1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Peygamberlerin misâfirperverliği
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Peygamberlerin misâfirperverliği

A+A-

Dînî bir dayanağı, kültürel bir geçmişi ve pek çok misali bulunan misafiri sevmek, yedirip-içirmek, iyilik edip ağırlamak hâdisesi, Peygamber Efendimizin teşvik ve tavsiyesi olarak içimizde hâlen yaşayan kuvvetli sünnetlerden biridir. Misafiri sevmek, onu izzet ve ikram ile ağırlamak, aynı zamanda îmânın göstergesidir. Çünkü insan, dünyevî bir karşılık beklemeden, bu iyilikleri, sırf Allah emrettiği için ve âhirette amel defterinde karşısına çıkacağı inancıyla yapar. Bu da Allâh’a ve âhirete îmânın açık bir işâretidir.

Nitekim Ebû Hureyre’den gelen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruluyor: “Allâh’a ve âhiret gününe imân eden kimse, misafirine ikram etsin. Allâh’a ve âhiret gününe imân eden kimse, akrabasına iyilik etsin. Allâh’a ve âhiret gününe imân eden kimse, ya faydalı bir şey söylesin veya sussun.” (1)

Dilimizde yaygın olan, “Tanrı misafiri” sözü, kim olursa olsun misafirlerin Allâh’ın emâneti olduğu düşüncesinin tezahürüdür. Bu da aziz milletimizin misâfire verdiği değeri, ona gösterdiği itibarı ortaya koymaktadır. Ecdâdımız, misafire ikram edilecek şeylerin aile bütçesini daraltmayacağı anlayışını serdetmek için: “-Misafir kendi kısmetiyle gelir.” demiştir. Kendi yemeyip misafirine yediren, eli dar, fakat gönlü geniş insanların, yeteri kadar ikram edemedim diye üzülmemesi için de: “-Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.” diye bir çıkış yolu bırakmışlardır. (2)

Sevgili Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- misâfirin duâsını, makbul duâlar arasında zikretmiştir. (3) Zira misâfir yurdundan-yuvasından uzakta bulunduğundan garip bir haldedir. Efendimiz aleyhissalâtu vesselam; misafirin ağırlandığı bir hânenin sâhiplerine mutlaka hayır ve bereketin ulaşacağını bildirmiştir. (4) İmkânı olduğu halde misafir ağırlamak istemeyen kimseyi de uyararak; “Misâfir ağırlamak istemeyen kimsede hayır yoktur.” (5) Buyurmuşlardır.

Misafirperverliğin “Peygamber âdeti” olduğundan bahsederken bu konuda zirve Peygamber Hazret-i İbrâhim -aleyhisselâm-’dan bahsetmeden geçemeyiz. Çünkü Hazret-i İbrâhim’in misafire olan ilgi ve alâkası dillere destandır. O cömertliği ve misafirperverliği ile anılan büyük bir peygamberdir. O’nun bazen on deve, bazen tam iki yüz koyunu misafirleri için kesip ikram ettiği anlatılır. Hazret-i İbrahim’in misafirsiz geçen günü olmazdı. Eğer misafiri olmazsa pazara gider misafir arar, bulur, evine getirirdi.

Yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerim’de Hazret-i İbrâhim’in hiç tanımadığı misafirlere nasıl izzet ve ikram ile ağırladığından şöyle bahsedilir: 

“İbrâhim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.) Onlar İbrâhim’in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrâhim de selâmlarını almış, içinden de: «Bunlar yabancı kimseler…» diye geçirmişti. Hemen âilesinin yanına varıp, semiz bir dana pişirip getirmiş, onlara sunarak, «Buyurun! Yemez misiniz?» demişti...” (6)

Bu misalde misafire yakın alâka, sevgi, saygı ve güler yüze vurgu var. O halde yalnızca maddî ikram misafir ağırlama için yeterli değildir, onları hoşnut edici sıcak yaklaşımlar da gerekir. Nitekim Hazret-i İbrâhim misafirlerin selâmını en güzel tarzda alıp onları hânesine buyur ediyor. Sonra onların yanından yavaşça çıkıp misafirlerine en güzel yemekleri hazırlaması için hanımına yardım ediyor. Yemek, ikramını tatlı dil ve gâyet samimi bir nezâket içinde bizzat kendi elleriyle yapıyor.

Bu mükemmel misafirperverlik geleneği, “tek başına bir ümmet olan” Hazret-i İbrâhim’den oğlu Hazret-i İsmâil’e geçmiş, ondan Arap milletine, oradan da bütün İslam âlemine yayılarak devam ede gelmiştir.

Bizlerde bir peygamber sünneti olan misafirperver olma hasletini yeniden dirilterek en güzel şekilde ihya etme dileğinde olalım inşaALLAH.

--------------

1- Buhârî, Edep, 85

2- Bkz: İmâm-ı Nevevî, Riyâzü’s Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Erkam, II, sh. 404, İstanbul, 2015

3- Ebû Dâvud, Vitr 29; Tirmîzî, Deavât 47.

4- İbn-i Mâce, Eti’me, 55.

5- Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 155.

6- Zâriyat, 24-27

Bu yazı toplam 439 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.