1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Şekerin fidanları ve fırtına
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Şekerin fidanları ve fırtına

A+A-

GÜNÜN SÖZÜ

Balık çok konuşurum ama ağzım su dolu demiş

 

Tarih kitaplarında, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferine çıkarken ordusu ile birlikte kum fırtınasının geçit vermediği Sina Çölü’nden geçtiğini okurduk.

Kurak ve çorak olduğu için geçmesi imkansız görülen çöl, Osmanlı ordusu tarafından yaya olarak 1 hafta gibi kısa bir sürede geçilmiştir.

Mana yüklü bu sefer tarih kitaplarında şöyle yer alırdı:

“Yavuz Sultan Selim, ordusuyla beraber Mısır seferine çıkmıştı. Mısır’ın merkezi Kahire’ye ulaşmak için Sina Çölü’nü geçmek gerekiyordu. Kurak ve çorak bu çölü geçmek neredeyse imkânsız gözüküyordu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Yavuz, Sina Çölü’nü ordusuyla geçmeye kararlıydı. Ordu içinde bunun imkânsız olduğunu söyleyenler olduysa da onları susturmasını bildi. Sina Çölü’nü geçerken yaşanan şu vaka ibretliktir:

Sina Çölü’nde yıllardan beri yağmur yağmamasının verdiği kuraklıkla, müthiş sıcaklık ve kum fırtınası vardır. Çölde ilerlerken Sultan Selim Han, bir ara atından iner. Sultanın ardından tüm devlet adamları da attan iner. Başta Sultan Selim Han ve tüm ordu, kurak ve çorak Sina Çölü’nde yayan yürümektedir. Ordu harap ve bîtab hâle gelmiştir. Fakat Yavuz, büyük bir edeb ve huşu içinde yürümeye devam etmektedir. Sebebi sorulunca; bütün heybet ve azametinden sıyrılıp, sükunet ve edeple şöyle der: “Önümüzde, Fahr-i Kâinat Resulallah Efendimiz Hazreti Muhammed yürümekteyken, at üstünde gitmekten hayâ ederim!”

- Nitekim hiç olmadık şeyler olur. Orduya kara kara bulutlar gölge yapar, sahraya görülmedik yağmurlar yağar.

Yavuz ve ordusu bir hafta gibi kısa bir sürede Sina Çölü’nü geçerek tarihte eşine az rastlanır bir başarıya imza atmışlardır.”

Önceki gün Konya- Ankara yolunun 65. kilometresi yakınlarındaki 500 metrelik alanda toz fırtınasını görünce, alakası olmasa da aklıma Sina Çölü geldi.

Onun için tarihimizdeki bu küçük anekdotu sizinle paylaşayım istedim.

Hem böylece ecdadımızı da rahmetle yadetmiş olduk.

Konya Televizyonu canlı yayın ekibi  ‘Ankara’nın Zirvesi’ programının çekimi için Konya’dan yola çıkmasından kısa süre sonra bizi “ Yolda kum fırtınası var” diye haberdar edince önce şaşırdım.

Biz bölgeyi iyi tanıdığımız için fırtınanın geçici olacağını düşünürken, ekibin ikinci telefonu daha üzücüydü.

“Burada zincirleme kaza var. İki ölü, 30’dan fazla yaralı var” dediler.

Gazeteci önce insandır.

Arkadaşlarımızın olay yerinde görüntü almalarının yanında insanlara yardımcı olduklarını da öğrenince, bizde Konya Televizyonu’nun idari binasından hareket ederek olay yerine gitmek için yola çıktık.

2. Organize çıkışında trafik ekiplerinin araçları Ankara yönüne bırakmadığını görünce “Tedbirler” alınmış diye rahatça ilerlerken, ilk tehlikeyi ‘tutubun beli’ mevkiinde atlattık.

Kendimizi biranda göz, gözü görmez bulutun içinde bulduk.

Ani fren sonucu yavaş, yavaş ilerleyelim diye iç geçirirken çok kısa süre sonra önümüzü görmeye başladık.

Altınekin kavşağına kadar çok iyi ilerledik. Ancak burada da trafik ekiplerinin araçları ileriye salmadığını gördük.

Hatta kavşak çevresi, kurtarma araçları ile doluydu.

Acıkuyu mevkiine geldiğimizde toz fırtınası göründü.

Korkutucu bir havaydı.

Hiçbir şey görünmüyordu. Ağır, ağır ilerlemeye çalışırken önümüzdeki aracı gördük. Araç park halindeydi ve bizde korku dolu düşünceyle aracımızı yol kenarına park edip aşağı inmeye çalışırken, fırtınanın şiddeti ile tanıştık.

Çok şiddetli bir toz bulutu esintisi vardı.

Olay yerinde çok sayıda aracın kaza yaptığını ve onlarca aracında ilerleyemediği için yol kenarına park ettiğini fark ettik. İl Emniyet Müdürü Hüseyin Namal, İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ercan Yaşin ile jandarma ve polislerin yaralıları sevk etme ve yolu açma çalışmalarına şahitlik ediyorduk.

Toz bulutu zaman, zaman şiddetini artırıyor, insanlar bulundukları yerden sadece dua ediyordu.

Görüş için mikrofon uzatılan Tır şoförünün ; “Arazide ve yol kenarında yeteri kadar ağaç olsaydı toz bulutu bu kadar etkili olamazdı” sözleri ne kadar haklıydı.

Çevrede kum ocakları ve kum çölü yoktu.

Ama toz fırtınası nereden geliyordu?

Sonra gördük ki; nadas edilen arazide ağaç ta olmayınca etkili rüzgar, toz bulutu oluşturmuş.

Biz 18.00 gibi olay yerinden ayrıldık. Ama insanlar Konya yönüne geri dönme mücadelesi veriyordu.

2 can kaybolmuş 30 dan fazla insan yaralanmıştı.Onlarca araç ise hurdaya dönmüş vaziyetteydi.

 

ŞEKERİN FİDANLARI

Tam fırtınanın etkisi konuşulurken, Konya Şeker’in basın bürosundan fidan dikim törene davet edildik

Şeker’in; Yusuf İnanç, Erdoğan Nesimioğlu, Ersal Özkan, M.Fatih Satılmış ve Nadide Ülkü Altıparmak’tan oluşan basın bürosu ekibi samimi ve sıcak.

Bilindiği gibi samimiyet ilişkileri de sıcak kılar.

İşin özünde fidan dikimi varsa gitmek için daha çok acele edersin.

Bizde öyle yaptık.

Çumra yolu üzerindeki Kaşınhanı mevkiinde yola paralel olarak büyük bir alanda binlerce fidanı toprakla buluşturduk.

Çok güzel çam, ıhlamur ve akasya fidanları açılan çukurlara dikilirken Genel Müdür Yavuz Erence’ye “Fidanları nereden temin ettiniz” diye sordum.

Çumra Şeker’in bahçesindeki 10 dönümlük arazide yetiştirildiği cevabını verdi.

AB Holdingin CEO’su Hamdi Bağcı da fidan dikenler arasındaydı. Ceketi çıkarmış kürekle fidanların dikildiği çukura toprak dolduruyordu.

Yatırımlarıyla birlikte Şekerin fidanları da herkese örnek olur inşallah.

Bu yazı toplam 5519 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.