Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Resul nebi ayrımı

Resul nebi ayrımı

Allah (cc) Resulü (sav) Efendimizin Sahih Sünneti ve Hadislerini kabul etmeyen sapık grubun Kur’an-ı Kerim’de adları geçen Nebi ve Resuller (as)  için milletimiz tarafından kullanılan Peygamber kelimesi karşısında sık sık gündeme getirmeye çalıştıkları bir husustur Resul ve nebi ayrımı.

Peygamber kelimesi Arapça değil Farsçadır diye itiraz edenler neden Namaz kelimesi Farsça değildir diye aynı üslupla itiraz etmezler.

Ya da Abdest kelimesine itirazları olmaz ki?

Peygamber kelimesinin Arapça olmamasına dair yapılan itirazları bir kenara bırakarak kendilerine Kur’an’cı/Mealci denilen şahıslara şunu hatırlatmak istiyoruz.

Cenab-ı Allah (cc) ın seçilmiş kulları olan ve umumi adları Peygamberler olan Resuller ve Nebilerin görevleri birbirinden farklı gibi algılansa da esasında bir fark yoktur.

Fark olmayışındaki temel sebep, kendilerine vahiy gelmesi yani görev verilmesi zamanlarıyla ilgilidir.

Vahiyle görev alan kişinin aldığı esas görev kendisine vahyedilen hususu insanlara duyurmasıdır.

Görev alınırken ne olduğu belirlenen bir görev, aldığı görevin açıklanması vazifesi sırasında neden farklı mülahazalara sebep olsun ki?

Bunu şöyle izah etmek daha kolay olacaktır.

Kur’an’da ifade edildiği şekliyle bazı peygamberlere (as) Nübüvvet önce verilmiş, Nübüvveti açıklama görevi olan Risalet ise daha sonra yüklenmiştir.

Bunun en açık örneği Hz. Musa (as) ve Hz. İsa (as) da görülür.

Hz. Musa (as)  ya nübüvvet görevi Kur’an-ı Kerim’de Taha Suresi’nde açıklandığı üzere Tuva Vadisi’nde verilmiştir.

Hz. Musa (as) bizim inancımıza göre elbette hem nebi hem de resuldür.

Mealci Kur’ancıların problemli nebi resul ayrımı düşüncesine göre Tuva Vadisi’nden Mısır’a gelinceye hatta çok daha sonraları kendisine Tevrat henüz verilmeden önce Firavun ve ehline Risalet’ini açıklayıncaya kadar geçecek zaman içinde Hz. Musa (as) Nebi olduğu için itaat etmek gerekmemektedir.

Bu sakat düşünce sahipleri bu düşünceleriyle ayeti kerime ile açıkça itaat ettikleri belirtilmiş olmasına rağmen İsrail Oğullarının Mısır’da Firavun zulmünden kurtuluşlarına kadar geçen sürede Hz. Musa (as) ya kavminin yaptığı itaati de red etmiş olacaklardır.

Hz. İsa (as) ya verilen Nübüvvet ve Risalet görevine gelince.

Hz. Meryem (r.anha) Validemizin Hz. İsa (as) ile birlikte Kavmine dönüşünü bildiren Meryem Suresi’ndeki ayeti kerimede açıkça ifade edildiğine göre Hz. İsa (as) ya henüz kundakta iken verilen nübüvvet görevinin bizzat kendisi tarafından açıklanmasını aynı zamanda Risalet’inin de açıklanması olarak kabul etmeyerek Hz. İsa (as) ya yıllar sonrasında İncil’in verilmesi ile Risalet’inin başladığını iddia edenler ne büyük bir yanılgı içine düşmüşlerdir.

Nübüvvet Risalet konusunda yanlış bir ayrım içinde olanlar için verilecek en açık cevap Hz. Peygamberimize (sav) Nübüvvet ve Risalet görevinin aynı anda verilmiş olduğu gerçeğidir.

Hıra Mağarası’nda Cibril (as) tarafından inzal edilen Alak Suresi’nin ilk ayetlerine muhatap olduğu andan itibaren Hz. Peygamberimiz (sav) hem resul hem de nebi görevlerini üstlenmiş olmaktadır.

Bu ayrımı türlü dalaverelerle göz ardı etmek isteyerek Müddessir Suresi inzal edilinceye kadar Hz. Rasulullaha (sav) Risalet görevinin verilmediğini ve dolayısıyla Hz. Peygambere (sav) nebi olarak itaat edilmesi gerekmediğini iddia eden gafiller, bu düşünceleri ile  İlk Müslümanlar olan Hz. Hatice Validemiz (r.anha), Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ali’nin (ra), Hz. Peygamberin (sav) Nübüvvetine itaat ederek kazandıkları Müslümanlıklarını red ettikleri gibi aynı zaman da Varaka b. Nevfel’in  risaleti tasdikini de kabul etmez duruma düşmektedirler.

Problemli bir Resul Nebi ayrımı yaparak Müslümanları ifsad etmeye çalışan harici artıklarının İslam Dinini Peygamber siz (as), Sahabe siz (ra), Sünnet siz ve hadis siz, fıkıh sız ve şeriat siz bir dine haline dönüştürme çabaları mutlaka sonuçsuz kalacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Süleyman Küçük Arşivi
SON YAZILAR