1. YAZARLAR

  2. Hüzeyme Yeşim Koçak

  3. Kol kırılmaz yen içinde
Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

Kol kırılmaz yen içinde

A+A-

Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.

(Necip Fazıl Kısakürek)

 

Son günlerdeki tartışmalardan biri de, (dinî eğitim gören) gençlerin deizme kaydığıyla ilgili.  Tehlikeye yetkili ağızlardan daha önce de dikkat çekilmişti.

Önce konuyla ilişkisiz gibi gözüken birkaç haber:

Adalet Bakanlığı’nın Türkiye’de 2016 yılında işlenen cinayet suçlarına ilişkin istatistikleri mesela: Kasten adam öldürmeden 17 bin 856 dosya açılmış. Trafik kazası gibi taksirle adam öldürme suçları eklenince rakam 31 bini aşıyor.”

Bir araştırmaya göre; “halkın kurumlara güveni” sorgulandığında; Diyanet İşleri Başkanlığı’na güven 48,9’ye gerilemiş söz gelimi.

“Kahramanmaraş'ın Elbistan İlçesi’nde umre yolculuğu için bir firmaya başvuran 68 kişi, kutsal topraklara gitmek için yola çıkartılıp, Gaziantep ve Şanlıurfa gezdirildikten sonra tekrar ilçeye getiriliyor” mesela.

“Okulda dehşet”, “ailede dehşet,” vahşet.. artık en uç sapkınlık örneklerinin, basın yayına uluorta dökülüp normalleştirilmesi; bir sürü çirkin “nereye gidiyoruz” dedirten haberlerle, her an üzüntü ve yeni şoklar içindeyiz.

Çıkışlar, davalar, “Yeni Türkiye” sözleri, en ziyade dindarlık vurgusu üzerinden yapılıp sunulduğuna göre, basit gözüken bazı misaller bile, inançta bir zedelenmeyi hatıra getirmez mi?

“Günah işleme özgürlüğünün” bolluğu, ahlâki düşüş; deizm iddialarının pek de boş olmadığını ortaya koyuyor.

Büyük çoğunluğu Müslüman olduğu varsayılan bir ülkede, en hafif deyimle inancın içi doldurulamıyor veya temsil edilemiyor yahut artık (doğru) yaşanılan bir olgu değil. Saptırılıyor, araçlaştırılıyor. Yolunda gitmeyen, ters, kötü bir gidişat olduğu muhakkak. 

Ama bakıyorsunuz, kimi sorunları saklama temayülü gözüküyor.

Ekonomik veriler, FETÖ ile ilgili bazı duyumlar, bir çalıştay sonuçları bile açıktan müdahale, engelleme vesilesi olacak.

Düşüncenin, iyiniyetli eleştirinin önünü kesen teşebbüsler gelişecek.

Oysa politika inançtan daha mı yüce ki, her şeye siyasî ayar verelim, ona göre düzenleyelim. Dünyevî menfaatleri üstün tutalım.

En azından bir zamanlar öyle iddia ederdik. Mutlak hâkimiyeti, gelgeç siyasetçilere, fanilere değil Yaratan’a atfederdik.

Cesaretle(!) Kozmik odaya bile girmekten çekinilmemişti vaktiyle ve bir takım sırların ifşa edilmesi durumuyla karşılaşılmıştı.

Şimdi en azından -vehim mahsulü dahi olsa- şüphelerin, milletteki gizli endişelerin, iddiaların üstüne neden gidilmez de kapatılıp, örtbas edilmesi gibi bir izlenim yaratılır. Ya da kuru sözlerle değil, fiiliyatın gücüyle millet rahatlatılmaz. Aydınlarına kulak verilmez.

İnançlı insanların gerçeğin, doğrunun ve sağlıklı neticelerin, güzel eylemlerin peşinde olması, tam aksi istikamette hareket etmesi gerekmez mi?

Gençlik ve istikbal, en önemli meselelerimizden.

Yaraları, yanlışı, günümüz ve gelecekle alâkalı çeşitli sorunları konuşamayacak, araştırıp, düzeltme cihetine gidemeyecek miyiz?

Veriler, haber üzerinde oynamalar, bilgi kirliliği, perdeleme nereye kadar?

Umumî bir gerileme, çöküntü, tefessüh emaresi varsa, soruna doğru teşhisler konularak, çaresi aranmalı.

Birbiriyle çelişen, sürekli değişen söylemler, zıtlıklar, kaygan zemin, topaç olmuş bir dil, fırdöndü dîl.. her şeye inanç görüntüsü verenler, din zırhına bürünerek iş görenler; mevcut tabloyu izleyenlere, halka fevkalade şaşırtıcı bir imaj veriyor.

Ve müntesipleriyle, yoz dinî kimlik numuneleriyle beraber, inancın aleyhine yazılıyor, zayıf imanlar sarsılıp; Kutsal cazibesini, etkisini, rehberliğini kaybediyor.

En mukaddeslerimiz; Kur’an, Sünnet üzerinde bile beraberlik görülmüyor. Paramparçayız.

 Çok sayıdaki okullar, camiler; nutuklar vaazlar, destansı(!) adamlar yeterince gönülleri dolduramıyor demek ki.

Mesele, aksaklık, sapmalar sadece gençlikte mi?

Birlik, ilerilik, diriliş,  dirlik; hangi inanışa, duruşa ve sağlam temellere göre sağlanacak.

Tomurcuklar ne zaman, nasıl açacak.

Yoksa “Kötülük Çiçekleri” mi patlayacak.

Hangi gemideyiz. Biz düşünmeyeceğiz, kaygılanmayacağız da, kim kafa patlatacak.

Bu yazı toplam 917 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.