1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Mâtürîdilik Türklerin tabiatına uygun
Mâtürîdilik Türklerin tabiatına uygun

Mâtürîdilik Türklerin tabiatına uygun

HİSDER’de İmam Mâtürîdi ve Mâtürîdîlik’i anlatan Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, “Mâtüridi’nin dindarlığı hüküm merkezli değil, hikmet merkezli bir dindarlıktır. Mâtürîdilik bizim tabiatımıza uygun” dedi

A+A-

Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlâhiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Kelâm Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nde “İtikâdî Mezhepler ve Mâtürîdîlik” konusunu anlattı. Etopyalı hafız Saad Jowhar’ın Kur’an tilavetinden sonra sohbetine başlayan Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Müslümanların, itikâdî konular ile amelî meselelerde kafalarına, zihinlerine, gönüllerine herhangi bir konuda soru geldiği zaman İslâm’ı yaşamak adına, o soruları Hz. Peygamber’e sorarak cevap aldıklarını belirtti. Hz. Peygamberin vefatıyla birlikte soru sorma mercilerinin de çoğaldığına dikkati çeken Prof. Altıntaş, cevapların da çoğalmasıyla birlikte İslâm toplumunda teslimiyetçi anlayışın da kırılmaya başlandığına işaret etti. Altıntaş, İslâm toplumunda, nefrete dönüşen bir muhalefet hareketinin ise; Halife Hz. Osman döneminde bazı valilerin gayri İslâmî tutumları ve bu tutumların cezalandırılmamaları üzerine oluşmaya başladığını söyledi.

HARİCİLİK SIFFİN SAVAŞI’YLA ORTAYA ÇIKTI

Hz. Ali döneminde Cemel Vakasında ilk defa, Müslümanların birbirlerinin kanını dökmeye başladığını söyleyen Altıntaş, Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında cereyan eden Sıffîn Savaşını hatırlatarak “İtikadî mezhepler hakem olayıyla birlikte Sıffîn’de ortaya çıktı. Haricilik bu dönemde ortaya çıktı. İslâm tarihinde ilk defa Müslümanları takfir etme geleneğini bu Harici grup başlattı. Yâni işte Muaviye kâfirdir. Hz. Ali kâfirdir. Hz. Aişe kâfirdir. Efendim hakemler kâfirdir dediler. Daha sonra “Şia” olarak gruplaşacak olan Ali taraftarları da bu dönemde ortaya çıktı. Ardından ise “Mürcie” diye tarafsız bir grup ortaya çıktı. Daha sonra hilafet-imamet dediğimiz tartışmalar İslam toplumunda yaşanılır oldu” dedi. “Ehl-i Sünnet vel-cemaat” kavramlarına da açıklık getiren Altıntaş, “Ehl-i Sünnet’in temel amacı ise Müslümanlar arasında İslam Birliği’ni sağlamak olmuştur” diye konuştu.

İMAM MÂTÜRÎDİ VE DİN-SİYASET ANLAYIŞI

İmam Mâtüridî ve Mâtürîdîlik ile ilgili önemli açıklamalarda bulunan Altıntaş, İmam Matüridi’nin, Abbasi İmparatorluğunun zayıfladığı ve Samani Hanedanlığının kuvvetlendiği ve İslami ilimlerin altın çağını yaşadığı bir dönemde Semerkand’da yaşadığını belirtti. Altıntaş, “İmam Matürid’yi tanımak için aslında İmam Ebu Hanife’yi iyi tanımak gerekiyor. Çünkü İmam Matüridi, İmam Ebu Hanife geleneğinin bir sürdürücüsüdür. Hanife ekolüne mensup medrese hocalarından ders almıştır” dedi.Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin yazdığı “Kitâbü't-Tevhid” adlı eserin 2000’li yıllarda Bekir Topaloğlu tarafından tahkik edilip tercüme edildiğini ve Diyanet Yayınları’ndan çıktığını ifade eden Altıntaş, Matüridilik mezhebinin özellikle Türk dünyasında, Doğu Türkistan’da, Hindistan’da, Endonezya’da, Malezya’da, Rusya’da, Balkanlar’da ve Anadolu’da daha çok revaçta olduğunu söyledi. Osmanlı döneminde ise daha çok “Eş’arilik”in ortaya çıktığını kaydeden Altıntaş, bunun din-siyaset ilişkileriyle ilgili olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi: “İmam Matüridi, tâ miladi 10.yüzyılda bir iktidarın meşru olabilmesi için halkın irade beyanına bağlı olarak seçimle iş başına gelmiş olması lâzım. Ya da ümmetin bir kişi üzerinde ittifakıyla iktidara gelmesi lâzım” diyor. Eş’arilikte ise, bir kimse iktidara gelsin de nasıl gelirse gelsin.. ister darbeyle gelsin, ister ihtilalle, ister işgalle gelsin halkın ona itaat etmesi gerekir.”

Mâtürîdilik bizim tabiatımıza uygun”

Meram Uluslararası Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen sohbetin soru-cevap kısmında kendisine sorulan bir soru üzerine Altıntaş, “Mâtüridi’nin dindarlığı hüküm merkezli değil, hikmet merkezli bir dindarlıktır. Mâtürîdilik bizim (Türklerin) tabiatımıza uygun” dedi.

Idrissa Rusongeka, Ali Farroukh, Amjad Hawash’dan oluşan ilahi grubunun birlikte okudukları ilahilerden sonra sohbet, Filistinli Mehmed Said Bacak’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetiyle son buldu. Daha sonra başta Prof. Dr. Ramazan Altıntaş olmak üzere hafızlara Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nin teşekkür plaketlerinin takdimi yapıldı.

HABER MERKEZİ

 

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.