1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’an-ı Tedebbürden Tekebbüre
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an-ı Tedebbürden Tekebbüre

A+A-

Kelime manası bir şeyin sonunu düşünmek, tefekkür etmek, tedbirli olmak veya bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve arada kurulmuş olan bağdan yararlanarak yeni bir düşünce üretilmesi, bir konunun veya bir kelimenin kökenine inerek arkasındaki hakikatin araştırılması, muhakeme edilmesi diye tarif edilebilir.

İslam terminolojisinde ise tedebbür: Kur’an-ı Kerim’i okurken onun emirleri ve yasaklarını düşünmek, hadiselerin ve eşyanın arkasındaki gerçek manaları düşünerek Müslümanların geleceğine yönelik tedbir üretme anlamlarına gelmektedir.

Kur’an-ı Kerim’deki tedebbür ile ilgili ayetler sırasıyla şunlardır:

Nisâ  Suresi 82. Ayet: Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.

Mü’minûn  Suresi 68. Ayet: Onlar bu sözü (Kur’an-ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

Sâd Suresi 29. Ayet: Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

Muhammed Suresi 24. Ayet: Onlar Kur’an-ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?

Ayetlerden açıkça anlaşıldığına göre tedebbür bir kuran emri olarak Müslümanların hayatlarının her anında özellikle de Kur’an-ı Kerim okudukları zaman yapacakları en önemli görevleridir.

İslam’ın ve Kur’an’ın devlet eliyle hayattan çıkarıldığı yıllardan başlama üzere Müslümanlar uzun senelerdir Kur’an üzerine tedebbür etmeyi bırakmış görünmektedirler.

Sadece Ramazan ayında yapılan kıratlar başta olmak üzere kandil ve bayram gecelerinde camilerdeki güzel sesli hafızların kıraatlerini dinlemekle işi geçiştirmişler yani asıl görevlerini ihmal etmişlerdir.

Namaz sureleri dâhil olmak üzere okuduğu ayetlerin manalarını bilmeyen Müslümanların hayatlarındaki bu boşluğu gören bazı art niyetli kişiler ve onların fetvacısı makamındaki televizyon hocaları ve sosyal medyadaki akıl daneler son zamanlarda tedebbür maskesi altında fahiş hatalarla dolu mealler yapmaktadırlar.

Nisa Suresi 65. ayet ile Necm suresi 3 ve 4. ayetlerdeki ilahi muradı göz ardı ederek sahih Sünnetin İslam dininin ikinci kaynağı olduğunu ret eden bu yeni yetme müfessir taslakları daha da ileri giderek şimdiye kadar yapılan yanlış mealcilik ve tefsircilik sınırlarını da aşarak duburculuk yapmakta bir beis görmemektedirler.

Gayeleri sözde Kur’an-ı Kerim’i yirmi birinci yüzyıl insanlarının anlayacağı ve anlatabileceği gibi çok parlak cümleler arkasına sığınarak Arapça dahi bilmeyen bir güruhun Arapça inzal edilmiş olan Kur’an-ı bu zamana kadar belki hiç düşünülmeyen bir biçimde tevil etmeleri ile ortaya çıkan yanlışlıklar bu güne kadar İslam düşmanlarının düşünüp de yapamadıkları ile eşdeğerdir.

Kur’an-ı Kerim’in ilk muhatabı, ilk okuyucusu, ilk muallimi ve ilk müfessiri Hz. Peygamberimizin (sav) sahih sünnet ve hadislerini tamamen ret ederek, Ashab-ı Kiram (ra) ile başlayan 1400 yıllık İslam kültür birikimini de yok sayarak bilmedikleri ve hatta öğrenmek için de hiçbir gayret göstermedikleri bir dil ile nazil olmuş olan Kur’an-ı Kerim ayetlerini tedebbür ayetinin arkasına sığınarak birazda kasti olduğunu düşündürecek tavırlarla yanlış meallendirmek kolay affedilecek bir hata olmasa gerektir.

Bu yazı toplam 4783 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.