1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur'an-ı peygambersiz anlamak
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur'an-ı peygambersiz anlamak

A+A-

Kendilerine Kur’ancılar denen gurubun Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)in sahih sünnetini ve hadislerini devre dışı bırakmak hatta inkâr etmek için uydurdukları temel düşüncelerden birisi nübüvvet ile risaletin bir birinden ayrı olduğu iftirasıdır.

Bu iftirayı delillendirmek için ileri sürdükleri ikinci iftiraları ise “Nebî’ye itaat yoktur. Resul’e itaat ise O’nun tebliğ ettiği ayetlere itaattir. Dolayısıyla Kur’an ayetlerine itaattir.” Sözleriyle ifade edilir.

Hz. Peygamberin (sav) muhatap olduğu vahye, korunmuş şahsiyetine, Kur’an ayetlerini Ashabına (ra) okumasına, ayetleri beyan etmesine, tefsir ederek açıklamasına, örneklendirerek hayata uygulamasına 23 yıllık süreçte ümmetini eğitmesine aykırıdır bu düşünce.

Sanki Kur’an-ı Kerim 23 yılda değil de bir defada toptan nazil olmuşçasına okunuyor gibi Resul’ümüze (sav) ve O’nun temiz Sünnetine itaat yoktur ifadeleriyle Hz. Peygamberi (sav) devre dışı bırakmanın sebep olacağı sonuçları bilerek veya bilmeyerek göz ardı eden bu düşünce normal bir insanın salt Kur’an-ı Kerim okuması ile varacağı bir düşünce değildir.

Kur’an-ı Kerim ayetlerinde ifade edilen Hz. Allah’ın (cc) muradı ilahisini Resulümüzden (sav) daha iyi anladığını iddia etmek olan bu sapık düşünce sahipleri sadece Hz. Peygamberi (sav) değil, Sahih Sünnet ve Hadisleri, o temiz Sünneti bizlere kadar sırası işle ulaştıran İslam’ın kurucu nesli olan Sahabeleri (ra) ve onları güzellikle takip eden Tabiin Nesli (ra)  ile 1400 yıllık ilim irfan yolcuları olan selefimiz âlimleri (rha) devre dışı bırakmak istemektedirler.

Bir taraftan Hz. Âdem (as) den bu tarafa gelen tüm Peygamberleri (as) kastederek bu güne kadar gelen Peygamberlerden işlerine gelenleri peş peşe sıralayıp hani bu Peygamberlerin sünnetleri ve hadisleri diye akıl dışı bir mantıkla Hz. Peygamberimizin (sav) hadislerini sorgulayanlar söz gelimi Hz. İbrahim (as) Peygambere ait bir hadis kendilerine ulaşmış olsa sanki onu da sorgulamadan kabul edeceklermiş gibi bir garabet içinde olduklarını görürsünüz.

Hz. Peygamberimizin (sav) in 23 yıllık Risâlet hayatını bilmeden, Mekke ve Medine dönemlerindeki olayları anlamadan, özellikle Mescidi Nebevi bünyesinde oluşturulan Ashabı Suffa’yı (ra) tanımadan,  Mescidi Nebevi minberindeki sözleri ve bu sözleri işittikleri anda hayatlarına uygulayan Sahabe Neslinin (ra) teslimiyetini yaşayamayan kişilerin 1400 yıl sonra çıkıp “KUR’AN BÖYLE SÖYLÜYOR” şeklindeki heva ve hevesleri Hz. Rasulullah’ı (sav) anlamak bir tarafa, Kur’an-ı Kerim’i hiç mi hiç anlamaktır.

Hz. Peygamber (sav) merkezli bir anlayış ile Kur’an-ı Kerim’i okumak ve anlamak yerine müsteşrik merkezli bir Kur’an okuması yapanların yanıldıkları nokta şu dur: Hz. Peygamber (sav) gibi vahiyle desteklenmiş bir kaynağa başvurmadan yapılacak Kur’an okuması Muradı İlahiyi anlamamak olur.

Çünkü bizzat Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği şekliyle Hz. Allah'ın (cc) sevgisine ulaşmanın yolu Hz. Peygamber'e (sav) tabi olmaktan geçmektedir.

Rasulullah’ın (sav) eğitiminden geçmiş Sahabe neslinin (ra) eğittiği Tabiin Neslinden (ra) bu yana gelen ilim ve irfan ehlini bir kenara bırakarak Arap dili ve edebiyatından bile bî haber bir şekilde İslam Dinini sadece yalan yanlış ve eksikliklerle dolu bir okuma ile ve salt Mushaf metninin sözlük anlamlarına indirgerseniz ulaşacağınız sonuç yahudilerin ve hristiyanların ellerindeki kitaplarını yanlış şahsî yorum ve tevillerle tahrif ederek sapıtmaları tecrübesinin tekerrürü kaçınılmaz olacaktır.

Kur’an-ı Kerim ayetleri günden güne aydan aya veya değişen şartlar sonucunda hoca kılıklı kişilerin şahsî düşüncelerine göre anlamlandırılan, hiçbir metoda ve usule uymayan kendi içinde bile pek çok çelişki barındıran sübjektif, indî, okuma/anlama faaliyetine tabi olacak bir metin değildir.

Çünkü yine işlerine geldiğinde arkasına sığınmaktan çekinmedikleri ama işlerine geldiğinde ise tenkide boğdukları İmam Ebu Hanife ve İmam Şafii (ra) birbirinden farklı şeyler anlamış olmalarına rağmen asla “Kur’an böyle söylüyor” dememişlerdir.

Bu yazı toplam 412 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.