1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kurancılık modern hurafeciliktir
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kurancılık modern hurafeciliktir

A+A-

Hurafe genel tabirle; Geçerliliği olmayan, boş, batıl inanışlar, asılsız rivayetler ve efsaneler ile insan hayatında mantıksız ve anlamsız olan düşüncelere denilmektedir. Halk arasında kalıplaşmış şekilde inanılan bazı düşüncelere de hurafeler denilmektedir.

Dini anlamda ise hurafe; dinde olmayan ve sonradan dine eklendiği belli olan (bidat) asılsız inançlar, uğursuzlukla ilgili inanışlar ve yorumlar olarak tarif edilebilir.

İslam dini açısından ise hurafe; kısaca Kur'an'da ve sünnette bulunmayan, ancak farklı yollarla sonradan Müslümanların dini hayatına katılan ve dinî inançmış gibi kabul edilen söz, düşünce ve davranışların tümü olarak tarif edilebilir.

Diğer yandan hurafe; Arapçada harfler anlamına gelen huruf 'dan türetilmedir ve muhtemelen ilk zamanlarda kastedilen mana hurufilik yöntemleri ile yapılan anlam çıkartmalardır. Daha sonra kelimenin anlam ve kapsamı zaman içinde değişikliklere uğramıştır.

Bu anlamların hangisini doğru kabul ederseniz edin, bu günkü temsil ettiği fikir ve düşünce açısından Kur’ancılık fikriyatı, nesebi gayri sahih bir modern zamanlar hurafesidir ve yukarıdaki tüm tanımlara tam olarak uygunluk göstermektedir.

Bunun en açık örneğini en başta Rasulullahın(sav) temiz sünneti ile sahih hadislerini red eden ve sadece Kur’an diyen Kur’ancılık mezhebi mensuplarının Kur’anı Kerimi tariflerinde bulabilirsiniz.

1400 yıldır Müslümanların kabul edegeldiği bir Kur’an tarifini vererek başlayalım örneklendirmemize.

Kur'an-ı Kerîm, Allah'ın(cc) insanlara tebliğ edilmek üzere indirdiği ve son Peygamber Hz. Muhammed’e (sav) Cebrâil (as) tarafından mahiyeti bilinmeyen bir şekilde vahiy yoluyla Arap dili üzere indirilmiş ve ondan tevatür yoluyla nakledilerek günümüze kadar gelen, Mushaflarda yazılan, okunmasıyla ibadet edilen, Fâtiha suresiyle başlayıp Nâs suresiyle biten, başkalarının benzerini getirmekten âciz kaldığı manası ve kelamıyla hem birlikte hem de ayrı ayrı mûciz olan bir KELAMULLAH olan SON SEMÂVÎ KİTAP ’tır.

Kur’an-ı Kerim, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın(cc) kelamı olması hasebiyle O’nun(cc) yüce muradını beyan eder. O’nu tanıtır, O’na sevk eder. Bu sebeple Kur’an bir ucu Rabbimizde(cc) bir ucu bizde olan, iman ve amel edene dünyada şeref, ahirette saadet sebebi olan hidayet kitabımızdır.

Kur’an-ı Kerim insanlığın yegâne hidayet kitabıdır. Çünkü insanlara hidayet yolu olan tevhidi gösterir, sadece eşi ve benzeri olmayan Yüce Yaratıcıya kulluk ettirir. İnsanların kalplerinden şirki temizler, kula şükretmeyi öğretir.

Buna göre bir sözün Kur'an olmasının asgari şartları şunlardır.

1- Arapça olması,

2- Lafzının ve manasının bizzat Allah Teâlâ’ya(cc) ait olması,

3- Vahiy olması,

4-Tevatür şeklinde ulaşmış olması.

Bu tarifleri gördükten sonra şimdi bir de sadece Kur’an diyen sözde Kur’ancılara Kur’an tarifi yaptırın.

Kesinlikle göreceksiniz ki; 2. Ve 3. sırada sayılan şartları kabul etseler bile Kur’anın arapça olması ve tevatür yoluyla bu zamana kadar ulaşmış olması şartlarında bir takım çekinceler ortaya koyacaklar hatta 1. ve 4. sırada yazılan şartları tümüyle inkâr edebileceklerdir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi sırf bu inkârları nedeniyle Kur’ancılık düşüncesi, nesebi gayri sahih bir modern zaman hurafesidir.

Mahiyeti konusunda tam olarak bilgi sahibi olmadığımız ilahi vahiy yoluyla Peygamberimize(sav)  gelmiş olan Kur'an'ın, O'ndan, ashabına(ra), ashabından tabiine(ra), onlardan sonrakilere(ra), sonrakilerden ise daha sonrakilere olmak üzere araya hiç bir zaman, herhangi bir kâfir girmeden, mutlaka, Müslümanlardan Müslümanlara intikal yoluyla bize kadar gelmiş olmasını bir türlü içlerine sindiremeyen ve bundan dolayı Ashabdan(ra) başlayarak tüm geçmişi red ederek Kur’anı bize Allah(cc) öğretti diyecek kadar cahil ve cesur olan Kur’ancıların Kitabımız ile ilgili daha pek çok inkâr ve hezeyana dayalı hurafeleri bulunduğunu göreceksiniz.

Milletimizin nefretle andığı yıllar olan ve CHP nin baskıcı despot iktidarında 7 Şubat 1933 de başlayan türkçe ibadet ve türkçe ezan uygulamalarına rahmet okutturan bir düşünceyle Kur’anın vahyedildiği özgün lafzı ile okunmasıyla ibadet edilmesine de karşı çıkmaları ise Kur’ancıların hurafeciliklerinin bir başka ispatıdır.

Bulundukları zaman ve zemine göre kabulleri ve red ettikleri doğruları değişkenlik gösteren Kur’ancı lardan herhangi birine Kur’an nedir diye sorduğunuzda daha ne hurafe, hezeyan ve gariplikler göreceksiniz.

 

Bu yazı toplam 4875 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.