1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Meclis-i Mebusandan TBMMne
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Meclis-i Mebusandan TBMMne

A+A-
Osmanlı Devleti idaresindeki “Söz ve karar padişahındır” düsturuna karşı.

Halk iradesinin de katılımını gerçekleştirecek “Meşrutiyet” dönemine geçilmişti.

Bu devir içinde Halk’ın iradesini temsil edecek Mebus’lar ve seçilme şekillerinin nasıl olduğuna ait araştırma bilgilerimi sizlere sunmuştum.

***

Tek partili ilk seçimlerin nasıl olduğuna ait bilgiler verebilirken, çok partili olan 1912, 1914 ve en son 1919’da yapılıp meclise gelecek Mebus’ların seçiminde, halk’ın nasıl oy kullandığına ait kayıtlara rastlanılmamakta ise de..

Önceki tek partili seçimlerdeki gibi padişah ve seçim yerlerinin valilikleri tarafından gösterilen kişiler yerine..

Çok partili olduğuna göre, ortaya bir sandık konulmuş olabileceği akla daha uygun gelmekte.

Ancak, seçim kâğıtları nasıl yazılı idi ve atılışı nasıldı? Belirli bir kayıt bulunamadı.

***

1919 yılından evvel başlayan Osmanlı idaresi ve İstanbul’un işgali sonu Anadolu’da başlayan kurtuluş hareketleri ve bunun neticesi doğan kuruluşların toplandığı Sivas Kongresi’nde kararlar alınmış olmakta.

Bu kararlardan birisi de, seçim yapılmasıdır. Bu ısrara dayanamayan İstanbul Damat Ferit Hükümeti istifa etmiş, yerine 02 Ekim 1919’da Ali Rıza Paşa hükümeti kurulmuş.

Ali Paşanın ilk işi seçime gitmek olmuş ve yapılan seçim sonunda İstanbul harici olan Osmanlı illerinde sadece “Müdafaa-yı Hukuk” yanlısı mebuslar seçilmiş.

Tabii seçim şekli olarak halk tarafından verilen oy ile mi yoksa vazifeli veya aydın(!) kişilerce mi tespit edildi? Bilemiyoruz.

Bu seçim sonucu Mebus’lar 12 Ocak 1920'de toplanmış ve kurtuluş yani Anadolu hareketinden yana tavır almışlar.

Nitekim mecliste milli kurtuluş mücadelesi taraftarının çoğunlukta olduğu 28 Ocak 1920’de gizli oturum yapılarak, Misak-ı Milli karaları kabul edilmiş. 17 Şubat 1920’de yapılan diğer bir açık oturumla bu karar bütün dünyaya duyurulmuş.

Bu karara atfen mi? Yoksa günün gelişimi mi? Nedense sözde müttefik aslında Osmanlı’yı yıkmaya çalışan birleşik haçlılar diyebileceğimiz İtilaf Devletleri.

İstanbul'u geçici askeri işgal altına alarak Meclis Başkanı Rauf Bey'i ve bazı Mebus’ları tutuklamışlar.

Bu durum karşısında 18 Mart'ta toplanan Meclis kendini süresiz olarak tatil etmiş.

Böylece mebus’lar da, kurtuluş savaşına katılmak için güya “vazifeli oluş” yanında bazıları da gizli yollarla Ankara'ya geçmişler.

Konya Mebusu Vehbi Efendi hatıratında (Hadîmî Vehbi Hoca) , “Ankara idaresi ile anlaşma ve tetkik için vazifelendirilip İngilizlerin izni ile Tren’e bindik.

Ancak gidişattan şüphe ediyorduk. Bunlar bizi yolda öldürtürler diye. İzmit’e varmadan trenden gizlice inip, kara yolunu tercih ederek vasıl olduk Ankara’ya. Nitekim tren daha sonra kaza yapmış.”

(Demek ki İtilaf devletleri bile gizli kararlarla ölüm yapıyor kaza süsü veriyormuş. Tarihi tekerrürlere bakınız!.)

***

Mevcut meclis, itilaf devletlerinin emri olasılığı da var ki, Padişah tarafından 11 Nisan 1919’da resmen feshediliyor..

Ankara’ya giden mebuslar, zaten çağırıldıkları ve mebusluklarının kabulü dolayısıyla 23 Nisan 1920’de ki ilk açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış ve toplantısına katılıyor.

Böylece, Osmanlı Mebusanı 1919 seçimi son seçim olmuş olup tarihe karışıyor.

Bundan sonra ki dönem ve seçimleri gelecek yazılara bırakarak birkaç notlar vermek isterim.

***

Meşrutiyetin ilanı ile daha hür ve demokrasi içine gireceği kanısı. Tarihi oluşumlara göre, Osmanlı devleti zamanın da varabilmiş mi?

Bunu sizlerin değerlendirmesine bırakmaktayım.

* Seçim adı konulamayacak olan 1877- 1912 arası mebus seçimleri Padişah, Valilik ve Askerî erkân yanında, tek parti tarafından tayin edilen mebuslarla meclis teşekkül ettirilmiş.

* iki dereceli seçim olan 1912’de de kadınların oy hakkı olmama yanında 1914 seçimlerine kadar Askeri vazifelilerin oy vermesi de varken 1914’de kaldırılmış.

Seçmen olabilmek için; Devlete doğrudan az-çok vergi vermek, “başkasının hizmetinde bulunmamak”(!) ve Türkçe bilmek gibi özel şartlar konulmak suretiyle sınırlama da getirilmiş.

* 1912’de söylev sataşmaları yaşanıp sopalı ve dayaklı olurken 1914 seçimlerin de, tabanca ile öldürmeye kadar ilerlemiş. (Şimdileri yok mu diyeceksiniz? Belediye adaylarının birbirlerini öldürdüğünü ne çabuk unutuyoruz ki?) Askerî yönetim altında İttihatçıların baskısı olmasına rağmen, onlar muhalefette kalmış. (Ne kadar benziyor şu geçmiş ve yakın tarih!..)

***

Bizler için tarihi bir soru çıkmakta. Bu ülkede demokrasi neden sık sık kesintiye uğramaktadır?

Buna cevap olarak, Meşrutiyet için Bediüzzaman’ın ironi taşıyan hakikatli tespitiyle sizlere nakledeyim. “Cehâlet ağanın, inad efendinin, garaz beyin, intikam paşanın, taklid hazretlerinin, mösyö gevezeliğin taht-ı riyâsetlerinde, insan milletinden bir cemiyettir.” (Münazarat, s. 47).

***

Sağlık ve esenlik içinde yaşam dileğimle…

----------

Bu yazıların araştırmasın da faydalanılan Kaynaklar

Ahmet Cevdet Paşa, Tezâkir, Yay. Cavit Baysun.

----------------, Ma’rûzât, Haz. Y. Halaçoğlu.

Akşin, Sina vd.Türkiye Tarihi.

M. Nihat Derindere

Mehmet Ö. Altan

 
Bu yazı toplam 3196 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.