1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Ölüm riskini artıran sorun
Ölüm riskini artıran sorun

Ölüm riskini artıran sorun

Uykuda apne denilen geçici solunum durması olan hastalarda hipertansiyona daha fazla rastlandığını belirten Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı...

A+A-

Uykuda apne denilen geçici solunum durması olan hastalarda hipertansiyona daha fazla rastlandığını belirten Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal uyku apnesi ile ilgili yaptığı açıklamada, önemli bilgiler verdi.

Günümüzde hipertansiyon hastalarında uyku apnesinin tedavi edilmesinin oldukça önemli olduğunu belirten Op.Dr.Bahadır Baykal, "Bu hastaların yıllarca tansiyon ilaçlarına neden cevap vermedikleri , uyku apnesinin tek başına hipertansiyon nedeni olduğunun anlaşılmasıyla birlikte farklı bir boyut kazanmıştır. Ülkemizde hipertansiyonu olan hastalar araştırılırken uyku apnesi ile ilişkisi mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Böylece uyku apnesi tedavisi ile insanlar boş yere tansiyon ilacı almaktan kurtulabilirler veya aldıkları ilaç miktarını düşürebilirler. Dünyada on binlerce kişi üzerinde hipertansiyon araştırmaları yapılıyor. Tansiyon hastalarından yüzde 34 ünün iki hipertansiyon ilacı almasına rağmen tansiyonlarının kontrol altına alınamadığını tespit edilmiştir" dedi.

Hipertansiyon hastalarının yüzde 15'i ilaçla kontrol altına alınamayanın dirençli hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Op.Dr. Baykal, "Dirençli hipertansiyon hastalarının ise büyük bir kısmı aynı zamanda uyku apnesi hastadır. Uyku apnesini tedavi etmek bu hastaların boş yere ilaç almalarını önlemeye yetecektir. Üzülerek görüyorum ki, hipertansiyonla ilgilenen değerli uzmanlar bu noktaya gereken önemi vermemektedir. Oysa uyku apnesinden şüphelendikleri ve tedaviye yanıt alamadıkları hipertansiyon hastalarına uyku tetkiki yaptırsalar asıl nedeni ortaya koyacaklar. Horlama ve uyku apneli hasta grubuyla yoğun ilgilenen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; bana gelen hastaların bir kısmı bir şekilde uyku apneli hastaların hipertansiyona meyilli olduklarını öğrenip kendileri uzman tavsiyesi olmadan başvurmaktadır" diye konuştu.

Yapılan araştırmalar da uykuda solunum durması hastalığının yani uyku apnesinin şişmanlık, alkol ve sigara gibi diğer faktörlerden bağımsız olarak tansiyon yüksekliğine yol açtığını kaydeden Op.Dr. Baykal, "Öyle ki; bu hastalardaki hipertansiyon saatteki soluk durma sayısı ile doğru orantılıdır. Uykuda anlık nefes durmasına bağlı gelişen kanda oksijen azalması, hipertansiyon ve kalp-damar kontrol mekanizmalarını direk olarak etkiler. İlaca cevap vermeyen hipertansiyon hastaları büyük olasılıkla uyku apnesi hastasıdır. Aslında uyku apnesi sadece hipertansiyon değil aynı zamanda kalp fonksiyon bozukluğu ve enfarktüs nedeni olarak da kabul edilmektedir.Uykuda solunum durması olunca kişide nefes alma çabası artar. Bir süre sonra Akciğer genişler, kalp ve büyük damarlar etrafındaki basıncı etkiler, ayrıca beynin oksijensiz kalması da hipertansiyon gelişiminde rol oynar. Tedavisi yapılmamış uyku apne hastalığında ölüm riski normal bireylere göre yüzde 300 artmaktadır. Kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riski ise daha yüksektir. Bu hastalarda yaygın damar hastalıkları da olduğu için beyin kanaması riski de önemli ölçüde artar" ifadelerini kaydetti.

Boyun şah damarlarının bizler için oldukça önemli olduğunu vurgulayan Op.Dr. Baykal, "Bu damarın yapısındaki olumsuz değişiklikler beyin kanaması ve felç riskini artırır. Yapılan bazı çalışmalar şiddetli horlayanlarda şah damarındaki tıkanıklığın normal bireylere göre 10 kat fazla olduğunu göstermiştir. Ağır derecede uyku apnesi olanlarda ani damar tıkanması veya beyin felci geçirme ihtimali 4 kat artmaktadır. Uyku apneli hastalar pıhtılaşma mekanizması bozulduğu için felç riski açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken hasta grubudur. Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Uyku apnesi kişinin yaşam kalitesini bozan ve beklenen ömrü %25 oranında kısaltan bir hastalıktır. Tüm sistemler gibi kalp-damar sistemi de yakından izlenmeli, hipertansiyonlu uyku apne li hastaların tedavi edilmesiyle birlikte kan basıncının önemli ölçüde düştüğü unutulmamalıdır. Öyle ki; bazı hastalar tamamen ilacı bırakırken bazıları da ilaç miktarını azaltır" şeklinde konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.