1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Saadet korkusu ile vaatler veriyorlar
Saadet korkusu ile vaatler veriyorlar

Saadet korkusu ile vaatler veriyorlar

Konya Milletvekili Adayı Mustafa Derbentli, “Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi’nin oluşturduğu ivme AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı’nı vaatlerde bulunmaya zorlamıştır. ‘Saadet geliyor’ korkusu ile yeni vaatlerde bulunuyorlar” dedi

A+A-

RÖPORTAJ: HÂLİD ŞEN

 

Saadet Partisi Konya Milletvekili Adayı Av. Mustafa Derbentli, Selçuklu mahalleleri ağırlıklı olmak üzere seçim çalışmalarını sürdürüyor. Seçim çalışmaları hakkında bilgi veren Derbentli, Merhaba Gazetesi Haber Müdürü Hâlid Şen’in sorularını cevaplandırdı. Vatandaşla yaptıkları görüşmelerde en çok ekonomik sıkıntılardan şikayet aldıklarını belirten Derbentli, ekonomik sıkıntının sebeplerini açıkladı. Konya’ya merkezi hükumet tarafından yapılan yatırımları değerlendiren Derbentli, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na oluşan ilginin sebebini de anlattı.

İlçelerde seçim çalışmaları yapıyorsunuz. Vatandaşların ilgisi nasıl, beklentileri, şikayetleri neler?

Baskın seçim açıklandığından beri, önce adaş adaşı olarak, sonra da aday olarak 31 ilçemizi de taradık. Belde ziyaretlerimiz de devam ediyor. Vatandaşımızın pek çok sıkıntısı var fakat, birinci öncelik ekonomi. Bu açıdan vatandaş bir sorunlar yumağı halinde pek çok sorunu bize iletiyor. Konya tarıma dayalı bir ekonomiye sahip fakat görüyoruz ki çiftçi ürettiğini maliyetinin altına satıyor. Bu da kendilerini sıkıntıya sokuyor. Mazot, yem, gübrenin yüksekliği çiftçinin belini büküyor. Selçuklu bağlamında ele alırsak, mini mitingler yapıyoruz. Ben Selçuklu’nun adayıyım. Her akşam ortalama 2-3 mahalle müşahitleri ile iftar sonrası buluşuyoruz. Kafalardaki soru işaretlerini gideriyor ve yapılabilecekler hakkında konuşuyoruz. Seçime kadar bu tempoyla devam edeceğiz.

17-2-031.jpg

Siz de ekonomi en fazla şikayet alan konu dediniz. 16 yıldır iş başında hükumet de ekonomik sıkıntıya karşı bir seçim daha süre istiyor, vaatlerde bulunuyor. Ekonominin bu hale gelmesinin sebebi nedir?

16 yıllık bir iktidar var. iktidarlar icraatleriyle, muhalefetler ise söylemleri ile konuşur. Maalesef hükumet iktidarında üretime dayalı bir ekonomiye geçemedi. 2 trilyon Dolar civarında para harcandığı söyleniyor fakat getirisi olan bir yatırım yok. Hastaneler, yollar, adliye sarayları yapılmış. Mesela bir sanayi kuruluşu kurulmamış. Biz gittiğimiz yerlerde şunu soruyoruz; 16 yıldır Konya’ya yapılan bir fabrika var mı? Tabi vatandaşın aklına bir şey gelmiyor. Konya gibi bir yerde bile sanayi açısından sıkıntı yaşanıyorsa Türkiye’nin her yerinde yaşanır. Dövizin yükselmesi, borsanın düşmesi, bunların hepsi birleştiği zaman, ekonomimizin sıcak paraya dayalı bir ekonomi olduğun görüyoruz. Sıcak para nerede rahat edecekse orada kalır. Biz Almanya’nın cari fazlası kadar cari açık veriyoruz. Çünkü Almanya’da otomotiv, savunma sanayi güçlü olduğu için, ihracatları onları tatmin ediyor. Bizim inanılmaz bir dış ticaret açığımız var. Bu da ekonomimize yansıyor. Merkez Bankası faiz artırdı ama doların artışını durduramadılar. Faizin artması da tehlikeli ama anca bu şekilde müdahale edebiliyorlar.

Dışarıdan gelen sıcak paraya dayalı ekonomi sürdürülebilir değil mi yani?

En son doların yükselmesi, Japon yatırımcıların paralarını çektiği için oldu deniliyor. En ufak bir riskte paralarını çekebilirler. Bu sistemde spekülatörler sizinle çok rahat oynayabilir, küçük bir hamleyle ekonominizi oynatırlar. Şikayet ettiğimiz dış güçlerin bu şekilde tahakkümü altına girmiş oluyoruz. Üretmediğiniz sürece, dışarıdan gelen paraya, bankalara bağlı bir tüccar gibi olursunuz. Erbakan Hocamızın yıllardır söylediği Ağır Sanayi Hamlesi bunun için gereklidir. 16 yıl bu açıdan boşa gitmiş bir süreç oldu.

“Devlet fabrika yapmaz” deniliyor fakat ‘kıraathane’ vaatleri yapılıyor. Buna ne diyeceksiniz?

Devlet çekilsin diyorlar ama, Türkiye’nin en büyük müteahhidi TOKİ, devletin. Devlet yeri gelir komünist sisteme göre, yeri gelir liberal, yeri gelir daha özgürlükçü hareket edebilir. Türkiye’nin muadili olan bizce iki devlet var. Almanya ve Japonya. Her ikisi de ikinci dünya savaşına girmiş, yerle bir olmuştur. Daha sonra sanayilerini tamamlayarak ciddi bir atılıma geçmiştir. Almanya para pastı, fabrika, metro, tesislerini yaptı. Sonra marktan 18 sıfır atmıştır. Bizde ise para alıp stadyum, hastane, adalet sarayı yapılıyor. Devasa ceza evleri yapılıyor ki yürüyerek dolaşamayacağınız büyüklükte. Biri Ereğli’ye biri Afyon’a yapılıyor. Bunların bir getirisi yok. Harcanıldı denilen 2 trilyon dolar ile mesela Konya’ya bir otomotiv sanayi yapılsaydı. Bir Kırşehir’e veya o bölgeye, gelişmiş bir silah sanayi kurulsa idi işin şekli daha değişirdi. Bir kamyon domates gönderiyoruz, karşılığında bir mermi alıyoruz. Böyle dünya ile rekabet edemeyiz.

Saadet Partisi üst kadrosu ve Cumhurbaşkanı Temel Karamollaoğlu, sıklıkla adalet vurgusu yapıyor. Bunun bu kadar üzerinde durulmasının sebebi nedir?

Bu hükumet zamanında adaletimiz sınıfta kalmıştır. Adamına göre adalet uygulanmış, hukuk yerle bir edilmiştir. Örneğin PKK’lıların Habur’da girişi esnasında da oraya seyyar adliye kurulmuş, hakim ve savcılar oraya gitmiştir. Bizim hukuk sistemimizde hakim ve savcılar adliyeden dışarı sadece keşif için çıkar, yargılama yapmaz. Buna rağmen hükumet böyle bir uygulama yaptırmıştır. Günümüzde ise FETÖ konusunda yaklaşık 300 bin kişi hakkında işlem yapılmış, 150 bin civarında ihraç var, 50 bine yakın tutuklu var. İçeri girip çıkan sayısı ise 100 bin civarında. Cumhurbaşkanı’nın bu konudaki tanımı aslında güzel; Altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet şebekesi. Aslında ibadet kesimi ıslah edilmeli, ticaret kesimi kontrol edilmeli, ihanet kesimi ise imha edilmeliydi. Ancak ihanet kesimi yurt dışına kaçırıldı bir şekilde. Ticaret kesimine çok bulaşılmadı. İbadet kesiminin ise üzerinde boza pişiriliyor. İnsanlar şunu sorguluyor; Meclis Başkanı’nın damadı FETÖ’cü, kaçak, hastanesine kayyum olarak başka bir damat tayin ediliyor. Bülent Arınç’ın damadı FETÖ’den yargılanıyor, oğlu vekil adayı. Pensilvenya’ya gidip el etek öpen 5-6 kişi şu an vekil adaş listelerinde. Yıllarca Bank Asya’da üs düzey görev alan kişi SPK’ya başkan olarak atanıyor. Bunları görünce insan tabii ki adalet neden farklı uygulanıyor diye sorguluyor. İnşallah iktidara geldiğimizde adaleti herkese eşit uygulayacağız. Adalet biterse devlet çöker. Özellikle hakim ve savcılarımızı bağımsız hale getireceğiz. Beştepe’de yemin eden hakim ve savcıların bağımsız olması beklenemez.

Konya’ya dönecek olursak, Konya, merkezi hükumetten yeteri kadar yatırımı alabilmiş midir?

Konya iktidarlara en büyük destekleri vermiş fakat istediği yatırımları alamamıştır. Bunu Anavatan Partisi zamanında da yaşadık, AK Parti zamanında da yaşıyoruz. Ne alabildi isek Milli Görüş partileri zamanında aldı. Hocamız Refah iktidarında, TÜMOSAN, şeker fabrikaları, organize sanayi bölgelerini Konya’ya kazandırmıştır. AK Parti ise stat yaptı, kültür merkezleri yaptı, yollar duble oldu, büyük bir adalet sarayı yaptık, şehir hastanesi yapılıyor. Üretim yapıp, ihracata dönüştüreceğimiz bir şey yok. Bir memlekette adliye, ceza evi ve hastane çok yapılıyorsa toplum iyiye gitmiyordur. Konya’nın alabildikleri bile bunlar. Konya teşvik bile alamıyor. Yanı başımızdaki Aksaray teşvik alıyor, Konya ise teşvik dışı. Özel sektörde gelişen müesseselerimiz var fakat sivil bir havaalanımız bile yok. Yurt dışını çıkışlarda sorun oluyor. Mamullerin limanlara ulaşımında hala sorun var.

Cumhurbaşkanı Adayınız, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, söylemleri ve üslubu ile partililer dışındaki büyük bir kesimden ilgi görüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Temel Bey, aslında yaşı itibariyle, böyle bir performansı kimse tahmin etmiyordu. Temel beyle beraber Türk siyaseti ciddi bir ivme kazandı. Bugün eğer AK Parti meydanları çıkıp taahhütte bulunuyorsa, emekliye iki bayramda para veriyorsa, pek çok kesime taahhütlerde bulunuyorsa, bunların hepsinin sebebi Temel Bey ve Saadet Partisi’dir. Temel Bey ve Saadet Partisi’nin oluşturduğu ivme AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı’nı vaatlerde bulunmaya zorlamıştır. Eğer bugün itibariyle ÖTV’de bir dengeye gidilmemiş olsaydı, benzini 8 liraya alırdık. Şu anki vatandaşın kazanımlarının ve verilen vaatlerin tamamı bizim hareketimizden dolayı olmuştur. 16 yıldır seçimlere gidiyoruz, iktidar partisi hiç bu şekilde vaatlere ihtiyaç bile duymuyordu. Saadet geliyor korkusu hükumeti yeni vaatler vermeye zorladı. Şu an Saadet Partisi’nin bir baraj sorunu kalmadı. Her halükarda mecliste olacağız. Bu 3’mü olur 20’mi olur bilemem. Bu tabiiki dengeleri değiştirir. Temel Bey tüm medyanın ambargosuna rağmen bu ivmeyi yakaladı. Televizyonda Cumhurbaşkanı, Başbakan konuşuyor, Temel Bey çıkarmıyor. Kerhen 1-2 kanala arada bir çıkabiliyoruz. Söylemlerimizi sosyal medyadan ulaştırıyoruz ve ciddi bir başarı elde ettik. Bu seçimi yıldızı Temel Karamolloğlu oldu. Seçimin kazananı da Saadet Partisi olacak.

MUSTAFA DERBENTLİ KİMDİR?

Konya’da 1971 yılında doğan Mustafa Derbentli, Konya İmam Hatip Lisesinden mezun oldu. Daha sonra İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini tamamladı. Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanlığı, İl Yönetim Kurulu Üyeliği, Teşkilat Başkanlığı ve Selçuklu İlçe Başkanlığı yaptı. Halen Hu-Der Üyeliği, Derbent Eğitim ve Kalkınma Derneği Başkan Yardımcılığı yapmaktadır. Avukatlık mesleğinin yanı sıra Kanal 42 Yönetim Kurulu Üyeliği de bulunan Derbentli, şehrimizin saygın İş adamlarındandır. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum