1. YAZARLAR

  2. Recep Çınar

  3. Ömerin ciğeri yanmışmış!!!
Recep Çınar

Recep Çınar

ORTAM
Yazarın Tüm Yazıları >

Ömerin ciğeri yanmışmış!!!

A+A-
Bundan tam 7 ay önce yazmışım. Yani Ocak ayının 30’unda. “Olmadı Ömer efendi” diye. Ömer’in görünmeyen yüzünü göstermeye çalışmıştım. Önce bu yazıyı bir hatırlamakta fayda var. Sonra bugüne döneriz.
Ne demişim:
“Son günlerde bazı gazetelerde Ömer Gündostu ile ilgili yazılanlardan açıkçası rahatsız oldum. Alacağı 3 kuruş nedeniyle sağda solda ağzını yüzünü salladığı söyleniyor. Doğrudur yanlıştır, bilemem. Ama, eğer doğru ise “dürüst” bir yaklaşım şekli değil. Hele de kaptanlık gibi payeyle onurlandırılmış bir sporcunun böyle bir davranış biçiminin ahlaki olmadığını düşünüyorum.
Bu takımdan uzaklaştırılan oyuncuların bu tür konuşmalar yapmasını, çamur atmasını anlarız, dahası “normaldir” der geçiştiririz. Ama, ya Ömer Gündostu. Onun ki, bu camianın içine sinebilir mi?
Sinmez elbet.
Nasıl bir “ruh”  halidir bu?
Sakarya patentli olsa da, bir yerlere gelmesine vesile olduğu, çuvalla para kazandığı, kaptanlık gibi bir mertebeye geldiği bir kulübe karşı böylesi bir güvensizliği nasıl sergiler? Hiç kusura bakmasın ama, kendisine duyulan güven duygusu da,  bu aşamadan sonra sekteye uğrayacaktır artık.  Bilinçli bir davranış biçimi onun ki! Profesyonelliği abartırken, geçmişe de sünger çekmeyi göze almış demek ki.  Konyaspor’a olan “vefa”sını da göstermiş oldu böylece!
Ama şu da var; Seni sen yapan, sen güvenmemiş olsan da, sana güvenerek imza attıran, daha ötesi sana kaptanlık gibi saha içindeki birinci adamlığı veren Konyaspor’a gördüğün reva, bilesin ki, çok can sıkıcı ve üzücü Ömer Gündostu. Keşke, Konyasporla Pazar’a kadar değil, mezar’a kadar dost kalabilseydin.
Konyalı seni ürettiğin futbol değerleri ile hatırlasın istiyorduk. Şark kurnazlığın ya da kapalı kapılar ardında ürettiğin “fesat”lıklar ve “dedikodu”larla değil.
Tekrar yazımın başına dönersem; takımda oynamayan bir futbolcunun adı ne olursa olsun, isterse “evliya” gibi bir imajı olsun çok tehlikelidir.  Oynamayan oyuncu kesinlikle “karıştırıcı”dır. Ali, Veli, Selami fark etmez.   Oynayan oyuncu ise asla sorun yapmaz. Oyuna 90. dakikada da girse parasını alacağını bilir ve sesini çıkarmaz.
Ömer konusuna gelince; kendisini tanıyorum. Saha içindeki Ömer ile kulübede ya da
tribündeki Ömer, siyahla beyaz gibidir.
Bilmem anlatabildim mi!
Acı ama gerçek şu: Futbolcunun herşeyi paradır! Sıkıştığında sığındığı limanın adı ise profesyonellik, gerisi hikaye. Bakın taşradan büyük takımlara giden futbolculara. Hepsinin imza töreninde papağan gibi tekrarladığı tek cümle var: “Beni bugünlere getiren kulübümün renklerine aşığım ama profesyonelim de!”
Ömer’i derinden tanımayan bazı çaylaklara da mesaj olsun” diyerek yazımı noktalamıştım.
Gelelim bugüne…
Dünkü Memleket Gazetesindeki röportajında biraz içini, biraz eteğindeki taşları dökmüş, daha çokta kinini kusmuş. “Konya benim canım ciğerim, buradan ayrılınca ciğerim parçalandı” diyerek de, duygu sömürüsü yapmış.
Bu takımı düşürürken ciğerin, dalağın, yüreğin de parçalandı mı?
Söylesene Ömer!

Konyaspor’dan  7 yılda ne kadar para kazandın?
Onu da söylesene ciğeri parçalanan kaptan!
Sen söyleyemezsen ben söyleyeyim…
Trilyonlar…
Tam rakamı versem zülfiyare dokunur.
Şimdi…
Fedakarlığı sen mi yapmışsın, Konyaspor mu yapmış?
Kendi memleketin olan Adapazarı’nın takımı Sakaryaspor’dan bu kadar para kazanabilir miydin?
Ya da sana bu kadar para verirler miydi?
Konya’nın dışında başka bir yerde ve başka bir takımda, hem de hak etmediğin halde sana köşeyi döndürebilirler miydi?
Söylesene Ömer efendi!
Bu takımı siz düşürdünüz siz!!
Ve utanmadan ve sıkılmadan hala para konuşuyorsan, senin futbolculuğuna da, insanlığına da yazıklar olsun.
Pes yani.
Konyaspor yönetimi, hem teşhis hem de tedavi anlamında iyi iş çıkardı. Dahası, yarayı kangrene dönüştürmeden hastayı kurtardılar.
 
Bu yazı toplam 4602 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar