1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Peygamber sahabe ve sünnetsiz din
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Peygamber sahabe ve sünnetsiz din

A+A-

Hz. Allah (cc)ın insanlığa hayat düsturu olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği Kur’an-ı Kerim’i tebliğ edicisi ve aktarıcısı olan Peygambersiz (as) ve Sahabesiz (ra) anlamaya ve yaşamaya çalışan modern yalancı Müseylemetül Kezzabların anlamadıkları veya anlamak istemedikleri hususların en başta gelenlerinden birisi Kur’an’ın beyanının kim tarafından ve nasıl yapıldığı veya yapılacağıdır.

Müslümanların yaşadığı ve 1400 yıldır Sahabeler (ra) eliyle yaşana gelen İslam’ı Sahih Din olarak kabul etmeyen zamane cahillerinin kabul etmedikleri veya yanlış anladıkları ayette belirlenen “beyan” ifadesi üzerinde kendi aralarında tam olarak da anlaştıkları söylenemez.

Müslümanlara yaptıkları iftiralar için dayanak gösterdikleri ve meali “İşte sana da bu uyarıcı vahyi indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.” olan Nahl Suresinin 44. Ayeti üzerinden baktığımızda normalde ortada bir problem görünmemektedir.

Ama iş “tebyin” kelimesine geldiğinde iş çatallaşıyor.

Her şeyi anladıklarını iddia edenler beyan kelimesini bir türlü anlayamıyorlar.

Hem de herkesin, hatta dağdaki çobanın bile anlayabileceği şekilde açık seçik bir şekilde nazil olmuştur dedikleri Kur’an ayetlerini anlamakta zorlanıyorlar.

Beyan kelimesine en azından sözlü açıklama anlamı vermekten bile kaçındıkları görülüyor.

En sık yaptıkları hile ise beyan kelimesine tebliğ anlamı vermek oluyor.

Çünkü beyan kelimesine sözlü açıklama anlamı verdikleri andan itibaren dil kurallarına göre tebyin kelimesinin “anlaşılır hale getirme ile muhatabına iyi derecede açıklama” anlamına geleceğini biliyorlar.

Sonuç böyle olunca da inzal olunanı anlaşılır hale getirme anlamındaki tebyin kelimesinin en açık ifadesi uygulamalı bir eylem olur ki bunun İslam Dinindeki karşılığı Hz. Rasulullah’ın (sav) Sahih Sünnetidir.

Sahih Sünnetin varlığını kabul etmemek için bin bir mazeret bulmaktan çekinmeyen modern cehalet örnekleri ya Hz. Rasulullah’ın (sav) vefat etmiş olduğunu ileri sürerler ya da Sahabe Efendilerimizin (ra) adaletinden şüphe ederler.

“Nebi yok o halde neye uyacağız” ile başlayan sahtekârlık Sahabeler (ra) ile onların talebeleri olan Hadis İmamlarımızı (rha) yalancılıkla suçlamaktan başlayarak tarihselciliğe kadar uzanan bir yanlışa düşmekten kurtulamazlar.

Bu düşünce insanı öyle bir sapıklığa götürmektedir ki sonuç Hz. Allah (cc) insanlara uyamayacakları bir Peygamberini (sav) yani öldükten sonra örnekliği sona eren bir Resulünü (sav) örnek göstermeye kadar gelmektedir.

Veya Hz. Peygamberin (sav) ölmesi ile misyonu da bitiyorsa o zaman ne diye Hz. Allah (cc) Müslümanlara "Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a (cc) ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a (cc) ve Resulüne (sav) götürün" hükmünü koymuş olsun sorusuna cevap verememe durumuna götürü insanları.

Bunun bir adım ilerisi ise, Hz. Peygamberin (sav) sadece sahabesine değil, kıyamete kadar gelecek tüm insanlara örnek gösterilen Kur’an ayetlerinin inkârı olur.

Esasında bu açmazlarını sona erdirecek 2 yol var.

Birincisi “Bir Kur’an var bir de sünnet mi var? Yok, böyle bir şey” diyen hocalarının mealini yukarıda verdiğimiz Nahl Suresinin 44. Ayetinin mealinin 3 numaralı dipnotundaki tebyin kelimesi hakkındaki “iletme, duyurma, bildirme, tarif etme ve uygulamalı gösterme anlamındaki açıklamalarından sonra yazdığı, Hz. Peygamberin beyan ve tebyin misyonunun sadece iletmekle sınırlı olmadığı uygulamaya konu olan talimatların nasıl uygulanacağını bizzat göstermenin de bu misyona dâhil olduğu” şeklindeki açıklamalarını okumak ve aynen kabul etmektir.

İkincisi ise mesela varsa kendilerinin yoksa bir arkadaşlarının Mali Müşavir ve Muhasebecilerine gidip kısa yoldan beyan kelimesinin ne anlama geldiğini Maliyeye verdikleri bir önceki yıl beyannameleri üzerinden uygulamalı olarak görüp öğrenmeleridir.

Yapabilirler mi?

Hiç zannetmeyiz.

Bu yazı toplam 508 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.