1. YAZARLAR

  2. Abdullah Uçar

  3. Ramazan Fıkraları (2)
Abdullah Uçar

Abdullah Uçar

DİNİMİZ TARİHİMİZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan Fıkraları (2)

A+A-
Nasrettin Hoca böyle bir ramazanda görev yeri bulabilmek için epey dolaşmış, her kapı yüzüne kapanmış, bütün camiler başkaları tarafından tutulmuş, biraz geç kaldığının farkında ama canı fena sıkkın. Bir köye varıp yine görev talep etmiş, köylüler demiş ki;
-Buranın bir ağası var, onunla görüş, zaten ücretini de o verir, söz ondan kesilir, biz fakiriz bir şeye karışamayız.
Hoca ağayla görüşür ama, ağa gururlu, kibirli, lafazan, aynı zamanda (R) harfini çıkaramayan kekemelerden. Başlamış övünmeye; Ben şöyle zenginim, böyle varlıklıyım, şu evler, şu tarlalar, şu hayvanlar… benim. Hoca sormuş:
-Bunları nerden buldun? Yani miras mı kaldı kendin mi kazandın? Manasına. Ağa:
-Bunları bana Yabbim verdi. Deyince Hocanın canı fena sıkılmış, zaten can burnunda, ellerini semaya kaldırmış ve şöyle demiş:
-Oh olsun Allahım! İsmini bile doğru dürüst söyleyemeyen şu cahillere verdikçe verin, bizleri de onların huzurunda süründürün. Oh olsun!
Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. En ücra yerlere varıncaya kadar kadrolar dağıtılmak suretiyle, bu anlayışta olan insanlara yüz suyu dökmekten, minnet ve mudane etmekten değerli meslektaşlarım kurtuldu. Bunun zorluğunu eski dönemlerde, halkın verdiği ücretle imamlık yapanlardan sorup, dinleyip, bugünkü nimetin kadrini iyi takdir etmek gerek. Kıymetli meslektaşlarıma bunu hassaten tavsiye ederim.
* * * * * * * * * *
Mustafa Sabri Efendi Osmanlı’nın son Şeyhülislâmıdır. İttihat ve Terakki Fırkasının fikirlerine katılmadığı, muhalefet ettiği için canını zor kurtarmış Romanya’ya kaçmış, Oradan Yunanistan’da bir müddet ikamet etmiş, ölürsem Yunan Kabristanına mı konacağım diye bin bir zorlukla vize alıp kendini Mısır’a atmış. Orada çok zor ve maddi bakımdan sıkıntılı günler geçirmiş. Oğlu İbrahim Bey’i bir Ermeni ayakkabı tamircisinin yanına çırak verip ve onun getirdiği haftalıkla kıt kanaat, tabir caizse her gün sanki oruç tutarak yaşamış.
Tam o günlerde Hindistan lideri Gandi bağımsızlık çalışmalarını yürütüyor. 40 kg. küçücük bir adam koca İngiltere imparatorluğunu sallıyor. Dünyanın dikkatini Hindistan’a ve davasına çekebilmek için açlık grevi yapmaya karar veriyor ve tabi dünyada ve medyada aşırı bir ilgi, tabir caizse yer yerinden oynuyor.
Bu duruma gören Mustafa Sabri Efendi: “Ey Allahım. Hinduların lideri birkaç gün oruç tutacak diye dünya ayağa kalkıyor, Müslümanların Şeyhülislâmı her gün oruçlu kimsenin umurunda değil. Bu Müslümanların hali ne olacak?” demiş” (1)
* * * * * * * * * *
Eskiden işsiz-güçsüz iki sahtekâr dolaşırlarken bir beldenin kadısının olmadığını duymuşlar ve “Buzlar Çözülmeden” isimli filmde olduğu gibi biri kadı, biri mübaşir olmuş ve halka epeyce zulüm yapmışlar, kendileri de bir şey bilmemekle beraber, bilir havasına girip bazı dini sorular sorar, bilemeyen köylüleri para cezasına çarptırarak soymuşlar soğana çevirmişler.
Bir gün gerçek kadı tayin olup gelince, iki sahtekârın yaptıklarına muttali olmuş ve bunlara:
-Sabah namazı kaç rekât diye sormuş, bilemeyince dört rekât deyip, tabanlarına dört değnek vurdurmuş. Öğle namazını sormuş, bilemeyince on rekât demiş, on değnek vurdurmuş ve bütün namazları bu şekilde sıradan geçirip rekâtları adedince sopa vurdurup, ahaliden aldıklarını da alıp iade ettikten sonra salıvermiş.
Sahtekârlar soluk soluğa kaçıp epeyce yol aldıktan sonra birisi:
-Yahu tabanlarım yanıyor. Biraz soluklanalım deyince, öbürü arkadaşını şöyle ikaz etmiş:
-Ulen oyalanacak zaman değil, bir an önce burayı terk edelim. Allah yüzümüze baktı da Teravih namazını unutturdu. Şimdi hatırlarda arkamızdan adam gönderirse halimiz nice olur. O mübareğin rekâtları da bitmez!
Bu mizaçtaki insanlara, Diyarbakırlı Said Paşa’nın ibretli beyitlerini hatırlatalım:
Sen usandırma eli, el de usandırmaz seni,
Hilekârlık eyleme, kimse dolandırmaz seni
Dest-i âdâ’dan soğuk su içme kandırmaz seni
Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni
Müstakim ol ki Hazreti Allah utandırmaz seni
---------------
Mark- “Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-2”, M. Ertuğrul Düzdağ, s.98-211.
 
Bu yazı toplam 2301 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.