Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Mekke’nin Nûru

A+A-

Aslı nur, cismi nur, kendisi baştanbaşa nur… Geçmişi nur olan geleceği nûra gebe bıraktı. Faran Dağları’nın eteklerinde ‘Hakk’ın Evi = Beytullah’ın hemen dibinde etrâfına nur saçan Âlemlerin Efendisi Muhammed aleyhisselam Mekke’nin nûru olarak dünyâya geldi.

O aleyhissalâtu vesselam Mekke’nin nûru, insanlığa lütfedilmiş en şerefli bir rehberdi. İlim ve irfânın şaşmaz kılavuzu, ledün ilminin sultânı idi. O aleyhissalâtu vesselam nübüvvet vazifesiyle insanlığa Hakk’ı anlatmakla görevlendirildiği dâvâsından hiç şaşmadı, yılmadı. Gençliğinden Peygamberliğine ‘El Emîn’ vasfıyla başladığı o çetin ve meşakkatli yolda, göklerin derinliğinden gelen ilâhi güçle yürüdü, hep Hakk’ı hakikati tebliğ etti, anlattı, insanları aydınlattı, çorak gönüllere ab-ı hayat sundu. O kutlu vazifesini muazzam bir sabır, mükemmel bir teslimiyet ve tevekkülle ifâ etti.

O aleyhissalâtu vesselam Mekke’nin nûruydu.

O aleyhissalâtu vesselam Mekke’nin eşsiz, muhteşem, kutsî önderiydi.

Ve O Mekke’yi çok severdi. Orda doğdu, orda büyüdü. Hayâtının elli senesi Mekke’de geçti. Mekke’de ‘Allah Teâlâ’nın Evi = Kâbe’ bulunuyordu. O aleyhissalâtu vesselam son haccında Beytullâh’ı görünce şu âyeti okumuştu: “… Yâ Rabbi! Bu muazzam mâbedin azâmet, şeref, kerâmet ve mehâbetini artır.” -1- Müşrikler O’nu Mekke’den çıkarmaya çalışmasalardı O aleyhissalâtu vesselam Mekke’yi terk etmeyecekti. O ve arkadaşları öz vatanlarında gurbeti yaşayarak kalpleri yaralanarak kafileler hâlinde kutlu bir hicrete çıktılar.

Kur’ân-ı Kerim’de ‘şehirlerin anası = ümmül kurâ’ -2- diye anılan mükerrem şehir Mekke, târihte en önemli hâdiselerin cereyan ettiği kutsî bir beldeydi. Hz. Âdem (A. S), Hz. Havva (r.a), Hz. İbrahim (A. S), Hz. Hâcer (r.a), Hz. İsmâil (A. S)’ın ve Resullerin Şâhı Muhammed aleyhisselâm’ın hayâtını geçirdiği bir kutsî şehirdi. Mekke, Hz. İbrâhim (A S)’ın: “… Yâ Rabbi! Bu şehri emniyetli kıl.” -3- Diye dua ettiği bereketli, ‘güvenli ve dokunulmaz bir yerdi.” -4-

Mekke, Hz. Peygamber aleyhisselâm’ın doğduğu, büyüdüğü, gençliğini geçirdiği, kendisine ilk vahyin bahşedildiği, en mükemmel din İslâm hakikatlerinin ümmete iletilmesindeki zorlu tebliğ mücâdelesinin geçtiği, nice çile ve sıkıntıların yaşandığı bir kutsal mekandı. Şehrin her karesi ümmeti Muhammed için pek değerli hâtıraları içinde barındırıyordu. Mekke’de O yüce Rasûl’un hayat izleri vardı bu vesileyle Mekke bizim için kutlu ve nurlu bir beldedir.

Kâinâtın en mübârek mâbedi Mekke’de bulunuyordu. Âdeta Müslümanlar’ın kalbi Kâbe’de atıyordu. Sonsuzluk ufku O’nunla kucaklanabilirdi. Orada Hz. Peygamber aleyhisselâm’ın nefesleri, kokusu, teri, ayak izleri vardı. Âlemlere Rahmet Olanın gölgesi oradaydı. Kâbe Müslümanların yüreklerinde tatlı bir heyecan esintisidir. Mekke ise ümmetin gözlerinde nur sağanağıdır. Ruhlardaki ilâhî aşk muhabbetinin tutuştuğu bir keremli beldedir Mekke.

Mekke’nin mihrâbından sudûr eden nur, Kâbe’ye dönerek ellerini açıp şöyle dua etmişti; ‘Allah’tan başka ilah yoktur. O bir ve şeriksizdir. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. Yaşatan O, öldüren O, her şeye kâdir olan O’dur. Rabb’imize yönelici, günahlarımızdan tövbe edici, Rabb’imize kulluk, secde ve hamd edici olarak dönüyoruz.’ -5- Diye hamd ve senâ ederek duâ ettiler. Duâlarımızın O aleyhissalâtu vesselâm’ın duâlarına karışması temennisiyle..

-------------------

1- Âli İmran, 96

2- En’am, 92

3- İbrâhim, 35

4- Kasas, 57

5- Hanbel, Müsned, IV, 187-189s (Ahmed b. Muhammed b.Hanbel, Müsned, Çağrı Yayınları, İst, 1992)

Bu yazı toplam 6068 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.