1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Küreselleşen Konyalılar Üzerine
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Küreselleşen Konyalılar Üzerine

A+A-

Son yıllarda başta belediye başkanları ve siyasiler olmak üzere bazı ticaret ve sanayi erbabı da dünyanın küreselleştiğinden ve genelde Türkiye’nin özelde de Konya’nın bu küreselleşmeden hakkına düşen payı alması gerektiğini söyler oldular.
Hatta bazı siyasiler, belediye başkanları ve ticaret-sanayi erbabı Türkiye’yi, Konya’yı dünyaya pazarlamaya çalıştıklarını ve bunda da hayli mesafe kat ettiklerini falan açıklar oldular.
Bu kişilere küreselleşme nedir diye sorsanız çoğunlukla alacağınız cevap, son yıllardaki baş döndürücü teknolojik gelişme içinde bugünkü içinde yaşadığımız durumdur demekten öte bir şey olmaz.
Bunlardan belki çok azı küreselleşmenin önceden planlandığı üzere devam ede gelen gelişmelerle yaşamakta olduğumuz bir süreci kıyısından köşesinden tarif etmiş olurlar.
Bu kişilerin ifadelerine bakarak küreselleşmeyi değerlendirdiğimizde; küreselleşmeyi belli bir zaman kesitindeki yapısal unsurlar olarak görürsek, bu karmaşık yapı içerisinde yer alan grupların, parçaların, unsurların neler ya da kimler olduğu ve hiyerarşik dizilişin nasıl olduğunu ve yapısal çalışmalarının temelinde uzun yıllardır yer alan çok uluslu şirketlerin etkilerini tespit edememiş oluruz.
Bunların siyasi gelecekleri için sarf etmekten çekinmedikleri şatafatlı sözlere bakılacak olursa da; uzun yıllardır batılıların içinde yaşayan akl-ı selim insanların tespitlerini göz ardı etmiş ve bilgi teknolojileri ile medyadaki tek taraflı gelişme sonucunda dünyayı küresel köy haline getirmeye çalışanların maksatlarını da, hedeflerini de göz ardı etmiş oluruz.
Dün ölüm haberini aldığımız Reca Garaudy bu akl-ı selim insanlardan biri olarak hatırlanmalıdır.
Batıda doğup büyümüş ve yaşamış olmalarına karşın bir şekilde hak ve hakikate ulaşmış birçok insanın dünya milletlerine yaptıkları bunca uyarılara rağmen Müslüman olmakla övünen bir takım gafil kişiler hala insanlar için hâkim ekonomik sistemin kapitalizm, hâkim ideolojinin de liberalizm olduğuna inanır hale gelebiliyorlarsa daha ne demek gerekir bu kişilere.
Her sabah ceplerine düşen küresel haberlerle güne başlayanlar, o haberlerin hangi mekanizmalar tarafından üretilip düzenlendiğini düşünmeyecek olurlarsa, iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile hayatlarını kolaylaştırıyor olduklarını zannedebilirler ama o kolaylıklar çok zaman fark ettirmeden geçmişte sahip oldukları birçok şeyi de alıp götürdüklerini bir zaman sonra acı ile fark edeceklerdir.
Çünkü küreselleşme olarak adlandırılmaya çalışılan bu yeni süreç, hayatımıza yeni yeni kolaylıklar getirirken ve ihtiyaçlarımıza bir takım yeni ve kolay çözümler sunarken diğer taraftan da kabul edilmesi ve kendisine uyulması gereken birtakım zorunlulukları da ortaya koymaktadır.
Küresel şirketlerin yerel tedarik ortakları olmalarından dolayı dün elde edemedikleri ekonomik büyüklüğe ulaşmış gözükmeleri insanları etkilemekte, alışkanlıklarını ve davranış biçimlerini değiştirebilmekte hatta gurura, kibre sevk edebilmektedir.
Bilgi teknolojilerindeki önceden kestirilmez gelişmeler nedeniyle çok uzaklarda bulunan kişilerle de adeta aynı mekânı paylaşırcasına iletişim kurabilen küreselleştiklerini iddia eden belediye başkanlarının hemen yanı başlarında duran hemşerileri bir yana, aynı mekânı, aynı görevi ve hatta aynı siyasi misyonu paylaştıklarını iddia etmelerine rağmen maalesef birbirleri ile sağlıklı bir iletişim kuramadıkları görülmektedir.
Uluslararası alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin de etkin bir role sahip olduklarını zannederek maddi manevi desteklerle ayakta tutmaya çalıştıkları birkaçı hariç diğer yerel sivil toplum örgütlerini hor hakir görmekte maalesef son yıllarda bu kürselleşmenin başka bir alameti olarak görülmektedir.
Hakikatin madde olduğu temel kabulü üzerine inşa edilmiş olan batı medeniyeti maddeci medeniyet seviyesinin en üst noktasına ulaşmış durumda kabul edilse bile maneviyata önem vermediği için eninde sonunda çözülecek ve yıkılacaktır. Şimdilerde de batı toplumlarından yükselen feryadı figanlar bun çözülme ve yıkılmanın çatırtılarının hissedilemeye başlandığının alametidir.
Uzak Doğu, Mısır, Yunan, Roma ve Britanya İmparatorluğu başta olmak üzere tarih boyunca süresini tamamlayıp tarih sahnesinden silinen hak ve hakikat düşmanı zorba toplumsal düzenler gibi protestan hıristiyan ahlâkını temel alan bugünkü Amerika ve Amerika’nın temsil ettiği batı medeniyeti de süresi dolunca tarih sahnesinden ebediyen ayrılacaktır.
Dünyaya eşitliği ve adaleti getireceğini iddia eden Sovyet sosyalimi yıkıldığında yerli komünistlerin yaşadığı şaşkınlığı ve bozgunu gördüğümüz gibi, değişimi ve küreselleşmeyi anladığını, yaşadığını zannedenlerin de o günkü şaşkınlığı, bozgununu ve berbat durumlarını görmek istiyor insan.

Bu yazı toplam 5162 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.