1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Peşkeşçilik de Tarihî Dönüşüm mü Geliyor?
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Peşkeşçilik de Tarihî Dönüşüm mü Geliyor?

A+A-
Medyadan da görüp okumuşsunuzdur.

Güney sınırımız olan Hatay-Şırnak arası 510 km uzunluğunda 350 m. genişlikte 178 milyon km2 olan Kıbrıs’ın iki katı, Konya İl’i hudutlarından fazla olan toprağımız üzeri mayın temizliği işinde, kabul edilmesine çalışılan kanunla Türk olan olmayan şirketlere 44 veya 49 yıllığına kullanma hakkı verilmekte!

Ne karşılığında? Efendim orada ki 1959’da konulmuş mayınların Ottawa sözleşmesine göre bu araziden temizlenmesi işi.

Geç kalınmış ki dünyada bu durumda kalan üç ülkeden biri olmaktayız.

İyi güzel de. Neden Türk şirketlerinin girebilme imkânları yoksunluğu karşısında, yabancı şirketlere verilme yoluna gidilip, onların bu yere yerleşip istedikleri gibi at oynatmaları için 49 yıl sağlanması düşündürücü değil mi?

Doğrudan ücretle yaptırılsa da kendi vatandaşımıza verilip kullansalar daha emniyet ve kârlı değil mi? Her şeye ödeneğimiz varken denizde yüzüp havuzda mı boğuluyoruz?

Seçimlerde partilere trilyonları aktarırken bırakın iktidarları muhalefettekiler bile ağzı sulanarak alırken vatandaşın hakkını kendi faydalarına kullanıp kul hakkı yiyenler buraya mı ödenek bulamıyor?

İnanacağız öylemi? İnanmasak ne olacak ha Ali Veli, ha Veli Ali olmuş aynı düşüncede gittikten sonra sandıkta değiştirsen bile ne olacak ki? Hepsi devletin faydası yerine nasıl rant sağlarız çabasına giriveriyor.

Baksanıza bir nevi peşkeş olabilen bu konuyu Doğan medyası ve onu tutanlar sayfalarına ekranlarına koyuyor mu hiç?

Ama maneviyat ve inançlı olanlar bir şey yaptı mı, defalarca görüntü ve manşet yanında yazarların yazıları gırla gider!.

Buradaki düzenlemeyle Şırnak'ta 16 bin, Mardin'de 49 bin, Şanlıurfa'da 57 bin, Gaziantep'te 15 bin, Kilis'te 11 bin, Hatay'da 34 bin olmak üzere toplam 185 bin dekar alan tarıma açılabilme şansına erişecek.

Kime? Daha önce elinden alınan vatandaşa mı? Nerde? Halbuki buranın istimlakini sağlayan Kamulaştırma Yasası'nın 22'nci maddesi ne diyor: "Kamulaştırılmış bir arazide kamu yararı kalkmış ise bu arazi öncelikle eski, yani asıl sahiplerine satılması için önerilir."

Eeee. Buradan bu vatandaşlara dava açma, yerini alma ve tazminat alma hakkı doğmayacak mı? Yoksa demokrasideyiz ama hükmederiz tatbikatını mı hortlatacağız? Zaten hortlamalar da eksik değil ya!.

Baksanıza kanunlaşması istenen tasarının aynı daha evvelce kabul edilmişse de yargı tarafından iptal edilmiş.

Peki, 49 yıllığına verebilmek için ısrar niye?

Hele ortada dolaşan “daha önce her şey kararlaştırılmış ABD’nin ısrarı İsrail’in el ovuşturması ile İsrail şirketlerine verilmesi zaptı rap altında” dedikodusu hakikate dönüşülecekse demokrasi hukuk nerede kaldı?

Bir dost şöyle diyordu yarı şaka;

“Bu bahane ile İsrail oraya sivil giymiş asker yığacak ve Suriye’yi abluka içine alacak var gör sen Filistin işgalini bir daha…”

Diğer bir dost ise sözünü keserek “O da olabilir ama onun yanında buralar petrol yatağı. Rahatça petrol çıkarıp birde milletler arası kurallarla hak kazanıp kendilerine mal edecekler.

İşte BOB mu ne ise bu plana da girmekte…”

İzmirli dostum Sayın Metin Türkeli de bir teklif yapıyordu;

“Mayın tarlasına domuz sürüsü salınacak sırayla... İleri tarafa da mancınık, katapult yoluyla elma ve benzeri meyveler atılacak. Elmaları yemeye koşacak olan domuzlar da mayınları patlatmış olacaklar, Denk geldikçe telef olanların leşleri de, çarpma benzeri çengelle ip atılarak çekilecek…” diyerek genişçe veriyordu devamını.

Silahlı kuvvetlerimiz doğudaki teröristlerle mücadele ederken mayın tarama işlemini de yapmakta.

Acaba bu teşkilatımız neden üstlenmedi derken bir açıklama geliverdi.

Özetle “Bunu yapacak teknik cihaz ve uzman elemanımız yok…” Bu bakımdan bu hususta profesyonel olan NATO’ya bağlı NAMSA’ya hizmet karşılığı ödeme ile yaptırılabilir denilmekte.

Gelin buradan yakın. Gördük mü burada ki önemli bir hususu, önemli bir eksikliğimizi.

Yüce Yaradan göstermesin. Bir savaşa girdiğimiz zaman nelerimizin eksiklik içinde olduğunu! Tabii daha neler neler vardır belli değil.

İlk vazifemiz ve üstünde durmamız gereken bu çeşit işlemlerde ilerleme kaydetmemiz gerekirken…

Biz başörtüsü, meslek okulları aleyhtarlığı, modern(!) giyime uymayan eşlerin eşinin atılışı, Laik’lik ve Cumhuriyet elden gidiyor çağrışımlarına var sayımlı olarak ayak uydurmaya çabalarımız yerine öncelikle…

Osmanlıyı “Din’e önem verip teknikte ilerlemediler geri kalmışlığımız bundan” derken. Torunları bizler de benzer aynı yolu tutmuş olmuyor muyuz?

Anlamadığım bir şey daha.

Halen Nusaybin İlçesinde ki hudut kısmında 200 dönümlük arazide 450 Altında Türk TÜSAN Yapı Sanayi A.Ş. ile Alman ortağı TAUBER firması tarafından mayın taraması devam etmekte ve 59 yıl önce konan iki ABD mayını izalesi yanında 170 mayının bulunması hedeflenmiş durumda.

Peki bunlar yapılabilirken bu kanun neyin nesi?

Tarihi oluşum geliyor insanın aklına…

Yazılarımı takip edenler bilir. 1993’de yazmıştım; petrol işinde yabancıların bize yaptıklarını ve kuyuların kapatıldığını.

Daha sonra 2004, 2006 ve 2008 de tarihi oluşum olarak “Petrol yerlerimizin gidişi” ki geçen günlerde yayınlanan ve halen görülebilen http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=3881&mid=33553&ItemID=12841&ItemIndex=0 linkten de okuyabileceğiniz,

Musul civarı ve Kuveyt’in elden çıktığına ait yazımın tamamını okuyarak izleyebilmeniz yanında özetini iki satırla belirtivereyim.

II. Abdülhamid zamanında Almanlar ücretsiz olarak Bağdat Demiryolunu yapmayı teklif ederler.

Yalnız güzergahtaki yerden sağ sol 25’er km’lik yerin kendi emirlerine tahsis edilmesini ve çalışmalarına karışılmamasını isterler.

Sultan bu isteğe karşı gelirse de iktidarda ve söz sahibi olan İttihat ve Terakki hükümeti kabul eder. Sultan hiç olmazsa toprak elden gitmesin diye Padişahlık adına tapular. Böylece “petrol hakkı çıkaranındır” maddesinin önüne geçmiş olur.

Ne yazık ki Hükümet sultanı azledince hak yeniden verilir.. Ve Musul topraklarında çıkan petrolümüz elden gider.

İşte o zaman düşüncesizlikle yapılan bir peşkeş bu gündemi tarihi tekerrür olacak diye kaygılanıyor insan.

Haydi hükümette bulunanlar, AYM, Sayıştay, Danıştay, Yargıtay gibi hukuk yerinde olan birkaç kişinin düşünce tatbiki gibi, kendi kararlarını tatbik isterken.

Acaba milletin vekilleri dediklerimiz ne yaparlar ki?

***

Sağlık ve esenlik içinde yaşam dileğimle…

 
Bu yazı toplam 3096 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.