1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Mareşalin Hayatında Anlatıl(a)mayanlar
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Mareşalin Hayatında Anlatıl(a)mayanlar

A+A-
Diğer şehirlerimizde ki Aydınlar Ocağı neler hazırlayıp izlenmekte bilemiyorum ama…
Konya Aydınlar Ocağı’nın yılmadan ve yıllarca her Salı bir konuyu ele alarak muhasebesi ve anlatımlarına ait konferans etkinlikleri takdire şayan bir çalışma olmakta.
Tabii bu hususta başkan Sayın Op. Dr. Mustafa Güçlü nezdinde ki yönetim kurulunun rolü bulunmakta.
Kur’an okuma ve meal ile başlayan her toplantıda, çeşitli ilim adamları, profesör, öğretim üyesi ve araştırmacı yazarların sunduğu konular birbirinden güzel ve değer kazanmakta.
İki hafta önce yapılan toplantıya bay bayan pek çok kişi katılmıştı. Yazar Sayın Mustafa Azılıoğlu, Mareşal Fevzi Çakmak’ın hayatı ve insani hareketleri üzerinde konuşması büyük bir ilgi ile dinlenmekte idi.
Gelin önce onun anlatımlarından bir kahramanın hayatından özet vereyim de sonra bendenizin soru gibi anlatımlarını ilave edeyim.
“18 Ocak 1876’da İstanbul’da doğan ve 10 Nisan 1950’de vefat eden M. Fevzi Çakmak’ın, 500 bin kişinin katıldığı bir cenaze merasimiyle Eyüp Sultan’da toprağa verildi.
1895 yılında Teğmen rütbesi ile Harp Okulu'nu bitirdikten sonra, aynı yıl girdiği Harp Akademisi'ni 1898 yılında bitirerek Kurmay oldu. Bu tarihten itibaren ordunun çeşitli kademelerinde karargâh ve birlik komutanlığı görevlerinde bulundu. 1914 yılında Tümgeneralliğe yükseldi. Çeşitli birliklerde Kolordu Komutanlığı, Anafartalar Grup Komutanlığı ve Ordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. 6 Ocak 1918 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı’na atandı. 27 Mayıs 1919 tarihine kadar bu görevi yürüttü. 1. Ordu Müfettişliğinden sonraki Harbiye Nazırlığı görevinden 21 Nisan 1920 tarihinde istifa ederek Anadolu'ya geçti. Milli Müdafaa Vekili ve Heyeti Vekile Reisliği görevine atandı. 3 Nisan 1921 tarihinde Orgeneral, 31 Ağustos 1922 tarihinde de Büyük Zafer'in kazanılmasındaki yüksek hizmetlerini takdiren Mareşalliğe terfi ettirildi. 12 Temmuz 1922 - 3 Mart 1924 tarihleri arasında Genelkurmay Başkanlığı Vekilliği, 3 Mart 1924 tarihinden 12 Ocak 1944 tarihine kadar Genelkurmay Başkanlığı yaptı. 12 Ocak 1944 tarihinde yaş haddinden emekli oldu” dedi.
“YA HAK.. YA HAK.. diyerek vefat etti diyen Sayın Azılıoğlu devamla; Fransızca, İngilizce, Almanca dâhil ona yakın dil bilen Mareşal Çakmak’ın Arnavutluk Harekâtı ve İsyanına, İtalya, Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşları'na katıldı.
Mareşal Fevzi Çakmak, 1922’de ve 1938’de Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı tekliflerini mütevazı duruşu sebebiyle kabul etmiyor. Dumlupınar ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin teorisyeni olan Çakmak, askeri bir deha olmasına rağmen siyasette o kadar başarılı değildi..
55 sene askerlik görevi yapan Mareşal Fevzi Çakmak’ın, İngiltere’nin ısrarlarına rağmen Türkiye’yi, denge politikası uygulamak suretiyle 2. Dünya Savaşı’na sokmadı” diyerek dikkati çeken Azılıoğlu, sohbetine
“Ahlâklı, dürüst bir askeri şahsiyete sahip olan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bu kadarı da fazla dedirtecek çok mütevazı bir kişiliği vardı. Prostat hastalığına yakalanan Fevzi Çakmak, son nefesini “Ya Hak, ya Hak, ya Hak.. Allah” diyerek verdi” diyerek sohbetine son verdi.
Burada anlatılmayan asıl bilinmesi gereken noktalar bilerek bilmeyerek es geçilmiş oluyordu.
Söz alarak soru şeklindeki anlatımlarım oldu.
Osmanlı Devleti Genelkurmay Başkanı olan Fevzi Paşa’nın eşine anlattığı gizli kalan olay olduğunu bu olayın Padişah Vahdettin ile aralarında geçen konuşma ile Kurtuluş Savaşı’nın başlama nüvesi oluştuğunu biliyor muyuz? Bunu ben defalarca yazdım. Padişahın, Kurtuluşu Anadolu halkının yapabileceğini, ama başlarında bir dirayetli komutan bulunmasının faydalarını belirterek liste istemiş.
Bu listede Mustafa Kemal’i göremeyince “neden…” cevabına “Efendim o cumhuriyet idaresi istemekte. Sizinle tartışır diye yazmadım” cevabına Vahdettin “Bak şu toplara baktıkça kanım gidiyor bu vatan kurtulsun da ben ve padişahlık olmamış hiç değeri yok” diyerek Mustafa Kemal Paşa ile bir araya gelip program yaptıkları doğrumu?
Sayıl Azılıoğlu, “Evet Doğru”
Bendeniz devam ederek. Fevzi Paşa Anadolu’ya yardım gönderdiğini anlayan İngilizler onun azlini isteyerek istifa ettirmişlerdi. Oda Anadolu’ya geçmiş Milli müdafaa vekili ve heyeti Vekile reisliğine getirildi.
Bu sırada Genel Kurmay Başkanı ve İnönü komutanlığında olan İsmet Paşa’nın 1. İnönü Savaşı’nda galibiyet yerine çekilme komutasını duyan Fevzi Paşa ricat eden askerlerin başına geçerek elinde Kur’an, dilinde dualar okurken askere “Evlatlar, artık son dakikalar geldi. Ya düşman siperlerini alacağız, ya hepimiz burada şehit olacağız” derken Kur’an-ı yüksek sesle okuyarak ve ileri atılarak zaferi başarmıştır. (0 zamanlar yayınlanan Cumhuriyet Gazetesi)
O sırada Orduların komutanı Mustafa Kemal da olaya ilgilenerek Bizzat TBMM ne verdiği önerge olan “İsmet Paşa’nın Genel Kurmay başkanlığından azli ve Fevzi Paşa’ya “Mareşal” rütbesi teklifi Temmuz 1921’de kabul edildiği meclis tutanaklarında yer almakta.
Sizin konu ettiğiniz Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanlık tekliflerini bilmiyorum ama…
Atatürk’ün vefat sonrası. TBMM üyelerinin akıllarından geçmediği halde, İsmet İnönü Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa’ya giderek
“Bu vatanı biz askerler kurtardık idare sivillerin eline geçerse siyasetçe mahvederler. Cumhurbaşkanı ya sen ol ya da ben olayım” teklifi yanında Ali Fuat Paşa’nın da “Asker İnönü’yü istiyor” demesi neticesi…
Fevzi Çakmak Paşa Meclis üyelerine “Adayımız İnönü istemeyenler pencereden dışarı baksınlar” demesi üzerine topları gören vekillerin oylarını İnönü’ye vermeleri doğru değil mi?
İnönü’yü Cumhurbaşkanı yapan Mareşalin Genel Kurmay başkanlığından düşmesi için çıkardığı yaş tahdidi kanunu sonunda mareşalin çok üzüldüğü.
Üzgünlük sonu, siyasi parti kurma. Hastalanınca GATA’da hatta bir devlet hastanesine değil özel İstanbul Kuruçeşme’de ki Şifa Hastanesi’nde yatışı. Vefat edince Mareşal için top arabası bile verilmezken radyo, şarkılar türküler söyleyince gençlik ayağa kalkıp radyoyu susturması.  Teşvikiye’den Eyüp’deki defin yerine kadar nerede ise bir İstanbul’un elleri üstünde gidişi!
Bunlar neden tarihlerde yazılmaz veya yazılamaz? Üzerinde yapılacak münakaşalarla belgelerle hakikate erişilip asıl tarih yazılmış olsa zararlı mı olur.
Sayın Güçlü söz alarak. “Bu hakikatleri ortaya çıkarmak istemeyenler bulunmakta” deyince
Bendeniz “Evet bir düşünürün dediği gibi. “Kahramanlar tarihi kendilerine göre yazarlar” demesi doğrulanıyor” deyiverdim.
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…
Bu yazı toplam 3940 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.