1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Şaban ayının yoluna revân olanlar
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Şaban ayının yoluna revân olanlar

A+A-

Kâinâtın Güneşi, İnsanlığın Nûru, Zamânın Efendisi, Âlemlerin Göz Bebeği İki Cihânın Sultânı Eşsiz Resul Muhammed Mustafa aleyhissalâtu vesselam her mahfilde her mekanda her zeminde konuşulmalı, anlatılmalı, insanlığa tanıtılmalıdır. Zira insanlık güzellik tanımak istiyorsa ancak ve ancak O sevgili Peygamberi tanımak durumundadır. Hiç olmazsa içinde bulunduğumuz O yüce Peygamberin ayı olan Şaban ayında O’nu tanımalı ve herkese her ortamda O’nu tanıtmalıyız. Dahası O’nu hayâtımızın her aşamasına taşımalıyız.

Kur’ân’u Azûmüşşan ilk nâzil olmaya başladığında, câhiliyenin bütün problemlerini şahıslarında sergileyenler, en kâmil ahlak tezâhürlerini hayâtında yaşayan bir güzel kul gördüler. Gördüklerine hayran kaldılar ve derhal iman ettiler bundan böyle de O insanlık şahikasıyla birlikte İslam yolunda yürüdüler. En çirkin işleri yapanlar dahi önceleri düşmanlık etseler dahi kısa bir süre sonra O müstesna insanın getirdiklerine inanarak teslim oldular.

Peygamberi Zişânın eşsiz şahsiyetine hayran olanlar derhal Müslümanlığa girdiler.

Peygamberi Zişânın kâmil ahlâkına şâhit olanlar hemen imân ettiler.

Peygamberi Zişânın rahmet ihtiva eden sözlerini dinleyenlar hidâyete eriştiler.

Peygamberi Zişânın yüzündeki nûru gören; ‘bu yüz asla yalan söylemez’ dediler.

O güzellik şâhikasının namazını seyredenler arkasında saf tuttu. O’nun yetimlere, kimsesizlere, yoksullara, ihtiyaçlılara sâhip çıktığına şâhit olanlar faziletin ne demek olduğunu idrak etti. O’nun af ve bağışlamadaki enginliğini görenler; ‘Sen ancak Allâh’ın elçisi olabilirsin’ dediler. O’nun insanları cennete götüren bir kutsi elçi olduğunu fark edenler vakit kaybetmeden ‘Ümmeti Muhammed’e katıldılar. O’nun yüzündeki nûru temâşa edenler, O’na âşık oldular akabinde de O emsalsiz örnek Hakk’ın Sevgilisine tâbi oldular. Onlar; ‘Kişi sevdiğiyle berâberdir’ kervânına katılarak iki dünya mes’ûdu oldular.

Kimileri de O’nun eşsizliğini görmesine, mûcizelerine şâhit olmasına rağmen nasiplenemedi, biçârelikten kurtulamadı. Çünkü câhiliye bütünüyle onların benliğini sarmıştı. Nefis ve şeytan yakalarını bir türlü bırakmıyordu. Bugün de böylesi zavallılıkta olanlar var. Yazık olsun onlara!!!

Halbuki o gün içinde bugün içinde ölü gönüller O’nunla ihya oldu ve olacaktır. Çünkü O’nun gösterdiği doğru istikâmet top yekûn bütün insanlığın kurtuluşudur. O’nun kapısı ‘cennete açılan kapıdır.’ O’nun kapısında bulunmak cehennem ateşinden âzâd olmaktır, câhiliye âdetlerinden arınmaktır. O’nun devri çirkinliklerin en hat safhada yaşandığı bir devir iken yüce dînî İslâm’a sevda boyutuyla bağlı aşk erlerinin titiz davranışlarıyla hayat âdeta bir rahmet dünyâsı hâline gelmiştir. Saadet asrında herkes birbirlerine merhametle, cömertlikle, hakperestçe davranmıştır. Hatta hayvanlar dahi bu rahmet ikliminden nasiplenmiştir.  O devir haklı olarak, “saadet asrı” olarak nitelendi. İşte İslam tam da buydu. İşte güzellik buydu. Güzelliğin kendisi ise O’ydu, aleyhisselam.

Gerçek huzur O’nun getirdiklerindeydi. Onlar inandılar, yaşadılar, yaşattılar hatta bu ilâhi hakikate canlarını fedâ ettiler.

Bugün de gerçek huzur O’nda ve O’nun getirdiklerindedir. On dört asrın bir ehemmiyeti yoktur. Yeter ki biz o güzellikleri O’nun ve arkadaşlarının yaşadığı gibi yaşayalım. İslâm’ı onların anladığı gibi anlayalım, eğmeyelim, bükmeyelim, yontmayalım, kendimizce yorumlamayalım. Güzel dînimizi O aleyhissalâtu vesselâm’ın rehberliğinde yaşayalım. O Kur’ân’u Azûmüşşânı en güzel yaşayan canlı bir numuneydi. O öyle güzel yaşadı ki, adetâ etrâfına; ‘böyle yaşayın’ dedi. Çevresindekiler de, O’nu ‘en kâmil misal’ olarak gördüler. Asrısaadette ashâbı kiram O’nun getirdiklerini harfiyen uydular, uyguladılar, yaşadılar ve yaşatma mücâdelesi verdiler. Böylece bir gönül iken gönüllere girerek binlerce gönül oldular.

Bizler sevgiyi, adâleti, merhameti, doğruluğu, yardımseverliği, cömertliği O’nunla ve O’nun arkadaşlarıyla tanıdık. Onlar hak yoldaki şaşmaz işâretlerdi. Bu yolda bütün güzellikler belirlenmişti. Bize düşen ise sâdece uymaktı. Ne mutlu bu yola revân olanlara!

Hayırlı Cumâlar Efendim.

Bu yazı toplam 512 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.