Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Seküler Devlet

A+A-
Seküler, dünyevi, cismani, laik. Sekülerizm, Dünyevîlik, cismanîlik, laiklik. (1)
Seküler, dünyevileşmek, yani öldükten sonra hesap vermeyi inkâr etmek, maddi gelir getiren bilimleri tedris etmek, uhrevi fayda veren dini ilimleri tedris etmemek, beşeri kanunların suç saydığını suç saymak, saymadığını saymamak, helal ve haramı buna göre tespit etmektir. Sekülerin diğer adı, laikliktir. Laiklik, dini olmayan kültür, yaşam biçimi, dünyayı algılama usulü, dini, vicdan işi, sadece itikat ve ibadetten ibaret kabul etme anlayışı ve idare biçimidir.
Muhafazakâr kesimden bir kısmı, siyaset sahnesinde boy gösterdiklerinden beri sekülarizmin / laikliğin bütün dinlere eşit mesafede ve eşit şekilde saygı gösteren bir anlayış şeklinde tarif edilmesini ve kavramın içinin bu şekilde doldurulmasını istemektedirler. Bu istekten dolayı söz konusu kesim “Seküler bir devlet bütün dinlere saygı gösterir ve insanların dini olup olmama konusunda tercih yapma hakkı vardır!” demektedirler.
Bunu böyle istemek, belki seküler devletin inananlar üzerindeki zulmünü biraz azaltabilir; hedef aslında buydu. Zaman içerisinde bu hedefi unutup sekülarizmin içini bu şekilde doldurarak seküler devleti benimsemek, insanı dininden eder. Çünkü seküler kavramın manası açık, iktidarı ele geçirdiğiniz zaman bu kavramı istediğiniz şekilde dolduramazsınız, doldurup bunu kâğıt üzerine dökseniz bile bu kavramın manası gene değişmez. Sadece seküler devletin inananlar üzerindeki kısmen azaltılmış zulmünü onaylamış olursunuz ki bu da sizin dininiz olur.
 İnsanların dini olup olmama konusunda elbette tercih yapma hakkı vardır. Dileyen iman eder, dileyen iman etmez. Çünkü “Dinde zorlama yoktur.” (2)
 Tanzimat’ın ilanının sebebi, seküler devlete zemin hazırlamaktır. Cumhuriyetin ilanıyla hilafet kurumu lağv edilerek seküler devlet inşa edilmiştir. Eğitim ve öğretim kurumları buna göre dizayn edilmiştir. Medreseler kapatılmış, dini eğitim ve öğretim yasaklanmış, Kur’an kursları kapatılmış, Kur’an-ı Kerim’i gizli olarak öğretenler sıkı bir şekilde takip edilerek cezalandırılmış ve ezan-ı Muhammedî, Demokrat Parti iktidara gelinceye kadar Türkçe okutulmuştur. O devirde camilere müzik aletleri ve sıralar konulmak istenmiştir.
Demokrat Parti iktidara (14 Mayıs 1950) geldikten sonra bugün Arap Baharı gibi Türk Baharı’nın yaşanmaması için musluklar biraz gevşetilmiştir. Bu bağlamda ezan-ı Muhammedî aslî şekliyle okunmaya başlamış, İmam Hatip Okulları ve Yüksek İslam Enstitüleri açılmıştır. Seküler devlet, kendini koruma refleksiyle zaman zaman muslukları kısmıştır. Mesela 1960 Devrimi, 1980 İhtifali, 28 Şubat Dönemi bunun için yaşanmıştır. Seküler devlet yaşadığı müddetçe kendini koruma refleksiyle zaman zaman muslukları kısacağını hiçbir zaman unutmayalım.
Seküler devletin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bürokratı, akademisyeni ve öğretmeni olmakla seküler devlet meşrulaştırılmaz. Çünkü seküler bir devlet, bütün dinlere saygı gösterecek olursa yani bütün dinlerin hukukunun icra edilmesi için ortam hazırlayacak olursa kendi varlığını inkâr etmiş olur; ortada seküler bir devlet kalmaz.
Unutmayalım ki din, takip edilen yol demektir. Yani din sadece itikat ve ibadetten ibaret değildir. Dinin Muamelatı ve ukubatı da vardır. Halen görevinin başında olan Papa’nın dediği gibi Ortadoğu, dini sadece itikat ve ibadetten ibaret saydığı için seküler kavramına dinden feragat etmemek anlamı yüklemektedir. Bir an önce tevbe edip bu yanlıştan dönelim, aksi halde laik kesimle özdeşleşmiş oluruz.
Muhafazakâr kesimden bir kısmının seküler devleti benimsediğini basından öğrenince şok oldum. Bu yanlışı düzeltmek maksadıyla bu yazıyı yazdım. Dua buyurun, efendim.
Kaynaklar
1 Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük
2. Bakara:256
Bu yazı toplam 6207 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.