1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Savaş gibi seçim
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Savaş gibi seçim

A+A-

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimin şimdiye kadarki hiçbir seçime benzemeyeceğini iddia edenler galiba haklı çıkacak.

Gerçi 31 Mart seçimlerinin eskilere benzemeyeceğini onlar daha çok kendilerinin kazanmaları açısından söylemişlerdi.

Bunun için bu seçimlerin millet ve memleket davasından daha çok kendilerinin bekaları için eskisinden daha önemli olduğu anlaşılmıştı sözlerinden.

Mesela İçişleri Bakanı seçimi kazanamazlarsa karşı görüşteki siyasi partililerin iktidar yanlılarının enselerinde boza pişirecekleri şeklinde bir ifadede bulundu.

Yine aynı bakan seçimi kazanamazlarsa güney doğuda şiddet olaylarını artacağını ima ederek tehdit yollu ifadeler kullandı.

Diğer taraftan Milletvekili olmadan önce başka olduktan sonra başka ifadeler kullanmasıyla tanınan bir milletvekili seçimleri kazanamazlarsa belediyelerde çalışan işçilerin işlerine son verileceği ihtarında bulundu konuştuğu seçmenlere.

Aynı minval üzere başka bir milletvekili aday tanıtım mitinginde partisine oy verenlerin kıyamette inşallah hesapsız bir şekilde cennete gireceklerini vaad etti.

Özellikle büyükşehirlerde yarışa çıkan adayların ise tam olarak ne dedikleri veya ne vaat ettikleri tam anlaşılmasa da milletvekilliği devam ederken aday olanların rahatlığı gözden kaçmadı.

Bu rahatlık dolayısıyla Binali Yıldırım başta olmak üzere bazı belediye başkan adayları partilerinin şimdiye kadar söylediği sözler ile ortaya koydukları davranış biçimlerine aykırı hareketlerde bulundular.

Mesela ortada partili Cumhurbaşkanının kurduğu ittifak sebebiyle sırtlamaya çalıştığı propaganda çalışmalarına bakarsanız tam bir çatışma hali göreceksiniz.

Küçük büyük adı ne olursa olsun bir parti muhalefette ise partili Cumhurbaşkanı ağzını açıp gözünü yumdu mu söylemediğini bırakmıyor.

Hatta karşısındakinin bayan olması bile çok şey ifade etmiyor.

Maksat her ne olursa olsun seçim kazanma olunca partiler arası rekabet ittifaklar arası mücadeleyi de aşıp partililer arasında savaşa dönüşüyor.

Özellikle de kendilerini iş başında oldukları belediyeler ile özdeşleştiren partili işçi ve memur görevliler tarafından.

Seçim için belirlendiği söylenen siyaset meydanlarında bunlar yaşanırken adına sosyal medya denen mecralarda verilen savaşın vahameti her geçen gün artıyor.

Daha düne kadar partilerin birbiri aleyhine söyledikleri gerçek olmayan ithamlar nedeniyle şikâyetçi idik, bu gün açık seçik yalanlardan mustaribiz.

Cumhurbaşkanı bir şehre kendileri tarafından yapılmayan bir yatırımın kendileri tarafından getirildiğinden mi bahsetti, bütün partililer o konuda yarış yapıyorlar.

Yatırım konusu bir yana bu ülkedeki adına ister KİT deyin isterse fabrika deyin bir varlığın özelleştirilmesinden mi bahsedildi? 

Ya da özellikle muhalefet partileri tarafından ısrarla hem kuruluş şekline hem de işleyişine itiraz edilen Varlık Fonunun satışına ilişkin bir karar mı yayınlandı devletin Resmi Gazetesinde?

O konuda dünyadaki en liberal düşüncedeki iktisatçılara taş çıkaran kapital siz kapitalist partili taraftarların devletin iktisadi hayattan çekilmesi ile ilgili vecizelerini duyuyorsunuz.

Ya da partili Cumhurbaşkanı kendisine rakip gördüğü bir partinin büyükşehir belediye başkanı adayı var olmasına rağmen o şehirde o partinin adayı yok mu dedi.

Partililerin o konuda söyledikleri sebebiyle ağızlarını tutabilene aşk olsun. 

En son yaşanan ezan ıslıklama ve Endonezya’daki cami baskını sebebiyle Cumhurbaşkanı yüksek perdeden bir iki söz mü söyledi seçim meydanlarında.

O ana kadar kulağı ezanda gözü namazda olmayan ve adına trol denen ne kadar fanatik varsa ortaya dökülüp ortalığı biranda berbat ediveriyorlar.

Veya söz Endonezya’daki Hristiyan teröristin sözüm ona yazdığı alçaklıklarına mı geldi konu.

Cumhurbaşkanının her ne tür bir yanılgı içinde söylemiş olursa olsun  “Bu millet oldukça bu can bu bedende oldukça Ayasofya açılamaz” seklinde anlaşılan sözlerini savunabilmek için yaptıkları türlü türlü tevillerde kırıp dökmedikleri dini inanç veya reddetmedikleri itikadi mesele kalmıyor.

Bu milletin temeli sayılan aile Müessesesinin çıkarılan kanun ve yönetmeliklerle devlet tarafından darmadağın edilmesi veya dindar nesil yetiştirme arzusu ile Milli Eğitimde yapılan yanlışlıkların iktidarın 18. Senesinde hayata yansıyan olumsuzlukları kimsenin umurunda bile olmuyor.

Varsa yoksa nasıl olursa olsun da seçimi kazanalım telaşıyla yapılan yanlışlar ve söylenen yalanlar sadece bu günde kalmayacak.

Bunların geleceğe yansıyan pek çok olumsuzluklarının olacağının da seçim kazanmaktan daha önemli olacağı düşünülmelidir.

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.