Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

SALLANDIK

A+A-

GÜNÜN SÖZÜ

Metodu olan topal, metotsuz koşandan daha çabuk ilerler.

 

ŞEHİRDEN

SALLANDIK

 

Hepimiz gördük.

Binanın, malın-mülkün saniyede nasıl terk edildiğini.

Demek ki en büyük servet ‘can’.

Hani ecdadımız Osmanlı’nın kudretli Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta iken yazdığı;

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” beyti, bize sağlığın önemini hatırlatırdı ya, saniyede gelip geçen sallantı da, canımızın ne kadar tatlı olduğunu yaşattı.

Binalardan kaçtık, sokağa sığındık.

Sokakta sallansaydı ne yapacaktık?

Allah’tan başka kime sığınacaktık?

“Bin nasihat mi, bir musibet mi?”

Musibet demek doğru olmaz. Ama hepimiz uyarıldık.

Bunu inkâr edemeyiz.

Allah’ı unutanlar uyarıldı. Onun emir ve yasaklarına uymayanlar uyarıldı.

Çok şükür Konya depremi can ve mal kaybı olmadan atlattı.

Kandilli Rasathanesi kayıtlarına Selçuklu merkezli depremin şiddeti 4.5 olarak geçti. Ardından 4.7.

2.1 şiddetindeki artçılar da öyle sessizce geçmedi.

Allah göstermesin binalar yıkıldıktan sonra konuşan çok olur. Müteahhitler, kullanılan malzeme hepsi masaya yatırılır.

Hiçbir sonuç çıkmasa bile bir suçlu bulunur ve tüm sıkıntı o garibanın üzerine yıkılır.

Öyleyse bu sallantıdan ders çıkaralım.

Önce inşaatta kullanılan malzemenin kalitesi ile denetiminin ne kadar önemli olduğunu hepimiz kavrayalım. Bina ile ilgili resmi yerlerden alınacak ruhsat veya izin işleminde bir tanıdık bulmak için uğraşmayalım.

Sonra Konya’daki tüm binaların envanterini çıkaralım. Ne zaman yapılmış, fiziki durumu ne halde onu bilelim.

Eski yapılan binaların sağlamlaştırılması için bir dizi tedbir alalım. Bunu alırken de; o bina sahiplerini yolunacak kaz gibi görmeyelim.

Bu millet haksız yere yapılan aidat ödemeleri yüzünden bir çok önemli işini yapamaz oldu.

Hükümetler, bu tür binalara yıkıldıktan sonra değil de, ayaktayken yardım edilmesi gerektiğini bilmeli ve ona göre yasal düzenleme yapmalı.

Amaç, insanları caydırmadan binaları sağlamlaştırmak olmalı.

Görüldü ki, deprem Konya için de bir gerçek.

 

MÜEZZİNLER DÜET YAPMALI

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun bir gazeteciyle yaptığı röportajı okudum.

‘Merkezi ezan ve vaaz’ sistemi uygulamasını kaldıracaklarını ifade etmiş.

Gerekçe olarak da, cami ile cemaat arasının açıldığına vurgu yapmış.

Çok yerinde bir tespit.

Ezan gönüllere neşe veren bir çağrı.

Minareden okunurken insanın içi ferahlar.

Merkezi ezan ve vaaz aslında imamları da güzel ezan okuma ve vaaz etme konusunda geri plana itmişti.

Aslında imamlık herkese nasip olmayacak ulvi bir görev.

Bu görevin güzelliği nedeniyle cami cemaati imamın rahat etmesi için cami yakınında ev temin etmeye çalışır.

Çoğu caminin de evi vardır.

Sevgisi, sempatisi, hayır duası; kolay kazanılmayacak zenginlik bunlar. Bir yere giriyorsunuz orada bulunanlar sevgiyle ve hürmetle “Buyur hoca” diyorlar”

Günümüzde kaç kişiye gösteriliyor bu sevgi.

Caminin ve kürsünün kıymetini gösterdi bu merkezi ezan ve vaaz işi.

İyi ki uygulandı…

Herkes üzerine düşen dersi çıkarmalı. Minareler tertemiz olmalı, imam kendisini yetiştirmek için gösterdiği gayreti artırmalı.

Güzel ezan okuma heyecanı olanlar heveslerini ses çıkmayan minarenin kabinine gömdüler.

Vaaz vermek isteyenler dişini sıka, sıka oturup merkezi cihazın cızırtılı sesinin kesilmesini bekledi.

Her ezan öncesi bir rahatsız edici ses havada yankılanır.

Cazır-cuzur.

Can sıkıcı bir gürültü.

Sonra ezan.

Gönüllere nakış, nakış işleyen o duygulu ve içten gelen ses, donuk ve yalın.

İki müezzin çıkmış minareye.

Biri duruyor diğeri başlıyor. Öyle bir düet yapıyorlar ki; dinleyen kendisinden geçiyor.

Havada kulağınızı tırmalayan ne cızırtı var, ne de cazırtı.

Her caminin minaresinden gelen bir davet sesi.

“Allahuekber-Allahuekber.

La ilahe illallah.”

Hayırlısı olur inşallah.

 

FIKRALARDAN SEÇMELER

YALAN SÖYLEMEK

 

Meşhur mizahçılardan biri, adamın birini sofraya doğru götürüyormuş. O gün fevkalade neşeli olan meşhur mizahçı adama seslenmiş.

- “Siz ne âlim insansız”, demiş.

Adam:

- “Maalesef aynı komplimanla size karşılık veremeyeceğim”, deyince meşhur gülerek şunu demiş:

- “O halde sizde benim yaptığımı yapın. Yalan söyleyin.”

 
Bu yazı toplam 4289 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.