen bir müslüman haline dönüştürülmüş olması, haysiyetsiz, şahsiyetsiz, dönek, yalancı, sahtekâr, siyasi çıkarları için herkesle her işi yapabilecek siyasetçiler eliyle gerçekleşmiş olsa da, biz bu ülke insanından ümidimizi kesmiş değiliz.

Bu yazı toplam 5764 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.