1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’ancıların sahtekârlıkları
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’ancıların sahtekârlıkları

A+A-

Kur’ancılar kelimesi ile kimi kasdettiğimiz artık malum olmuştur.

Sahtekârlık kelimesi ile kasdettiğimiz ise, kişilerin kendilerine veya çevrelerine karşı dürüst olmamaları ve düşünceleri doğrultusunda yaptıkları ile anlatmak istedikleri arasındaki uçurum derecesindeki farklılıktır.

Bütün Müslümanlar bilirler ve inanırlar ki kerim kitabımız Kur’an nazil olmaya başlaması ile birlikte bitip tükenmez bir mucize olmuştur.

Rasulullaha (sav) inzal edildiği andan kıyamet sabahına kadar bu mucize eksilmeyeceğine ve bitip tükenmeyecek bir şekilde devam edeceğine de inanırız.

Kur’ancılar dediğimiz sapmış ve saptırılmış güruhun sahtekârlıklarından birisi işte tam da bu konuda ortaya çıkmaya başlamaktadır.

Yani Rasulullah’ın (sav) Kur’an-ı Kerim’i insanlara tebliğ aşamasındaki ümmilik vasfını bir takım kelime oyunları ile tartışılır hale getirmektedirler.

Kur’an Ayetlerinde bu husus açık bir şekilde olmasına rağmen, Kur’ancı güruh tarafından sahtekârlıkla Rasulullaha (sav) nispet edilen ümmilik vasfının okuryazarlıkla alakalı olmadığı iddia edilmektedir.

Mekkeli ve Medineli müşrikler ile Yahudiler Hz. Peygambere (sav) bu gibi birçok sebeple peygamberliği yakıştıramamışlardı ve neden falana falana verilmedi de ona verildi demişlerdi.

Şimdiki çokbilmişler de, Ümmi bir Resul’ün (sav)  Allah’ın (cc) ayetlerini okuyup, açıklayıp, hayata uygulamasını kabul edemiyorlar.

Hâlbuki temiz bir akıl sahibi olan herkes kabul eder ki, Kitabın inzal edildiği bir peygamberi görev yönünden kısıtlayan ve davranışları nedeniyle Peygamberini (sav) beğenmeyen bir kişi, o peygamberin (sav) tebliğ ettiği, açıkladığı ve örneklendirerek hayata uyguladığı Kuranı da hakkıyla anlayamaz, anlatamaz, yaşayamaz ve yaşatamaz.

Güya Müslümanların içinde bulundukları durum nedeniyle, Müslümanları bu hale düşürdüğüne inanılan geleneği sorgulamak adına, 1400 yıllık İslam ilim ve irfan geleneğini bir çırpıda kesip atmakta yine bu güruhun gösterdiği bir başka sahtekârlık örneğidir.

 Milletimizin diliyle elifi görse mertek zan eden ve Kerim Kitabımızı Rasulullaha (sav) inzal edildiği asli haliyle okumaktan aciz olan zır cahillerin ukala ve edep dışı bir davranışla neyi hangi müktesebatla sorguladıkları ayrı bir garabettir.

Daha garibi ise Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin Allah’ın (cc) ayetleri olduğu açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen, sırf Rasulullah’ın (sav) sahih sünneti ve hadislerini ret etmek adına Kur’an ayetleri arasında ayrım yaparcasına ayeti kerimelerin bir kısmının Allah’ın (cc) hadisleri, ayeti kerimelerin diğer bir kısmının ise, haşa Rasulullah’ın (sav) hadisleri olduğunu iddia etmeleridir.

Söz buraya gelince insanın düşünme meleklerinin dumura uğraması işten bile değil.

Allah’ın (cc) ayetlerine Rasulullah’ın (sav) hadisi diyebilmek için en azından insanın aklından zorunun olması lazım.

Veya bir kısım Kur’ancı zihniyetlilerde olduğu gibi insanın kendisini resul zannetmesi ya da Rasulullah’tan (sav) rol çalması gerekmektedir.

Konuyu bu günlerden örnekleyecek olursak şöyle bir sonuca varılacaktır.

Hz. Mevlana (ks) anma haftası başladı ya.

Allah (cc) kelamı Kur’an ve Rasulullah’ın (sav) sahih sünnet ile sahih hadisleri hakkında akıl almaz iddialarda bulunanların, Kur’an’ın kölesi ve Hz. Muhammedin (sav) ayağının tozu olduğunu beyan eden hazret hakkında ne tür ahmakça iddialarda bulunabileceklerini tahmin etmek çok zor olamasa gerek.

Bu yazı toplam 6159 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.