1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Olaylar ve 28 Şubat Belgesi
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Olaylar ve 28 Şubat Belgesi

A+A-

17 Aralık olayındaki soygun işleminde sadece soygunu ortaya çıkarmak olmamakta olup sivil ihtilal var denilmekte.

İktidara bakarsanız “Dış güçlerin bir sivil ihtilal tatbikatı”. Muhalefet ve muhalif olanlar ise “İktidar, yolsuzluk çıkıp her sıkıştığında dış mesnetlere sarılmakta. Peki neden evvelce tedbirini almamış” karşıtını söylemekte.

“Soygunculuk olayı doğru mu değil mi?” sorusuna ancak adil bir hukuk cevap verecek.

Düşündüren nokta. Savcının, kanunlara göre işlem yapıp yapmadığı.

Ayrıca mahkeme kararı çıkmadan medyaya bilgiler vermesinin doğru olup olmadığıdır.

Savcı, Cumhuriyet Başsavcısından habersiz işlem yapabilir mi?

Muhalefete ve savcının beyanına göre “yapar”.

Merak ettim. Hukukçu olmamakla beraber böyle şeylere bakma merakımı gidermek için tamim genelge vb. yanında kanuna da baktım. İsteyen 5235 sayılı kanunu açıp okuyabilir.

5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun var.

Kanunun 17. maddesinde Cumhuriyet Başsavcılığının görevleri arasında "Kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak veya yaptırmak" yer alıyor.

Yasanın 20. maddesinde savcıların görevleri ise, "Başsavcı tarafından verilen adlî ve idarî görevleri yerine getirmek" olarak yer alıyor.

Tüm yasal çerçevede, Başsavcıların yürütülen soruşturmalar hakkında bilgi sahibi olmaları, gizliliğin ihlali olmadığı gibi yasal bir zorunluluk.

Ayrıca bu konuda Adalet Bakanlığı ve HSYK tarafından yayınlanmış birçok genelgede görülmekte.

Peki, bunu Muhalefet ve HSYK’nın 13 üyesi bilmez mi de çanak tutar?

"Çamur at izi kalsın bizde oyu alıp iktidar oluruz" düşüncesinde avuçlarını yalarlar doğru yol bu değil.

“Dış mihraklar varsa. Neden evvel ilgilenmedi?” diyen muhalefete de sormazlar mı? “Siz iktidarda iken neye bakmadınız?” diye.

***

Kim kaybetti, kim kazandı diye düşünürsek. Irak petrolü Türkiye’den akarken. Geçiş Parasının da Türkiye’de kalması kararında. Amerikan bankalarının “Halk Bankası mahkemelik” itirazı ile kendilerine çevirmeleri yanında, yüklüce Dolar alıp ekonomiye zarar vermeleri neyin nesi?

***

Bu durumda kim haklı haksız karar verme yanında…

Dış mihrak ve içimizde ki yardımcı olanların. Yeni değil ezelden eli olup olmadığına da aşağıda ki yazıyı okuyunca karar veriniz.

***

Dış mihrakların Türkiye üzerinde ki tatbikatlarını Saadet Partisi zamanında Başbakan olan Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 28 Şubat ile ilgili beyanını okuyalım.

***

Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yazarlardan Şamil Tayyar ile sohbet ediyor.

Bu sohbeti yıllar evveli yazdığı köşe yazısından parça alarak sunuyorum.

***

“Laf dönüp dolaşıp 28 ŞUBAT post modern darbeye geldi. Darbezede bir Başbakan olarak söyleyecekleri vardı. Siyonistlerin, dar anlamda ABD ve İsrail’in darbe planına, 50 civarındaki iktidar mensubu korkak milletvekili yüzünden yenik düştüklerini anlattı.

 Sonra 30 EKİM 1996 tarihli tercüme edilmiş gizli belgeyi arşivden çıkardı. Belge, Wikileaks yayınları gibi Ankara’dan Washington’a gönderilen ve dedikodulara dayalı ham istihbarat notu değil, WASHİNGTON’da karara dönüştürülmüş ulusal güvenlik belgesiydi.

 Bu belge darbe kriptosu niteliğindedir.

 Belgede dönemin ABD Dışişleri Bakanı Warren CRİSTOPHER’in imzası var. ANKARA Büyükelçiliğine gönderilmiş. Bilgi olarak ATİNA, BEYRUT, MOSKOVA, SOFYA Elçilikleri ile Geneva, NATO ve BM Amerikan misyonlarına da ulaştırılmış.

Refahyol Hükümetiyle ilgili değerlendirme ve iktidardan düşürme yöntemine yer verilen belgede, ilk yorum koalisyonun büyük ortağı RP ile ilgili olarak yapılıyor:

Türk hükümetinin milli eğilimlerinden ve Başbakan ERBAKAN’ın ideolojisinden ilham alarak dış politikayı batıdan ayırıp Arap ve Müslüman dünyasına doğru yeniden yönlendirilmesinden dolayı derin endişe içerisindedir. Kanaatimizce TÜRKİYE’nin İRAN, IRAK, LİBYA, NİJERYA ve SUDAN ile bağlarını kuvvetlendirmek konusundaki mevcut tutumu, bizim milli menfaatlerimize aykırıdır, düşmancadır. İkinci yorum, koalisyonun küçük ortağı DYP ile ilgili.

DYP, ERBAKAN’ın radikal İslami söylemlerini ılımlaştırmada başarılı olamadığına göre, kendisinin RP ile koalisyonu verimsiz görünmektedir. Biz inanıyoruz ki, Tansu ÇİLLER’in koalisyondan çekilmesi ERBAKAN’ı düşürür ve ülkeyi genel seçimlere götürür. Sonuç kesin olmamakla birlikte RP büyük ihtimalle seçimlerden eskisinden daha güçlü olarak çıkacaktır.

Özetle denmek isteniyor ki: RP batıdan kopmakta, yeni bir ittifak arayışı içinde olduğu DYP’nin ise bunu durdurabilecek güce sahip bulunmadığı, seçimin de çare olmayacağıdır. Seçime gidilse RP’nin oy oranını artırarak tekrar iktidar olacağı kesindir. O halde ABD ve batıdan uzaklaşmaya başlamış TÜRKİYE’yi hizaya çekebilmek için hükümetin yıpratılması, halkın gözünden düşürülmesi ve güçsüz kaldığı ortamda seçimlere gidilmesi demokratik yoldan(!) iktidardan uzaklaştırılması lazımdır. Fakat bu yıpratmayı, gözden düşürmeyi kim yapacaktır? Belgeden okuyalım:

TÜRKİYE, Birleşik Devletlerin anahtar stratejik ortağı olarak kalmak mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmedeki başarımız, bizim milli menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir. Türk askeriyesi, bu sonucu elde etmeye doğru daha büyük çaba sarf etmesi için harekete geçmeye zorlanmalıdır. Bu konudaki aksiyon planlarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.

Anlaşılıyor ki, ABD, 15 EKİM 1996 tarihinde post modern darbe için düğmeye basmış, TSK’ya da görev vermiştir.

Bu iddiayı, ilk olarak eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar YAZICIOĞLU, 11 ŞUBAT 2007 tarihli Vakit Gazetesi’ne yaptığı açıklamada dile getirmiş, “28 ŞUBAT’ın startı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği çok gizli bir yazıyla verilmiştir” demişti. Ancak belge sırdı.

ERBAKAN’ın masasında ilk defa gördüğümüz bu belge, 28 ŞUBAT’ın nasıl tezgahlandığını göstermesi bakımından çok önemlidir. Bir yerde darbe emrinin belgesidir. Üstelik Wikileaks dedikodusu değil.

 28 ŞUBAT’ın nasıl gerçekleştirildiğini size sunmaya çalıştım. 28 ŞUBAT’ın mimarının ABD olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Siyonizm, ABD karşıtı ERBAKAN’a bu reva görülmüştür. 

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle

Bu yazı toplam 5831 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.