1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Müslümanların seçimle imtihanı
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Müslümanların seçimle imtihanı

A+A-

Haziran ayında yapılacak olan milletvekili genel seçimleri için propaganda döneminin başladığı günlerdeyiz.

Bir önceki yazımızda yazdığımız üzere siyasetçilerin diliyle “Bu seçim geçen bütün seçimlerden daha önemli” ya.

Propaganda dönemi tam da bu düşünceye uygun sözlerle başladı ve devam ediyor.

Dolayısıyla Müslümanlar da yeni bir imtihanın eşiğindeler.

En önemli konular olarak başta yeni anayasa ve başkanlık sistemi olmak üzere, yeni Osmanlıcılık, yeni Türkiye, Demokrasi, Cumhuriyet, sandığa sahip çıkma, çok partili hayatı idame ettirme gibi hususlarda esaslı bir imtihan bekliyor milletimizi.

Geçen seçimlerin favori konusu olan başörtüsü meselesi söz konusu edilmese de bu defa imam hatip okullarının kapatılıp kapatılmaması bir süre daha epeyce gündem yapacağa benziyor.

1950’den beridir adı çok partili sistem olan bir oyunla Müslümanların oyları özellikle doğu bölgesi kırsal kesiminde şeyhlerin ve ağaların maddi çıkarlarına kurban edilerek seçimler kazanılırdı.

1960’dan 1980’e kadar yapılan askeri darbelerle kenarı köşesi tamir edilmeye çalışılan çok partili demokrasinin artık yürüyecek halinin kalmadığı görülünce yine müslüman tarafı öne çıkarılmaya çalışılan siyasetçiler eliyle başkanlık sistemi millete empoze edilmeye çalışıldı.

1980’den sonra Turgut Özal tarafından dillendirilmeye çalışılan sistem 28 Şubat sonrasındaki doğan boşluk ortamında Recep Tayyip Erdoğan’ın başat düşüncesi olmuş görünmektedir.

Türkiyeli Müslümanların esas çelişkileri çok partili parlamenter sistem veya başkanlık sistemi değildir.

Esas çelişkileri kemalist devrimler karşısındaki fikir ve eylem yönünden acziyetleridir.

Çünkü devrimlerin laf olsun torba dolsun veya sadece Osmanlı Devleti’ne zıtlık olsun diye yapılmadığını en acı şekilde tecrübelerle öğrenenler müslümanlar olmuştur.

Ama Müslümanların son iki yüz yıldır üzerlerinden atamadıkları bir nevi ölü toprağının verdiği uyuşukluktan istifade edenler ölümü gösterip sıtmaya razı ederek Müslümanları sistemle entegre etmişlerdir.

Müslümanlardan bazı kesimler sistemle öylesine entegre olmuşlardır ki; kısa süreli elde edecekleri maddi menfaat uğruna İslam Dininin horlanmasında, dini kurum ve kişiliklerin yerle bir edilmesinde şamar oğlanı gibi kullanılmışlardır.

Diğer bir kesim ise sistemden sırf daha fazla rant elde etmek uğruna Müslümanların ortak zenginlikleri olan vakıf arazilerinin, Camilerin, tarihi alanların, kentlerin ve ormanların yağmalanmasında düzenin sahiplerinden daha fazla rol üstlenmişlerdir.

Çok partili demokratik sistemin getirdiği menfaat müslümanları düşünce eksenlerinden öylesine saptırmıştır ki; faizcilik, yolsuzluk ve hukuksuzluk uygulamalarına bulunan dini(!) ve akli kılıflar sonucunda vahşi kapitalizm dine tercih edilir olmuştur.

Bütün bunlar maalesef yanlış bir düşünce sonucunda cumhuriyetle veya demokrasiyle özdeş gibi gördüğümüz çok partili parlamenter sistemi yaşatmak uğruna olmuştur.

Daha dün kadar yakın bir geçmişte Sovyet sosyalizmi endişesiyle korkutularak batı emperyalizminin kucağına düşürüldüğümüz gibi bu gün de, bundan daha iyisi var mı da oy vereceğiz veya bu gelmezse başkaları mı veya falancalar mı gelsin korkularıyla yine aynı kucağa düşürülmek istenmekteyiz.

Hâlbuki ne çok partili sistem demokratiktir, ne de demokrasi illaki çok partili sistemdir.

Demokrasi bu uygulama şekliyle eşitlik, özgürlük ve dürüst seçim de demek değildir

Çünkü her seferinde değişmez bir biçimde insanların dini ve islâmî hassasiyetleri ile iyi, doğru ve güzele olan özlemleri seçim sathı mailinde usta politikacılar eliyle har vurulup harman savruluyorsa.

Müslümanların bu oluşturulan kargaşa ortamında oylarını kullanmadan önce dikkat etmeleri gereken şey, bunların demokrasilerinin tek partili veya çok partili olması değil, partilerinin içinde İslamın referans alınıp alınmadığı, özgürlüklerin parti disiplini adına kısıtlanıp kısıtlanmadığı, rant uğruna insan hakları ve çevrenin ötelenip ötelenmediği, yapılan işlerin yasalara değil meşruiyete uygun olup olmadığıdır.

İmtihanın esas büyüklüğünün sadece bunlarla da kalmayacağı ise yakında görülecektir.

Bu yazı toplam 4866 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.