1. YAZARLAR

  2. Hüzeyme Yeşim Koçak

  3. Özür dile Türkiye
Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

Özür dile Türkiye

A+A-

“Düşünüyorum da Ermeni’ydi, Rum’du, Türklerin zulmettiği her etnik grup’tan tek tek özür dilemek yerine hepsini birden halletmenin yolunu bulsak. Bu kadar faşizanlığın üstüne son bir tanecik daha yapıp Türkleri toptan bu topraklardan sürüversek.

Bütün Türkleri kovmaya da gerek yok. Mesela Ahmet Türk kalabilir. Orhan Pamuk, Baskı Oran gibi ‘aydınlar’da. Zaten bu öyle büyük bir etnik temizlik gerektirmiyor. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ ve ‘Türk’üm doğruyum çalışkanım…’ gibi faşizan ifadeler kaldırıldıktan birkaç nesil sonra nasıl olsa, ‘Evet ben Türk’üm, kalkıp gideyim bari’ diyecek pek kimse kalamayacaktır geride. Anadolu’nun boşalma tehlikesi de yoktur. Avrupa Birliği’ndeki müttefiklerimizin ve onların Türkiye’deki dostlarının verdiği azınlık sayılarını da alt alta koyup topladığımda nüfusumuz zaten 120 milyonu geçiyor.

Böylelikle o kadar problem birden çözülür ki.. Kıbrıs diye bir mesele kalmaz; dünya da biz de rahat ederiz. Avrupa Birliği’ne girmek de bir hamlede hallolur.  Hatta bakarsınız Avrupa Birliği bize girer. Ermenistan sınırı açıldıydı, kapandıydı da biter. Karabağ umurumuzda olmaz. Sahi belki ‘ben Türk’üm’ diyenleri de Azerbaycan’a yollarız. Oradakiler kendilerine Türk diyorlar ya. Biz de birkaç yıl sonra topuna birden ‘Azeri’ deriz.( İskender Öksüz, Türk’üm Özür Dilerim)

 

Papa Francesco’nun 1915 olaylarının 100. Yıldönümü dolayısıyla, 20. Yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere yapıldığını söylemesinin yankıları sürerken; Avrupa Parlamentosu’nun soykırım kararı alması ve Türkiye’ye tanıma çağrısında bulunması tepki uyandırdı.

Başbakanın Başdanışmanından ve HDP’den Ermeni iddiaları konusunda Papaya destek geldi. Amerika Ermeni Ulusal Komite Başkanından, Demirtaş’ın sözde Ermeni soykırımı hakkındaki açıklamalarına tam destek verildi.

Daha yeni İzmir’den bir avukat grubunun, Ermeni soykırımını tanıyan ve özür dileyen ifadeleri; içsel ermeni seslerinin büyüdüğünü gösterdi.

Oysa yöneticilerin benzeri söylemleri -özellikle Papa konusunda- ilk defa duyuyormuş gibi, öfkeli, hayal kırıklığını belirten beyanatlar vermesidir asıl şaşırtıcı olan. Ermeni meselesi konusunda samimiyetimiz ne merkezdedir? Birkaç küçük örnek verelim:

2008’de internet ortamında bir ekip, “Osmanlı Ermenileri’nin 1915’te maruz kaldığı Büyük Felâketle ilgili”  bir özür dileme kampanyası başlattılar ve bildirilerini 13 dilde yayınladılar. Kişisel ve masum bir kampanya olduğu iddiasındaydılar.

Böylelikle Türk aydınlarının da Ermenilerden özür dilediğini, Ermeni davasının haklılığını tüm dünyaya duyurdular. Ferdî kampanya, zamanla bir milletin özür dileme kampanyasına dönüştü.

            Meşhur bazı Türk yazarları,  barbarlığımızı kınayan, işe yalnızca Ermeni cephesinden, tek taraflı bakan kitaplar, romanlar yazdılar. Türkleri eli kanlı, ırz düşmanı, cahil sayılar olarak gösterdiler. Topyekûn Ermenileri şirinleştirdiler ve bizi peşinen mahkûm ettiler.

 Yurt içi-dışında hiç de “Papa Kutsiyetpenahlarından” farklı konuşmadılar, günah çıkardılar Üstelik bu milletin ferdi gözüktükleri için daha tesirli oldular.

“Hepimiz birden Ermeni” kesildik.

Yurt dışında kimi Türk asıllı yönetmenler, Türklerin Ermenilere yaptığı zulmü, gaddarlık ve hunharlığımızı anlatan “Kesik” gibi filmler çevirdiler. Ermeni tezlerini güçlendirdiler.

2014’de Cumhurbaşkanı, “1915 olaylarının yıldönümüne bir gün kala, o dönem hayatını kaybedenlerin torunlarına baş sağlığı diledi. Dokuz dilde taziye açıklaması yapıldı.”

Başbakan  “20. Yüzyılın ilk yarısında yaşanan kırılmalar yüzünden”;  1915 olayları, 6-7 Eylül olayları dolayısıyla yurt dışına gidenleri “geleceği İstanbul’dan, Anadolu’dan birlikte inşa etmek için” Türkiye’ye davet etti.

“Geçmişte yapılan bazı yanlışlıklar, farklı etnik kimlikte olanların ülkemizden kovulması” her fırsatta dile getirildi.  Üzerine basa basa “Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi” denildi.

Karşılığı alınması, mütekabiliyeti düşünülmeyen, hesapsız kitapsız Ermeni açılımları da neyin nesiydi.

1992’de belgeli bilgili, Ermeniler tarafından Azerilere uygulanan Hocalı Soykırımı’nı, Meksika, Kolombiya, Pakistan gibi ülkeler tanımışken, TBMM hâlâ katliamı resmen tanıyan bir karara imza atamadı.

Yani biz hep başka soykırımlara karşı mı duyarlıydık. Türk soykırımını neden görmedik geçiştirdik acaba. Hıristiyanların, Haçlıların sergilediği dayanışmayı neden birbirimize karşı göstermedik.

Papa, Avrupa Parlamentosu, Ermenilerin görüşleri kendilerince gayet tutarlı ve net.

Habire çizgi değiştiren, kararsız, sapkın ve güvenilmez olan biziz.

Bu yazı toplam 5615 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum