1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’an’cının asla sınırı yoktur
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an’cının asla sınırı yoktur

A+A-

Ehli Sünnet mensubu Selef Uleması (ra) tarafından ta en başından beridir sapık bir ehli bidat topluluğu olarak görülen ve kendilerini Kuraniyyun yani Kur’ancılar diye isimlendirilen modern hurafeci kişilerin son yıllardaki beyanları ile ataları ve fikir babaları olan haricileri ve mutezilileri fersah fersah geçtikleri ve bu konuda herhangi bir sınır da tanımadıkları görülmektedir.

Tarih sahnesinde inkâr olimpiyatlarına çıkmış edasıyla bu nevzuhur Kur’ancılık mezhebi mensupları, gün geçtikçe inkâra dönük rekorlarını yenilemekte de hiçbir mahzur görmemektedirler.

Cenab-ı Allah’ın (cc) Kur’an-ı Kerim’de kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa övülmüş örnek olarak gösterdiği Rasûlullah’ın (sav) temiz sünnetini ve sahih hadislerini red ederek tabir caiz ise Rasûlullah’ı (sav) sözde değersizleştirerek, Kur’ani hayattan silmeye çalışmakta bir aşama daha kaydetmişlerdir.

Müslümanların bu güne kadar yaptıkları ilim ve ahlak dışı davranışlarına yeterli ölçüde yüksek sesle karşılık vermemiş olmalarından da cesaretlenen bu sapkın fırka Rasûlullah’ın (sav) sahih hadislerini red etmekle kalmayarak, kirli ellerini ve dillerini Kur’an ayetlerine uzatmaktan ve artık aleni olarak Kur’an ayetlerini red etmekten çekinmemektedir.

Red ettikleri ayetlerin sayısı da sapıklıklarındaki artışa paralel olarak her geçen yıl artış göstermektedir.

Reşat Halife ve onun çömezi olarak ondan intihal yapmakta hiçbir sınır tanımayan edepsiz Edip, Kur’an-ı Kerim’den sadece Tevbe Suresi’nin son iki ayeti mucibince Müminlere/Müslümanlara şefkatli ve merhametli olmayı Rasûlullah’a (sav) yakıştıramadıkları için red etmişlerdi.

Şimdilerde Reşat ve Edibin yolunda gitmekte onları da aşmış olan zamane Kur’ancıları inkârlarındaki yeni merhale ile Rabbimizin (cc) bağışlayıcılığına da sınır koymak istercesine, Bakara Suresinin de son iki ayetini inkâr etmekte bir beis görmemektedirler.

Bütün Müslümanlar bilirler ve inanırlar ki elimizdeki bu kitabın yani Kur’an-ı Kerim’in Rasûlullah’a (sav) inzal edilmesiyle birlikte Müslim gayri müslim ayrımı yapmaksızın bütün insanların olabilecek her türlü mazeretleri ortadan kaldırılmış ve ayetlerde açıkça beyan edildiği üzere Allah’ın(cc) kitabını Rasûlullah’ın (sav) anladığı ve anlattığı şekilde herkesin hakkıyla anlaması ve uygulamasının lazım geldiği gerçeği vurgulanmıştır.

İman ve insaf sınırını aştıkları yerleri şöyle sıralamak mümkün.

Kur’an’daki açık hükme rağmen Rasûlullah’ta (sav) kim oluyormuş ki; Kur’an-ı sadece Allah (cc) açıklar gibi boylarından büyük laflar etmelerine rağmen iş fiiliyata dökülünce Rasulullah (sav) bir yana, haşa Cenab-ı Allah’tan (cc) bile Kur’an-ı daha iyi açıkladıklarının(!) ortaya çıkması gibi.

Tıpkı mucizelerle ilgili ayetleri tevil ederek, Kavimlerin helâklarını yok saydıkları gibi.

Tıpkı savaş ayetlerini yok sayarak, kullarına Cenab-ı Allah’tan (cc) daha merhametli(!) oldukları gibi.

Tıpkı Firavunun sihirbazların ellerini ve ayaklarını çaprazlama kestirmesi ile ilgili ayetleri yok sayarak, bir yönüyle Cenab-ı Allah’a (cc) diğer yönüyle Ureyne kabilesi mensuplarından bazılarına uygulanan cezalar nedeniyle Rasûlullah’a (sav) iftira ettikleri gibi.

Tıpkı Kur’an’ın muhkem ve müteşabihlerini Rasûlullah’tan (sav) daha iyi anladıkları ve muhkem ve müteşabih ayetlerde diledikleri gibi söz söyleyip, kalem oynattıkları için Kur’an-ı Rasulsüz (sav), İslam Dinini ise fıkıh sız ve usul süz bir din haline döndürdükleri gibi.

Tıpkı Müslümanlara Rasûlullah’tan (sav) daha şefkatli oldukları için Kıyamet gününde gerçekleşecek olan Şefaati inkâr ettikleri gibi.

Tıpkı açık seçik Kur’an ayetlerini heva ve heveslerine göre meallendirdikleri için Rasûlullah’ın (sav) Kur’an ayetleri ile tezkiye edilmiş Ashabının (ra) uygulamalarını red ettikleri gibi.

Tıpkı benim Rasûlullah’ım (sav) Üsve-i Hasenedir ve en güzel ahlak sahibi olarak yaratılmıştır ve bu bir ayet hükmüdür dedikten sonra, mesele dönüp dolaşıp Rasûlullah’ın (sav) Hz. Aişe (ra) ile evliğinden söz açılınca hemen savunmaya geçip, benim Rasûlullah’ım (sav)  böyle şeyler yapmaz, aksi halde bu resmen bir cinsel sapıklıktır demek suretiyle sözü dönüp dolaştırıp Rasûlullah’ın (sav) sahih sünnet ve hadislerini tümden red ettikleri gibi.

Daha pek çok örnekler sıralanabilir peş peşe.

Hele birkaç yıl veya birkaç nesil daha geçsin, bu gün hadisleri inkârda sınır tanımayanlar korkulur ki Kur’an-ı Kerim’i de hepten inkâra kalkışacaklardır.

Bunun en büyük vebali ise, bu gün hadislerin inkârına ses çıkarmayan, hatta müsamaha gösteren Müslümanların olacaktır.

Hani gazetelerde ve televizyonlarda çok sık söz ettikleri Allah (cc) ile aldatma suçlamaları var ya.

İşte o günlerde Kur’ancıların gerçek yüzleri yani Allah (cc) ile aldatmaları ortaya çıktıkça, toplumun da dünyanın da maskarası olmaktan kurtulamayacaklardır.

“Direk Allah’a (cc) bağlanıyorum diyen, şeytana bağlanır.” sözü ne kadar da doğru bir söz imiş meğer.

Bu yazı toplam 5043 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.