1. YAZARLAR

  2. Nazmiye Gülbaş

  3. Kimlerin kanunlarını kabul ettik?
Nazmiye Gülbaş

Nazmiye Gülbaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kimlerin kanunlarını kabul ettik?

A+A-

Bilindiği üzere sosyal ilişkilerin tesisini, onların bir nizam içinde çalışmasını sağlayan temel erk devlettir.

Türkler, İslam dinini kabul ettikten sonra kendilerine de uygun olan İslam Hukukunu çarçabuk benimsediler. Anadolu topraklarında halkın adli ihtiyaçları yüzyıllarca bu şekilde karşılandı.

Osmanlı Hukuk Sistemi İslam Hukukunu esas alan Şer'i Hukuk ve İslam esaslarına ters düşmeyen halkın gelenek, göreneklerine göre düzenlenen Örfi Hukuk olarak uygulanmıştır.

Geç Dönem Osmanlı Devleti'nde içtimai münasebetleri düzenlemek maksadıyla Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye (Medeni Kanun) adli alanda büyük bir yapıt idi.

Medeni Kanun, özel bir hukuk dalı olmakla beraber birey, aile, mülk, miras münasebetlerini tanzim eder.

1868-1926 yılları arasında yürürlükte kalmış olan Mecelle, dönemin ihtiyaçları bakımından en güzel şekilde karşılayan, kuşatıcı, kısa, anlaşılır bir ifade zenginliğine sahipti.

Mecelle yarım asırdan fazla (58 yıl) geçerliliğini korudu.

Batılılaşma hareketleri ile başlayan değişim nasıl ki diğer fırkaları etkilemiş ise, hukuk cephesine de tesir etmiştir.

Aynı zamanda yeniden yapılandırılmak istenen Türkiye Lozan'da çağdaş! bir hukuk sistemi kurmayı yükümlenmiştir.

BATI YASALARININ YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ

Yeni kurulan Türkiye Devleti çağdaş gereksinimleri karşılamıyor gerekçesiyle modern kanunlar! laik yasalar hazırlamak amacında idi. İşte henüz 1922 yılında böylece komisyonlar oluşturuldu. Ancak bu komisyonların üstlendiği düşünce şeklinden dolayı istenilen adımlar bir türlü atılamıyordu.

Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat (Bozkurt) Çankaya'ya çıkarak bunun yolunun Avrupa yasalarının ivedilikle tercüme edilip uygulanmasında olduğunu M. Kemal'a iletti. (Bazı tarihçilere göre Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt'un hukuk eğitimini İsviçre'de tamamlamasının İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması yönünde büyük etkisi olduğu söylenmiştir.) Kurulan bu komisyonlardan beklenilen neticeyi alamayınca başka yeni komisyonlar kuruldu. Öylelikle İsviçre Medeni Kanunu iktibas edilerek, komisyon tarafından çok az bir değişiklikle 17 Şubat 1926 yılında madde madde şeklinde değil, bir bütün halinde görüşülerek kabul edildi. Türk Medeni Kanunu 4 Ekim 1926 yılında yürürlüğe girmesi yanı sıra, Türkiye Roma-Cermen hukuk sistemi içerisinde yerini almış oldu.

Osmanlı Devleti'nin tarihe karışmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Yeni kurulan devlet hukuk sistemini yeniden düzenledi. Medeni Kanunu İsviçre'den, Ceza Kanunu İtalya'dan, İdare Hukuku Fransa'dan... iktibas etti ve bambaşka bir hukuk sistemi tesis edildi. Batı'dan alınan hukuk sitemi daha ziyade azınlıklara hitap etmekle birlikte herkesin ihtiyaçlarını karşılamıyordu elbette. Zaman zaman tenkit edildiği oluyordu.

Mamafih Türk Medeni Kanunu çeşitli tarihlerde birçok değişikliğe uğramıştır.

Böylelikle kanun, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmesi ile 70 küsur yıl uygulanmış oldu.

AB UĞRUNA YENİDEN SİL BAŞTAN

Türk Medeni Kanunu Kopenhag Kriterleri gereğince düzenlenmektedir. 22 Haziran 1993 tarihinde Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da yapılan zirvede belirlenen, Avrupa Birliği'ne girmek isteyen ülkelerin, topluluğa tam üye olarak kabul edilmeleri için yerine getirmeleri gereken şartlara Kopenhag Kriterleri denmektedir. Bu kriterler siyasi, ekonomik ve topluluk yönetmeliğinin kabulü ile üç temel esasta toplanmaktadır. Avrupa Birliği’ne girme dönemi içinde TBMM tarafından çıkartılan kanunlara AB uyum yasaları denmiştir. Yeni çıkan yasadan gaye yasal düzenleme olmayan veya yasal düzenleme var olduğu halde üzerinde değişiklik yapılan yasalardır. AB müktesebatı süresince pek çok kanun çıkartılmış, TBMM'de birçok kanun da değiştirilmiştir.

Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde yalnızca yasal değişiklikler yapılmış değil elbette. 1982 Anayasası yönünden de reforma edilerek 1995, 2001, 2002, 2004, 2005, 2007, 2010, 2012...2017 yıllarında bir kısım değişikliğe gidilmiştir.

Medeni Kanunda yapılan bu değişiklikler ile birlikte son zamanlarda en ufak bir soruna dahi mahkemede çözüm aranır hale geldi. Tabii mevzuat da buna müsait. Zina, LGBT'liler v.b gibi konularda yapılan değişiklikler ile haram-helal bahsi bir hayli esnetilmiştir(!)

Yeni Türk Medeni Yasasındaki 'eşitlik' ilkesi ile aile reisliğinin erkekten alınarak ''Birliği eşler beraberce yönetirler'' ilkesi çift başlılığa sebep olmaktadır. Bu ise boşanmaların artmasına meydan vermektedir. Yine eşin malının yarısına, maaşının bir kısmının alınması da bunda etkin. Kanundaki  tazminat, nafaka konuları ile miras meseleleri içtimai hayatı etkilemekte, Türk aile yapısı zarar görmektedir. Bireysellik adeta teşvik edilmektedir. Türk Medeni Kanununda yapılan bu değişiklikler yalnızca hukuki alanı etkilemekle kalmadığı gibi, uzun vadede bir sosyal sorun olma yolunda ilerlemektedir. 

Selam ve dua ile...

Dipnot: Cevdet Yavuz ''Cumhuriyet Dönemi Türk Hukuku''

Bu yazı toplam 1151 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum