1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Sevr Muahedesini aslında kimler imzaladı
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Sevr Muahedesini aslında kimler imzaladı

A+A-

Kurtuluş günlerimizin başlangıç ve devamı olan zaman içinde yakın tarihimizi yazanların objektiflik yerine

 Kendi görüşleri mi diyeyim? Yoksa öyle yazdırmak isteyenlerin telkini mi diyeyim…

Her nedense olayların bazı hakikatlerini es geçip birilerini üstlere çıkartmak oluşumu içinde tarih yazmış olduklarını yeni yeni öğrenmeye başlıyoruz.

***

Cumhuriyet döneminin başlamasından itibaren okullarda okutulan resmi tarihler bir tarafa ki…

Haydi, onu resmî ilgililer yaptırdı ve bizlerin beynini öyle yıkamaya çalıştılar diyelim.

Ya tarihî olayları bildiklerini veya araştırıp bulduklarını belirterek bunları dergi, kitap ve makale halinde sunanların bu yolda gidişlerini neye hamledelim?

Bir gün gelir hakikatler ortaya çıkmaya başlar. İşte o zaman tarihçi diye el üstünde tutunanlar yanlış yapmışlarsa anıları ne olur siz daha iyi bilirsiniz.

***

Son yıllar, hatta bu günler de bile.  İtilaf düvellerin bizi sadece parçalama değil bütün idareyi de ele aldıklarını kapsayan Sevr muahedesi kararlarından kurtulma çabaları günlerinde neler olmuş kimler neler düşünüp ortaya atmış bunları bilebildik mi?

Bildiğimiz ve okullarda okuyup ezberlediğimiz tarihe göre…

“…Almanlarla müttefik olan Osmanlı devleti 1. dünya savaşında yenilmiş, Ruslar İstanbul surlarına kadar gelmiş, bundan kurtulmak için düveller denilen önce İngiltere, Fransa, İtalya devletlerince sonrada bunlara iştirak eden Rusya'nın hazırladığı Sevr muahedesi Osmanlı devletinin imza etmesi istenmiştir.

Padişah tahtını, diğerleri mevkilerini kaybetmemek için halkın ve yurdun kurtuluşu için çaba gösterecekleri yerde imzayı basmışlardır…” anlatım yapılmıştır.

Ben özet söyledim tabii teferruatı vardı ama özü bu değimli idi öğrettikleri tarihimizde!

***

Sevr muahedesini kimler hazırlamış ve hangi devletler imzası ile gelmiş bir merak edip yeni araştırmaları havi yazılımlar yanında yabancı tarihçilerin daha hakikatli anlatımlarını okusak.

Bize anlatımın eksiklik yanında manalarının da değiştiğini görüveririz.

***

Sevr muahedesi İngilizler tarafından kaleme alınmış ve Amerika dışında 28 devlet imzalamış bulunmakta.

İçeriğini burada yazmaya imkân yok sayfalar tutar.

Özetlersek, 25 maddeden oluşan bu mütareke Osmanlı Devleti'nin devlet olma özelliğini ortadan kaldıran, Ordu bağımsızlığını yok eden, İtilaf Devletleri'ne Osmanlı topraklarını işgal hakkı sağlayan özelliklere sahip olmakta.

Böylece Osmanlı devleti sadece Dolmabahçe sarayında yetkisizce kalmakta ve yurdu çeşitli devletlere bölüştürme yanında idareciliği asayişi bile kontrolünü onlara bırakmakta.

Hayret verici bir nokta Ermenistan zaten olur imza eder de, “Hicaz” neden imza etmiş dikkate değer.

***

Muahedeyi Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Limni adasının Mondros Limanında ateşkes anlaşması olarak imza için davet edilmiş.

İstanbul’da padişahın imzasına sunulmuşluk görülmüyor(!)Padişah imza etmekten imtina etmiş olduğu da anlatılıyor.

Bazılarının “Hain Padişah imzaladı” diğerlerinin “Hayır o red etti Damat Ferit paşa ve hükumeti imzaladı” üzerindeki yazılımların da asla uymadığını Sevr muahedesi altında ki imzalardan öğreniyoruz.

Padişah Vahdettin şartların çok ağır olduğunu belirtmişse de..

İktidarda bulunan İttihat ve Terakki partisi çaresizlik görmüş ki partisinin Başbakanı Damat Ferit paşa ve hükumeti, kabul imzası için bir heyet vazifelendirmiş.

İşte heyette bulunup imzayı basanlar

Hadi Paşa: Ayan üyesi. 
         Rıza Tevfik Bey: Ayan üyesi, 
         Reşad Halis Bey: Türkiye'nin Bern fevkalâde temsilcisi ve murahhas elçisi.

Bu heyeti vazifelendirme kararında Damat Ferit paşanın imzası olduğuna göre. “Ferit Paşa da imzalamamış” kaydı boşta kalır herhalde.

***

Mütarekenin nispi sükûnet dönemini itilaf devleti Mayıs 1919 başlarında sona erdirmiş oluyor.

Osmanlı devleti kalacak sözü verenler yaptıkları Barış Konferansında, Mondros'ta verilmiş sözlere aykırı olarak, İzmir'in Yunanlılarca işgali kararını alıyor. Zaman geçirmeden aynı günlerde Türkiye'nin birçok köşesi İtilaf devletlerince işgal ediliyor. Kars ve Batum milli şura hükumetleri İngilizler tarafından dağıtılıyor.

***

Bu günlerde olsa gerek Anadolu'nun işgal edilememiş illerindeki İstiklal ayaklanmaları açıkça diğer yerlerde gizlice başlıyor.

O günlerde olsa gerek. Rahmetli Mareşal Fevzi paşanın yıllar sonra açıkladığı ve bendenizin önceki yazılarımda “Mareşal Fevzi Çakmak’ın itirafı” olarak anlattığım gibi.

***

 İşte bu itirafta anlatıldığı gibi  

Vahdettin Günün Genelkurmay başkanı olan Fevzi Çakmak paşa’yı çağırarak.

“Vatan elden gidiyor. Benim elim kolum bağlı. Ordum bile yok.

Kurtuluş Anadolu’da ki mücadelenin direnmesi ile olabilir.

Ancak onların başında bir komutan olması gerek

Bana bu iradeyi yapabilecek Paşaların ismini ver.” Diyerek liste istiyor…

            ***

            İşte bundan sonra Sultan Vahdettin’in vazifelendirdiği M. Kemal Paşa'nın Samsuna çıkışı ile “Kurtuluş savaşı” başlamış oluyor.

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Bu yazı toplam 6001 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.