1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’an ve Sünnet bütünlüğü
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an ve Sünnet bütünlüğü

A+A-

Son yıllarda memleketimizde kendilerini ilahiyatçı veya dini otorite olarak gören bir kısım ünvanlı akademisyen grubu diplomasız din satıcılarının peşine düşerek 21. Yüzyıl küfür aklının keşfi olan Sünnetsiz İslam düşüncesini kutsama yolunu seçmiş durumdadırlar.

Televizyon kanalları ile gazete köşeleri başta olmak üzere bu din satıcıları her fırsatta dini otorite rolüne soyunarak 1400 yıllık Sahih İslam inancını itibarsızlaştırmak için saldırmadıkları bir mefhum bırakmamaya niyetli görünmektedirler.

Dini İlimler sahasında Dini Mefhumları itibarsızlaştırmak için şimdilik kaydı ile seçtikleri ve göründüğü kadarı ile 3 aşamalı olarak uygulanan planı şöyle ifade edebiliriz:

Birinci aşamada Kur’an-ı Kerim’i tahrif edemeyeceklerini anladıkları andan itibaren hedeflerine Hz. Peygamber Efendimizin (sav) Sahih Sünnetini ve Hadislerini koydular.

İkinci aşamada Milletimizden Hz. Peygamberimizin (sav) Sahih Hadis ve Sünneti Seniyyeleri ile ilgili olarak gördükleri sahiplenme ve kendilerine karşı olan tepki üzerine Sünnet ve Hadis ayrımına giriştiler.

Üçüncü aşama olarak da ayrım yaptıkları Sünnet ve Hadisleri bizlere ulaştıran başta İslam’ın Kurucu Nesli olan Sahabe Nesli (ra) olmak üzere tüm Selefi Salihin (Rha) nesline iftiralar etmekten geri durmadılar.

Akademik çevrelerin suskunluğundan aldıkları destekle bu istikamette tavır aldığını gördüğümüz din tahripçisi Sahih Sünnet ve Hadis düşmanı grubun esasında Hz. Peygamber Efendimize (sav) düşmanlık ettikleri Ehli Sünnet âlimler ortaya çıkarıldıkça saldırılarının şiddetini artırmaları normal görülebilir.

Asıl normal görülmeyen husus Sahih Sünnet ve Hadisleri itibarsızlaştırmak yoluyla İslam Dinini muharref dinlere gibi yapmak isteyenlere karşı durması gereken Hocaların Sahih İslam’ı temsil eden Selef ulemasına saldırmalarıdır.

Örnek vermek gerekirse gayrı İslami fikirlerle eş tuttukları Tabiin Neslinden (ra) başlayarak Mezhep İmamlarımız olan büyüklerimiz başta olmak üzere isimlerini saymak gerekirse Hz. Mevlana (ks), Yunus Emre (ks), Hacı Bayramı Veli (ks), Hacı Bektaşı Veli (ks), Muhyiddin İbn Arabi (Rha), gibi Sahih Sünnet üzere yaşamış ve eser vermiş olan hemen herkesin düşüncelerinden İslam Dinine bir şeyler katıldığını iddia edecek kadar ileri gitmişlerdir.

İç cepheden yapılan bu saldırıları mal bulmuş mağribi gibi sahiplenen Sahih Sünnet ve Hadis düşmanları Kur’an-ı Kerim’deki beğenmedikleri dini hükümleri sahih olmadığı Ehli Sünnet Ulema (Rha) tarafından tespit edilen bir kısım hadislere yaptıkları saldırılarla gölgeleyerek güya çağdaş akla uygun bir İslam’ı hayata geçirme iddiasını dillendirmektedirler.

İslâm Dini hakkında yeterli bilgiye sahip olmayanlara kulağa hoş gelecek şekilde  “gerçek İslam/Kur’an İslam’ı” adı altında sunulan bu “Yeni Nesil Uydurulan Din” Asrı Saadet İslam’ını vicdanlara hapsetme girişiminden başka bir şey değildir.

Bu vahyi reddeden yeni nesil akademik(!) din, açık seçik Ayeti Kerime hükümlerine rağmen toplum ve insan hayatını onaran ve yön veren bir dinden, çağdaş akla uygun olarak batılı değerler ve sözde erdemler doğrultusunda yani zamane insanının istediği doğrultuda reforme tabi tutulmuş kısaca evirilmiş dinden başka bir şey değildir.

Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’den ayrı düşünülmeyecek olan Sünnet; Hz. Peygamber (sav)in Kur’an-ı Kerim ayetlerini tebliğ edip hayata uygularken takip ettiği yol, ayeti kerimeler doğrultusundaki yaşama tarzı ve vefatından sonra Sahabeleri (ra) eliyle kendinden sonra Müslümanlara takip edilmek üzere bıraktığı örnek yaşayış ve davranış şeklidir.

Bu tarifteki Sahih Sünneti din dışı saymak ve Hz. Peygamber Efendimizin (sav) dindeki yerini kendilerince yeniden belirlemek isteyen modern din bezirgânlarının kendilerini Hz. Peygamber Efendimizin (sav) yerine koyarak Kur’an ve Sahih Sünnet bütünlüğünü ortadan kaldırmaya çalışmaları yüzyıllardır İslam’ı tahrif etmek isteyenlerin yerli uşakları tarafından uygulamaya konulan bir uluslararası emperyalizm projesinden başka bir şey değildir.

Müslümanların bu emperyalist proje ile ilgili farkındalıklarının artması sonucunda geçmişte Seleflerinin (Rha) yapmış olduğu gibi onları tekrar tarihin çöplüğüne gömecekleri ortaya çıkınca saldırıların artması hiç kimseyi ümitsizliğe düşürmemelidir.

Bu yazı toplam 393 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.