Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Servet Çokluğu-2-

A+A-

Peygamberimiz aleyhisselâm’ın dünya hayâtını aşırı sevip ona bağlanmamaları husûsunda müminleri hep sakındırıcı uyarıları vardır. ‘Kim dünyâya çok önem verirse, Allah onun işini dağıtır (zorlaştırır). İki gözünün arasına fakirliği (aç gözlülüğü) koyar. (Halbuki) dünyâdan ona ulaşacak olan kendisi için yazılandan başkası olamaz. Kimin de niyeti âhiret(i kazanma) ise Allah onun işini toparlar (kolaylaştırır.) Onun kalbine zenginliği koyar. Ona dünyâdan da ihtiyaç duyduğu şey ulaşır.’ (1) Yine başka bir hadislerinde; ‘Dünya sevgisi her türlü her çeşit hatâlı davranışın başıdır. Bir şeye karşı olan sevgin, seni kör ve sağır yapar.’ Buyururlar. Altın ölçü değerinde olan bu uyarılara kulak asmayanlar hayatlarına şöyle bir baksınlar, rast gitmeyen işlerini dönüp bir düşünsünler belki bir ipucu çıkarabileceklerdir.
Dünya sevgisi kontrol altında tutulmayıp serbest bırakıldığında, kişiler onun meşguliyetlerine dalıp Cenâb-ı Hakk’a ibâdeti ve ahreti unutabilirler. Allah Teâlâ: “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyâna uğrayanlardır. Herhangi birinize ölüm gelip de ‘Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!’ demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin, Allah için harcayın.” (2) İnananların bu uyarıya uygun davranmaları gerektir aksi kişi adına ziyandır. İşe güce kendisini verip Cenâb-ı Hakk’ı unutanlar için bir başka uyarı daha vardır: “Allâh’ı unutup da Allâh’ın kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” (3)
‘Allâhü Teâlâ sana mal verir, sen de Allâh'ı unutur malla uğraşırsan, o malı sana kara bir perde yapar; Dünyâyı ve ahireti göremez olursun. Yalnız malı bilir, sâdece dünya malını görürsün. Çoğu zaman bu hal sâhibini zelil eder... Çünkü sen, asıl nimeti vereni unuttun, nimetle meşgul olduğun anda dünya malını elinden alır, seni değiştirir. Zelil ve fakir eder.
Eğer o mal, mülk seni meşgul etmez de, ibâdetinle de uğraşırsan, mal sana bir hediye olarak verilmiş olur; bir tanesi bile eksilmez... Mal ve mülk sana hizmetçi olur; sen de yaratana ibâdet edersin... Böylece dünyâda rahat, güzel geçinirsin. Âhirette ise sıddıklar, şehitler, sâlihlerle berâber olursun... Mevkiin artar, yücelirsin...’ (4)
İnsanlar dünyâya lâyığınca değer vermeliler nihâyetinde dünya hayâtı ahreti elde etme adına bir geçimlikten ibârettir. Dünya geçici bir mekandır. Akıllı olan ebedi saadeti için hazırlıklı olup malını mülkünü, varını yoğunu neyi varsa bu yola sarf etmelidir. Bu hakikat Kur’ân-ı Kerim’de ne güzel ifâde edilir: “Dünya hayâtı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. İttika edenler, (Allâh’ın azâbından) korkanlar için elbette âhiret yurdu daha hayırlıdır. (Dünya hayâtının fâniliğine) hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?” (5) Başka bir âyette insanın dünyâda nasıl bir tercih yapması gerektiği belirtiliyor: “Fakat siz (ey insanlar!) âhiret, daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayâtını tercih ediyorsunuz.” (6) Buyrulur. Bu dünya bir tercih dünyâsıdır. Tercihini doğru yapanlara ne mutlu!
-----------------
1) Tirmîzi, Kıyâmet 31, Hadis No:2467
2) Münâfikun, 9-10
3) Haşır, 19
4) Abdulkâdir Geylâni, Fütûh’ul-Gayb(Çev:Seyfettin Oğuz), İst,, târihsiz, s.74
5) En’am, 32
6) Âlâ, 16-17

Bu yazı toplam 5579 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.