1. YAZARLAR

  2. Hüzeyme Yeşim Koçak

  3. KOÇAYDER ve Anneler
Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

KOÇAYDER ve Anneler

A+A-
13 Mayıs Pazar günü saat: 10.30’da Lezzetkâr’da Konya Otistik Çocuklar ve Aile. Yar. Derneği’nin düzenlediği Anneler Günü programındaydık.
Derneğin kurucularından ve Yönetim Kurulu’ndan Hicran Yağcı hanımefendi, açılış konuşmasında, bizimle bir müjdeyi de paylaştı. Selçuklu Belediye Başkanı Sayın Uğur İbrahim Altay’ın öncülüğünde hazırlanan ve kurulması planlanan; Türkiye'de bir ilk olacak “Otistik Çocuklar Merkezi” hakkında bilgi verdi.
Kurulacak devâsâ merkezde otistik çocuklarımızın rehabilitesi yapılabilecekti. Özel olarak hazırlanan mekânlarda otistik çocuklu aileler bir araya gelecek; ayrıca zihinsel engelli çocukların ebeveynleri de, bir sevgi ve huzur ortamında çocuklarını bu merkeze güven içerisinde bırakacak ve hususî işlerini halledebilecekti.
Programın akışında Otistik çocuklarımızdan Hikmet Kalaycı, ney dinletisiyle gözlerimizi yaşarttı. “Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan” ilâhisini söylerken, ince bir mânâyla hepimizin yüreğine seslendi.
Abdülhamit Yaylacık’ın okuduğu şiirler, değişik düşüncelere sevk etti, içlendirdi.
Y.Doç.Dr. Nazlı Koçbeker, yaptığı zarif konuşmayla, bir eğitimcinin de nasıl olması gerektiğine dâir; fiilî, somut bir örnek sundu.
Benim dikkatimi çeken noktalardan biri, girişte anneliğini öncelemesi, özellikle altını çizmesiydi. Çünkü bilhassa kariyer sahibi kadınlarda, tam tersi durumlara da rastlıyoruz, hatta bir utançmış gibi anneliğinin üzerini örtenler bulunuyor.
Özel çocuklara karşı önyargılıydık. Fırsat vermek, biraz daha şans tanımak, özellikle b(ilgilenmek) gerekiyordu. Sabır her şeyden öndeydi.
Bir eğitimcinin vazifesi; öğrencilerini ayırmaksızın, tıpkı çocukları gibi; onları mümkün olan en ileri seviyeye taşıması, yeteneklerini ortaya çıkarması ve bir iç ateşini canlandırmasıydı.
Ki müzik gibi bazı sahalarda üstün kabiliyetli, hayranlık uyandıran; yeteneği sıradan ortalama insanı aşmış otistik çocuklar da vardı. Biz meseleyi bütün olarak görmeli, onları da konuşmalı bilmeliydik.
Örneklerle süslediği konuşmasında Nazlı Hanımefendi; “Engel” kelimesini kullanmamaya özen gösterdi. Yahut “Engel” tanımının, haklı olarak kapsamını genişletti. Çünkü dünya engellerle, mânialarla doluydu. Ve çözmek, hepimizin meselesiydi derdiydi.
Asıl engel, ruh ve zihnimizdeydi. Sıhhatli gözüken nice insan, kafasındaki mâniler yüzünden, hakikî hayatını aksatıyor, manevî dünyasını yükseltemiyordu. Sayın Koçbeker’in engeli ve kendini aşma vurgusu çok önemliydi.
Bu konuda, hem aile, eğitimci ve hem de toplumun işbirliği, dayanışma ve iletişimi elzemdi.
Programda, “Özel çocukların” anneleri, bir anlamda çocukları sebebiyle yaşadıkları dışlanmayı, karşılaştığı zorlukları anlattılar.
Uçan kuşu gözlersiniz. Gözleriniz; şifalı yeni haberlerde, sağlık programlarında, uzaktan gelecek müjdelerde, meçhulde olur daima. Gönlünüzce yeterince “büyütemediğiniz, geliştiremediğiniz” çocuğunuzda en küçük kımıltıyı, işareti beklersiniz daima.
Hayal kırıklığının, yeisin genellikle ezdiği umutlarınızda; yine de dik durmaya, ayakta kalmaya çalışırsınız. Sizin bedeniniz mi, çocuğunuzunki mi yaralı, kanar anlayamazsınız.
Her anne mümtaz, fakat engellilerin ki iki kat olsa gerek. İlâve bir tetikte durma hâli; ileri bir tereddüt, kaygı, teyakkuz durumu.
Böylesi programlar, nispeten onlara karşı yaşadığımız “körleşmeyi” de gideriyor; gerçek bir tanıklığı sağlıyor, açılımlar getiriyor. Şahitliğin, yakın münasebetin ucu kalbinize de değiyor.
Başta Dernek Başkanı Sayın Mustafa Yağcı ve eşi Sevgili Hicran Hanım’ı; annelik ruhu taşıyan bütün kadınlarımızı kutluyorum.
“Özel çocuklarımıza” candan sevgilerimi iletiyorum.

NAİL BÜLBÜL’ÜN 58. YILI
Dile kolay, tam 58 yıl. Bir kere öncelikle azim ve sebatları, duruşları için tebrik etmeli.
TYB Konya Şubesi’nin bahçesinde 19 Mayıs günü, "Gazeteciliğinin 58. Yılında Nail Bülbül'ün Anıları" konulu programda, Sayın Nail Bülbül’ü dinledik.
 Gazetecilik mazisinden, Konya tarihi, kültüründen, basın dünyasından ilginç misaller verdi. Düşüncelere sevk edip, bir anlamda eskiyi değil, “eskimeyeni” gösterdi.
Sayın Nail Bülbül, Mehmet Ali Uz, Rıdvan Bülbül, Seyit Küçükbezirci, İhsan Kayseri, Zeki Oğuz, İsmail Detseli, Ahmet Güldağ gibi gazeteci, kültür-sanat adamlarının enerjileri, mesleklerine sarılış ve bağlılıkları, hayata hep bir şey eklemeye çalışmaları, daima insanî katkı için çabaları; elbette fevkalâde kıymetli ve örnek gösterilecek işlerden, hayat biçimlerinden.
Bize ışık tutuyorlar; onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Başta Nail Beyefendi olmak üzere Konyalı çınarlara, güzel kılavuzlarımıza hayırlı uzun ömürler, nice başarılar, mutluluklar diliyorum.
Bu yazı toplam 6915 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.