1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’an’cılık Mezhebinde İntihal
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an’cılık Mezhebinde İntihal

A+A-

Geçen haftadaki yazımızda Türkiye’de son yıllarda yazılan meallerden birçoğunda fikir hırsızlığı anlamına gelen intihaller olduğunu ve bunun bariz örneklerinden birinin de Bakara Suresi’nin 260. Ayeti’nin meallendirilmesinde gerçekleştiğini yazmıştık.

Bir başka yazımızda ise bu güne kadar yazılan meallerin sayısının 220’yi aştığını  ve maalesef bir çoğunun birbirlerinden intihal ettiklerinin artık ispatlanmış olduğunu göstermeye çalışmıştık.

Hz. İbrahim(as)’in Rabbimizden(cc) ölülerin nasıl diriltildiğini öğrenmek istemesi kıyamete kadar ölümden sonra dirilmeyi kendilerine mesele edecek insanlara örnek olması bakımından Bakara Suresi’nin 260. Ayeti’nde şöyle ifade edilmektedir:

“Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Geçmiş yazılarımızda Kur’an hakkında Rasûlullaha(sav) bile konuşma hakkı vermedikleri halde kendilerine neredeyse sınırsız bir şekilde Kuranı anlatmayı hatta açıklamayı görev olarak kabul eden Kuraniyyun mezhebi mensupları bu ayet konusunda bir türlü fikir birliğine varamamış gözükmektedirler.

Rasulullah (sav)’tan bu güne sahih sünnet ve hadisleri takib eden müslümanları dinlerini parça parça etmekle itham eden Kur’an’cılık mezhebi mensuplarının foyaları bu ayet ile bir kez daha ortaya çıkmış olmaktadır.

Ayette geçen Hz. İbrahim (as) ’e kuşların alışması ve onları çağırdığında gelmesi kıyamet gününde insanların diriltilerek rablerine yönelmeleri arasındaki bağlantı yanlış anlaşılmış ve aşağıdaki hatalar yapılagelmiştir.

Kur’an’cılık mezhebi mensuplarının bir kısmı ayetin özde ifade etmek istediği, ölümden sonra dirilme meselesini sanki ikinci planda göstermek istercesine Hz. İbrahim (as)’in kuşları kendisine alıştırmasını öne çıkarmak gibi bir yanlışın içine düşmüşlerdir.

Bu kısımdakilerin bir diğer bölümü tarafından ise Hz. İbrahim(as) ile kuşlar ile arasında ayette oluşan ve ayette ifade edilen bağa dikkat çekilerek, Allah(cc) ile yarattıkları arasında da öyle bir bağın varlığı gösterilerek, bunun da ölümden sonra dirilmeyi ispat eden en büyük ispat olduğu beyan edilmektedir.

Kur’an’cılık mezhebi mensuplarının bir kısmı ise; diğer kurancılardan sözde farklı olmak adına Hz. İbrahim(as) tarafından kuşların öldürülerek dağa bırakılmadığı tam tersine kuşların canlı canlı dağa bırakıldığı iddiasındadırlar.

Sahih sünnet ehli müslümanları sıklıkla Allah (cc)’ın ayetlerini örtmek, gizlemek ve ayetlere ilave veya eksiltme yapmakla suçlayan bu kişiler nedense ayette geçen parçalanma anlamına gelen “cüz” kelimesin gizlemekte ve görmezden gelmektedirler.

Bunu da öyle bir mürailikle yapmaktadırlar ki zannedersiniz Allah(cc) dinini öğretiyorlar.

Gelelim meallerdeki intihale:

Ahmed Hulusi’den Edip Yüksel’e, Yaşar Nuri’den İslamoğlu’na kadar pek çok kişi meallerinde direkt veya dolaylı olarak kaynak ve açıklama vermeden Muhammed Esed’in mealinden intihal yapmışlardır.

Muhammed Esed mealinde ayetin tercümesi şöyledir: 

“Hani İbrahim, "Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!" demişti. O da, "Yoksa inancın yok mu?" diye sormuştu. (İbrahim) cevap vermişti: "Hayır, ama (görmeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun." "Öyleyse" demişti Allah, "Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret; sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır: uçarak sana gelecekler. Bil ki Allah her şeye kadirdir, hikmet sahibidir."  

Mustafa İslamoğlu mealinde ise ayet şöyle meallendirilmiştir:  

“Hani İbrahim demişti ki, rabbim ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster. Oda yoksa inanmadın mı diye sordu. Cevap verdi, hayır fakat kalbim mutmain olsun diye. O da o halde dört kuş al onları kendine (itaate) alıştır, bunun ardından onları ayrı ayrı bir tepeye sal onları çağır uçarak sana gelecekler. İyi bil’ ki Allah her işinde mükemmeldir, her işinde tam isabet edendir.” 

Yukarıdaki her iki mealde neredeyse birbirinin aynı şekilde yapıldığının görülmesi bir yana  "onları ayrı ayrı bir tepeye sal" şeklinde meal verilen cümlenin metni "summec’al alâ kulli cebelin minhunne cuz’en" dir. Ayette geçen “Cüz” kelimesinin anlamı bütünün bir parçası olduğuna göre "onları ayrı ayrı bir tepeye sal" olarak verdiği anlamdan kastedilen kuşların canlı olarak ayrı ayrı tepelere salınması değildir.

Ancak İslamoğlu, Esed ve diğerlerinin yaptıkları, kuşların öldürülmelerine güya gönüllerinin razı olmamaları nedeniyle zorlamalardır.

Hz. İbrahim(as)’in aslında sürekli olarak hayatta gördüğü ve her defasında insan kapasitesini aşacak şekilde gerçekleşen can verme, hayat bağışlama sırrının gözleri önünde bir defa daha gerçekleştirilmesinden sonra gösterdiği teslimiyeti gösteremeyen merdiven altı mealci ve tefsircilerin akıllarına ve nefislerine mağlup olarak düştükleri acziyetleri sadece bu ayetle sınırlı değildir.

Diğerlerine değinmeye devam edeceğiz.

Bu yazı toplam 4919 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.