Havvanur Doğan

Havvanur Doğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Merhamet

A+A-

Kötü bir olay veya durum karşısında, insanın gösterdiği acıma duygusuna merhamet denir. Merhamet kalpleri yumuşatır, sevgiyi besler. Aslında insanoğluna Allah(C.C) tarafından sunulan bir nimettir merhamet. Hatta bir hadiste şöyle rivayet edilir: Allah(C.C) rahmetini yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuzunu kendi yanında tuttu, bir parçasını ise yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle, insanlar birbirine merhamet gösterirler. İşte siz düşünün yüce Rabbimizin ne kadar merhamet sahibi olduğunu. Rabbimizin rahmetini bizden esirgemeyeceği Kur’an-ı Kerim’de de birkaç yerde belirtilmiştir. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.(Yusuf suresi- 92. Ayet) Kalpleri bir perdeyle örtülü, merhamet nedir bilmeyen gaddar insanlara ise Allah(C.C) de rahmet göstermez. Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekilerde size merhamet etsinler.(Tirmizi, Birr, 16) İnsanoğlu ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar zengin olursa olsun Allah(c.c)’ın rahmetine muhtaçtır. Bu yüzden kibirlilik yapıp, diğer insanlara ya da varlıklara merhamet etmeyen kimseye Allah(c.c) merhamet etmez.

Şefkat ise merhametin bir yansımasıdır. Şefkat deyince akla ilk şüphesiz anneler gelir. Annelik; şefkat duygusunun, merhametin çok yoğun yaşandığı bir mertebedir. Sadece insanoğlu değil, hayvanlarda da annelik şefkati ve merhameti getirir. Anne şefkatinin bir benzeri yoktur ve annelerin evlatlarına gösterdiği şefkati, kimse birbirine göstermez. Anne şefkati ile ilgili bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum:

Hazreti Davud(a.s) zamanında iki kadın, çocuklarını bir ağacın altına bırakmışlar, kendileri de beraber tarlada iş yapıyorlardı. Biraz sonra ağacın altındaki çocuklardan birini, kurt kaptığını gördüler. Koşarak ağacın dibine varan kadınlardan her ikisi de orada kalan çocuğa sahip çıkıyor, ikisi de birbirine, senin çocuğunu kurt kaptı bu kalan çocuk benim diyorlardı. Aralarında anlaşamayıp, meseleyi halletmesi için Hazreti Davud’un (a.s.) huzuruna çıkmaya karar verdiler. Kadınlardan birisi çocuğu kucağına almış, öbürü de onun yanında Hazreti Davud’un huzuruna çıkıp meselelerini anlattılar. Davud (a.s), çocuksuz kadına: Bu kadının kucağındaki çocuk benim diyorsun. Bana bir şahit bulabilir misin, diye sordu. Kadıncağız:  Bulamam, Ya Davud!  Çünkü orada yanımızda kimsecikler yoktu. Fakat ben iyi biliyorum ki çocuk benimdir. Bu benden evvel varıp benim çocuğumu aldı, dedi. Davud (a.s) kadına: Şahit bulamayacağına göre, ben bu kadından çocuğu alıp da sana veremem, çünkü o da, senin kadar çocuğun kendisinin olduğunu iddia ediyor, diye kadınları salıverdi. Kadınlardan biri mahzun, birisi mesrur olduğu halde Süleyman(a.s)’a rastladılar. Süleyman (a.s) kadınlara, dertlerinin ne olduğunu sordu. Kadınlar, vaziyeti bir de Süleyman (a.s)’a anlattılar. Süleyman (a.s)  her iki kadın arasında çocuğu taksim etmekten başka çare bulamamıştı. Hemen: Cellât! Bu kadınların her ikisi de çocuk benim diyor. Çocuğu ortadan kes de taksim edelim, dedi. Çocuk kucağında olan kadın, buna razı olmuştu. Fakat çocuğun esas sahibi olan kadın, evlâdının gözleri önünde kesilmesine tahammül edemedi. Yavrumu kesmeyin de ben razıyım çocuk onda kalsın, diyordu. Böylece Süleyman(a.s) çocuğun asıl anasının kim olduğunu anlamıştı.. Gözler; ya merhamet ya da nefretin ışıldadığı bir kandildir. Merhamet edelim ki insanlık ölmesin, merhamet edelim ki rahmet bulalım..  

Allah'ın yarattığı canlılara karşı insanda varolan acıma, merhamet etme duygusudur. İnsandaki şefkat duygusunun kaynağı, Allah'ın Rahmân, Rahîm, Erhamurrâhimîn isimlerinde ifadesini bulan ilâhî rahmettir.  Yeryüzündeki bütün canlılar Allah'ın rahmet ve şefkatiyle varlıklarını devam ettirirler. “Allah rahmeti yüz parçaya ayırdı; doksandokuzunu kendi katında tuttu, birini dünyaya indirdi. Bütün canlılar bu bir parçadan istifade ederek hemcinslerine şefkat gösterirler. At, yavrusu memesini emerken başına değmesin diye ayağını kaldırır” (Buhâri) hadisi, bu duygunun sadece insanlara has olmayıp, hayvanlarda da bulunduğunu açıklamaktadır. Bütün canlıların hissettiği bu duyguyu, onların en üstünü, eşref-i mahlûkat olan insanın daha güzel bir şekilde hissetmesi gerekir. Zaten İslâm, yaratana hürmet-mahlûka, yaratılmışlara şefkat temellerine dayanan bir dindir. Çünkü mahlûkatın hepsi Allah'a aittir. İyi bir müslümanın müşfik, şefkatli olması gerekir

Bu yazı toplam 8888 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.