1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’an Müslümanlığı Mezhebi
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an Müslümanlığı Mezhebi

A+A-

Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (sav) ilk ayetlerin inzal edilmesi ile başlayan Kur’an-ı Kerim kıraatının elden ele, dilden dile, gönülden gönüle devam ediyor ve kıyamete kadar da devam edecek olması, tarih boyunca yahudiler başta olmak üzere İslam düşmanı olan milletlerin, kavimlerin engellemek istedikleri bir husus olagelmiştir.

İslam olmayanların islam dinine ve Kur’an-ı Kerim’e olan düşmanlıkları belli noktaya kadar anlaşılabilir bir husustur.

Ne gariptir ve ne acı bir durumdur ki, bu ülkede de bir takım insanlar maalesef islam dışı bir takım mihrakların tuzaklarına düşerek, Müslümanların Kur’an-ı Kerim’i Rasûlüllah’a (sav) inzal olduğu asli şekliyle okunmasını engellemeye çalışmaktadırlar.

Kendilerine Kur’an Müslümanı diyen bir takım sapık düşünceli insanlarda örülmeye başlayan bu hareket tarzı hatalı ve yanlış düşüncelerine güya kılıf olarak da, Kur’an okunacaksa manası anlaşılarak okunmalıdır sloganını kullanmaktadır.

Bu slogan gerçekleri ifade etmekle birlikte aşağıda belirtilecek bir takım mahzurları da içermektedir.

Müslümanlar elbette Kur’an-ı Kerim’i okumalıdırlar. Hem de anlayarak okumalıdırlar ve hayatlarına tatbik etmelidirler.

Ancak bu okuma Kur’an’ın ilk muhatabı, ilk okuyanı, ilk hıfzedeni, ilk öğretmeni, ilk açıklayıcısı ve ilk hayata tatbik edicisi olan Rasulullah (sav) tamamen devre dışı bırakarak veya daha ileri giderek ölmüş gitmiş bir insandır demek suretiyle küçümseyerek yapılan bir okuma olmamalıdır.

İnsanların özellikle de Müslümanların ilahi vahyi tefsir düzeyinde olmasa da en azından meal düzeyinde okuma ve anlama gibi bir talepleri olabilir.

Bu talep ibadetlerinde, özellikle de en azından namazlarında ne okuduğunu bilmek isteyenler için çok önemli bir taleptir.

Ancak çok masumane gibi gözüken bu talep meal düzeyinde olması hasebiyle uygulamada pek çok problemi barındırmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’in ilahi kelam olması bir yana, Arap dilinin özellikleri dolayısıyla ayetlerin lafızlarının içermiş olduğu farklı ve derin manalardan habersiz ve seküler bir eğitimden geçmiş olmak hasebiyle de mücerret aklına çok güvenenlerin yazdıkları meallerin muradı ilahiyi aktarması mümkün değildir.

Buna bir de İslam Dininin aslî kaynaklarının dilini bilmeme ile Rasulullah’ın (sav) övülmüş örnekliği ile ibadet hayatından başlamak üzere insan hayatının her anını kuşatan emir ve yasakları yaşamak istememe dürtüsü eklenince yazılan mealler pek çok savrulma ve kırılmalara sebep olmaktadır.

Özellikle son zamanlarda hemen her cemiyet ve cemaatin kendi müntesipleri için diğerlerinden farklı bir meal yazma ve yazdırma girişimleri ile meal yazımının iyi bir gelir kaynağı olarak görülmesi de  buna eklenince  mealler gerçekten bir problem olmuştur.

Bir meal düşünün ki yazıcısı bir taraftan Kur’an diyecek ama öbür taraftan Kur’an’ın övülmüş örnek olarak vasıflandırdığı Hz.Peygamber’in (sav) sünnetini kabullenmeyerek hatta red ederek ölmüş gitmiş sıradan bir şahıs olarak göreceksin.

Bir meal düşünün ki yazıcısı bir taraftan Kur’an Kur’an diyeceksin ama öbür taraftan yine Kur’an’ın övdüğü ve bu gün Kur’an’ın bize kadar ulaşmasındaki en önemli halka olan Hz.Peygamber’in (sav) övülmüş Ashabını (ra) yalancılıkla ve iftiracılıkla suçlayacaksın.

Yine bir meal düşünün ki Kur’an-ı Kerim’deki açık ayetlere rağmen Allah (cc) tan başka kimse Kur’an-ı açıklamamıştır diyerek Kur’an-ı açıklanması ve hayata uygulanması hakkını Hz. Peygamber’e (sav) tanımayacaksın ama diğer taraftan adı ister meal olsun, ister kısa tefsir olsun ciltlerle kitap yazıp kendin için Kur’an-ı hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan açıklama hakkı tanıyacaksın ve bu zahmetlerin(!) karşılığı olarak da pek çok maddi imkâna sahip olacaksın.

Hatta daha da ileri giderek Kur’an ve sünneti birbirinden bağımsız iki kaynak gibi görüp sahih sünnet ile hadislerin gayesinin Kur’an ahkâmını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu iftirasını ortaya atacaksın.

Bu aşamada Diyanet İşleri Başkanlığı’na çok önemli görevler düştüğü muhakkaktır.

En önemli görev de Türkiye’de basılan meallerdeki yanlışlıkları ve Kur’an-ı Kerim’in bütünlüğüne aykırı düşünceler hakkında toplumu en kısa zamanda bilgilendirmek hatta basımını engellemek amacıyla Mushafları İnceleme Komisyonu gibi bir komisyonun da mealler için kurulmasıdır.

Bunun bu gün ortaya çıkan pek çok zararı önleyeceğine inanıyoruz.

Bu yazı toplam 5118 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.