1. YAZARLAR

  2. Recep Çınar

  3. Mehmet Gazel ve anılar
Recep Çınar

Recep Çınar

ORTAM
Yazarın Tüm Yazıları >

Mehmet Gazel ve anılar

A+A-

Mehmet Abiyi, yani Mehmet Gazel'i, yani sözde değil, özde adam gibi bir adamı kaybedeli,  20 yıl olmuş...  Sanki dün kaybetmişiz gibi... Su gibi akmış gitmiş yıllar...

Mesleğini çok sevdi...

Maalesef ki,  kendisine “ihanet” edenleri de! 

Gazetecilik ve arkadaşları için, hayatında en önemli olan ve onun için olmazsa olmaz bir çok “can” ve “can yoldaş”ını ıskaladı Mehmet abi...

Neyse...

Adamdı...

Ustaydı...

Haberciydi...

Gazeteciydi...

Gazeteciydi, ama sıradan bir gazeteci değildi... Tutkulu ve işine aşık bir gazeteciydi Mehmet abi... Ufak-tefek olmasına rağmen, “dev” gibi bir adamdı... Allah'ın çift yürek verdiği 3-5 adamdan birisiydi Mehmet abi, yani Mehmet Gazel... Sadece bu şehirde değil, bu ülkede başarılı işlere imza atmış, herkesin takdirini kazanmış bir  haberciydi... Haberi resmen koklardı... En büyük özelliği ise “özel” ya da “atlatma” haberler yapmaktı...

Keşke yaşasaydı...

Keşke...

Şimdi ki yeni yetmeler, dahası kendini gazeteci sanan dallamalar, gerçek bir gazeteci görselerdi...

Gazel abi yüreğimizde yaşıyor...

Yaşatmaya da devam edeceğiz...

Zaten, o kendini unutturmaz...

Çünkü, unutulacak birisi değil...

20 yıl önce yitirdiğimiz Mehmet Gazel abi, meslek hayatı boyunca başarılı gazeteciliği, “dik duruşu” ve yetiştirdiği onlarca gazeteci ile kendisini ölümsüzleştirdi.. Kim ne derse desin, Konya'nın sırma saçlı, badem gözlü habercisiydi, gazetecisiydi, en önemlisi de adam gibi adamıydı...

Allah'ın rahmeti üzerine olsun.

mehmet-gazel-1.jpg

xxx

ANILAR

17 veya 18'li yaşlardayım... Yeni Meram'da serpilme yıllarım... Gazetenin yeri Mevlana Caddesinde, Saadet Otelinin altında... Yeni Meram Gazetesi ve Ülkü Basımevi... Otelin kapısından içeri adım attın mı, yukarı çıkan merdivenler odalara gider, alttaki merdivenler ise gazete ve matbaaya... Sayfalar aynı yerde hazırlanır, aynı yerde bağlanır ve aynı yerde basılırdı... Yani, muhabirler, mürettipler ve makinistler aynı mekanın içinde gazeteyi hazırlarlardı... Yazı İşlerinin üç masası vardı... Birisi Mehmet Gazel'in, birisi Yazı İşleri Müdürü Selçuk Demirel'in, diğeri ise Spor Müdürü Sabit Horasan'ın...

Selçuk abi, bugünün “kopyala yapıştır”cı gazetecilerindendi... Haber yazmayı sevmezdi... Daktilonun başına oturup, haber yazmak işine gelmezdi... Hoş, bugünkü gibi, her şey haber değildi ve haberin de bir değeri vardı... O dönemde “gazete kesmeleri” modaydı... Sayfada eksik mi var, Selçuk abi hallederdi... Bugünün “kopyala yapıştır” mantığı, o zaman da “gazete kesme” mantığıydı... Selçuk abi, habere iyi takla attırırdı...

“Takla attırma” bir gazetecilik deyimidir...

Haber sıkıntısı varsa, Selçuk abi alır eski bir gazeteyi, halkın ya da okuyucunun ilgisi çekecek bir habere değişik bir pencereden bakar, o haberi süsler püsler sayfaya koyardı...

Anlayacağınız habere takla attırırdı... O dönem haber sıkıntısı had safhada... Bir İstanbul gazetesinde Afyon yakınlarında ki trafik kazasında iki kişi öldü haberi...  Selçuk Demirel, her zaman olduğu gibi habere makas attı ve takla attırarak Konya-Afyon yolunda ki trafik kazasında iki kişi yaşamını yitirdi diye haber yaptı...

Aynı haber bir gün sonra Konya’nın Sesi gazetesinde yayınladıktan sonra da TRT Konya temsilcisi Rıdvan Bülbül abi de Selçuk Demirel'in takla attırdığı bu haberi TRT’ye geçmiş... TRT'de bu haberi Konya’daki trafik kazasında iki kişi öldü diye yayımlanmıştı.

GAZEL'DEN LATİF YILDIZ'A CEMRE ŞAKASI

Konya basınında rekabetin ön planda olduğu, haber atlatmanın büyük bir başarı olduğu dönemler. 1970’li yılların ortaları. Mehmet abi, Günaydın Gazetesi muhabiri Latif Yıldız’ı telefonla arar ve  “Cemre düştü” der. Latif abi de bunu gerçekten Cemre isimli bir çocuğun düştüğü şeklinde yorumlar ve nerede olduğunu sorar, Mehmet abi de, Karaman yolunun sağ tarafından bir mahallenin ismini verir. Latif Yıldız meşhur Mobilet motoruna atladığı gibi kendisini o mahallede bulur. Saatlerce bekler ama öyle bir düşme olayıyla ilgili haber alamaz ve geri döner.

KAŞINHANI MI, KADINHANI MI?

Sene 1978 veya 1979. Mehmet abi, “Recep, şimdi Latif Yıldız gelecek, beni soracak. Sen kendisine Kaşınhanı'da tren kazası olduğunu, benim olay yerine gittiğimi söyle” dedi. Ben de “tamam abi” dedim. Mehmet abi klişehaneye saklandı. 1-2 dakika sonra Latif abi geldi. “Gazel nerde” diye sordu. Ben de kendisine “Tren kazası olmuş Kaşınhanı'na gitti” dedim. Ben daha lafımı bitirmeden Latif abi yıldırım çıktı, mobilyet motoruna bindi ve ver elini Kaşınhanı. Aradan 2,5-3 saat geçti, Latif abi yıkık ve kan ter içinde geldi. “Oğlum Kaşınhanı'nda öyle bir tren kazası olmamış” dedi. Kendisine “abi ben yanlış anlamışım Kaşınhanı değil, Kadınhanı ” deyince, Latif abi olduğu yere yığılıp kalmıştı.

FERDİ TAYFUR'UN ÇOCUĞU

Mehmet abi Hürriyet'in Konya temsilciliğini yaptığı dönemlerde, çok iyi bir gazetecilik başarısına imza atarak ünlü sanatçı Ferdi Tayfur’un Konya’da gençken çalıştığı dönemlerde Konyalı bir hanımdan dünya’ya gelen oğlunu ortaya çıkartmıştı. Haberin Hürriyet’te 1. sayfadan yayınlanmasının ardından Gazel abi mafyanın olaya karışmasıyla zor günler geçirmiş ve Ankara’ya kaçırılarak 3 gün Hürriyet’in konuğu olmuştu.

Bu yazı toplam 1490 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar