1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Kılıdçaroğlu’ndan Belediye Başkanlar Toplantısı’nda çarpıcı açıklamalar
Kılıdçaroğlu’ndan Belediye Başkanlar Toplantısı’nda çarpıcı açıklamalar

Kılıdçaroğlu’ndan Belediye Başkanlar Toplantısı’nda çarpıcı açıklamalar

İzmir'de Belediye Başkanları Toplantısı'na katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Demokrasiyi savunuyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesini...

A+A-

İzmir'de Belediye Başkanları Toplantısı'na katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Demokrasiyi savunuyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesini savunacaksınız. Aksi halde demokrasiyi katledersiniz" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iki gün sürecek Belediye Başkanları Toplantısı için İzmir'e geldi. Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde gerçekleşen toplantıya Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve milletvekillerinin yanı sıra ilçe belediye başkanları ile partililer katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, belediyenin yatırımlarının 13 yılda 15 kat arttığını belirterek, "2004 yılında 102 milyon olan yatırım miktarı 2016 yılında 100 milyar 545 milyona ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada pek çok şeyi başarabildiğimiz, en azından Türkiye için örnek model olduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Kocaoğlu, yerel kalkınmaya verdikleri öneme de değinerek, yapılan yatırımları tek tek anlattı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da, Belediye Başkanları Toplantısı'nın çok verimli geçeceğini, yerel başarıyı genele taşıma ve iktidara kavuşma anlamında neler yapılabileceğini masaya yatırılacağını söyledi.

"Bizim işimiz, namuslu adamın işi kolay değil"

CHP'li belediye başkanlarının sosyal belediyecilik anlayışı ile hareket ettiğini belirten CHP Genel Başkanı kemal Kılıçdaroğlu, "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının görev yapması kolay olmamıştır. Önüne pek çok engeller çıkarılmıştır. Diğer belediye başkanlarımızın önüne çıkarılan engeller gibi. Ama belediye başkanlarımız şeffaf yönetimi her zaman savunmuşlardır. Halkına hesap vermeyen belediye başkanı olmaz. Halka hesap vermeyen politikacı da olmaz. Halka hesap vermekten kaçınan birinin Türkiye'yi yönetme şansı da olamaz. Acı olan başarının ödüllendirilmesi değil, başarının cezalandırılmak istenmesidir. En büyük kent ormanı yapan, en büyük fuarları yapan belediye başkanımız başarılarının gölgelenmesi için 400 yıl hapisle yargılanıyor. İşte demokrasi ayıbı budur, dikta heveslerinin Türkiye'yi nereye götürmek istedikleri bu tablodan ortaya çıkmaktadır. Hizmet veriyorsunuz, Türkiye'ye örnek oluyorsunuz. Bak diğerleri nasıl köşeyi döndü, yeşil alanları yok etti, sen niye kötü örnek olmuyorsun. Bizim işimiz kolay değil, düzgün adamın işi, namuslu adamın işi kolay değil zor. Ama bu zorlukları yenmek bizim boynumuzun borcudur" dedi.

CHP'li belediyelerin kent ekonomisine, kırsal ekonomiye, üniversite öğrencilerine, çocuklara ve kadınlara verdiklerini destekleri anlatan Kılıçdaroğlu, herkesin geleceğe güvenle baktığını söyledi. Belediyelerin çözemediği hükümet kaynaklı sorunlar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "İşsizlik sorununu çözemiyoruz. Bütün belediye başkanlarımızın önünde binlerce başvuru var. Bu tabloyu yaratan ülkeyi yönetenlerdir. Ben böyle bir tablo istemiyorum diyorsanız adresi şaşırmayın. O adres CHP'dir. 10 bin doları bulamadık kişi başına gelirde. Orta gelir tuzağının içindeyiz. Bu tuzağı aşacak birikim bu hükümette yok. Aşamıyorlar. Tam terine Türkiye giderek batak bir noktaya doğru sürükleniyor" diye konuştu.

"Kabile reisleri bile Türkiye'ye kafa tutar hale geldi"

İzlenen dış politikanın Türkiye'nin itibarını sarstığını savunarak eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Ortadoğu'daki kabile reisleri bile Türkiye'ye kafa tutar hale geldiler. Neden böyle oldu. Hangi gerekçe ile. Eskiden ağızlarına bile alamazlardı. Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırmak zorunda kaldılar. Bir baktılar asıyoruz, kesiyoruz dediler. 1,5 milyon mülteciyi kucaklarına aldılar. Cumhuriyet tarihin en ağır yenilgisini yaşıyoruz. İtibarı yerlerde sürüklenen bir Türkiye, bu bizim ağrımıza gidiyor. Onların ağrına gitmiyor ama bizim ağırımıza gidiyor. Bu ülkenin onurunu ayaklar altına almaya kimsenin hakkı yoktur. Daha garip olan 14 yıldır tek başına yöneteceksin. 14 yıl sonunda Türkiye'yi darbe ortamına taşıyacaksın. Hukuk, adalet, demokrasi denen bir kavram kalmadı. Neden?"

Diyarbakır saldırısı

AK Parti'nin 2002 yılında iktidarı devraldığında terör sorununun olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Diyarbakır'da bu sabah gerçekleşen bombalı saldırıya ilişkin şöyle konuştu:

"Şimdi Türkiye bir terör batağı içinde, Diyarbakır'da çok ciddi patlama oldu. Güvenlik güçlerinden, vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin haberi geliyor. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Şehitlerin gelmediği bir Türkiye'yi özlüyoruz. Annelerin evlerinde kına yakarak askere gönderdikleri evlatlarının huzur içinde evlerine dönmelerini istiyoruz. Bu acı tablo Türkiye'yi derinden sarsıyor. Bu tablo bizim hak ettiğimiz, Türkiye'ye yakışan bir tablo değil. Türkiye bu tablonun içinden süratle çıkmak zorundadır. Bu tablonun içinden çıkmanın tek yolu var, o da demokrasiyi getirerek bu tablodan çıkabiliriz. Hitler'in, Reis'in bireyi olarak değil Türkiye Cumhuriyeti'nin özgür bireyi olarak bu tablodan çıkabiliriz."

"Seçimle gelen seçimle gitmelidir"

Kılıçdaroğlu, HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile Sırrı Süreyya Önder'in de aralarında bulunduğu 12 HDP'li milletvekilinin terör soruşturmaları kapsamında gözaltına alınmasını da değerlendirdi. Demokrasiyi besleyenin adalet olduğunu, demokrasinin olmadığı yerde adalet olmayacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bana öngörülen işlem benim açımdan haksızsa bir başkasına yapılanı da haksız görmeliyiz. Eğer bunu yapamazsak, söylemleri hukuk, demokrasi üzerine inşa etmezsek bu ülkeye barışı ve huzuru getiremeyiz. Devleti kin ile yönetemezsiniz, intikam, öç alma duygusu ile yönetemezsiniz. Devleti liyakat ve adalet içinde yönetmek zorundasınız. Devletin bütün kurumların liyakat olma anlayışı ile yönetmek zorundasınız. Devleti bir kişinin iki dudağına teslim edemezsiniz. Neden "Egemenlik kayıtsız şartsız milletin" diyordu Atatürk. Çünkü bir adım ötesinde padişah vardır. Egemenlik padişahın değil, sarayın değil milletindir. Şimdi egemenliği saraya taşımak istiyorlar. Egemenlik saraya taşınırsa sonunu söylemek istemiyorum. Ben milletim, ben ne söylersem odur. Yok kardeşim sen millet değilsin, sen tek başına bireysin. Egemenlik saraya hapsedilmek isteniyor. Biz düşünen insanların, siyasetçilerin, gazetecilerin görüşleri ne olursa olsun hapse atılmasına karşıyız. Demokrasiyi savunuyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesini savunacaksınız. Aksi halde demokrasiyi katledersiniz. Seçime gelenlerin gidiş yolu seçimle olacak. Hapse atacağım, öldüreceğin, yok edeceğim, kurşunlayacağım derseniz o ülkeye barışı asla getiremezsiniz. Efendim "terörle mücadele ediyoruz." Elbette mücadele etmek zorundayız, ortak tavır takınmak zorundayız. Elbette ki teröre hep birlikte "dur" demek zorundayız. Ancak terörle mücadelenin akıl ve mantıkla yapılması lazım. Nasıl devlet bilgiyle, erdemle yöneteceksiniz, terörle mücadeleyi aynı yapacaksınız. Sivrisineklerle uğraşmak değil, bataklığı kurutmanız lazım. Aksi halde terörü bitiremezsiniz. Musul'a gideceğiz diyorlar, iyi girin. Burnunuzun dibinde Kabil var, neden bir şey yapmıyorsunuz eğer terörle mücadele edeceksiniz. Türkiye iyi yönetilmiyor. Freni kopmuş kamyon gibi yokuş aşağı gidiyoruz. Nereye gittiğimizi, ne olacağımızı kimse bilmiyor. Bu anlayış Türkiye'nin Uluslar arası saygınlığına da darbe vuran anlaşmadır. Bu endişe bütün dünyada var. Türkiye'yi yönetenler Türkiye'yi kanın, gözyaşının arttığı bir Ortadoğu ülkesi olmasını istiyorlar."

Hitler örneği verdi

Başkanlık sistemine de değinen Kılıçdaroğlu, "Birileri kendi hukukunu bize dayatırsa o zaman bu halkın direnme hakkı vardır. 15 Temmuz öncesi söz ettiğimde direnme hakkı ne demek dediler. Alman Anayasası'nda vardır. Niçin? Hitler felaketinden örnek alarak konmuştur. Bir ulusu bir kişinin iki dudağı arasına hapsederseniz işte örnek Almanya Hitler'dir. Çılgınlara ülkeler teslim edilemez. Akli baliğ olmayanlara ülkeler teslim edilemez. Tarihini bilmeyenlere, basiretli davranmayanlara, önyargılarını öne koyup onun dışındaki düşüncelere set çekenlere ülkeler teslim edilemez. O nedenle kuvvetler ayrılığı vardır. Çok tehlikeli bir ürece Türkiye sürükleniyor. Tarih diyorlar, Osmanlı diyorlar. Kardeşim Osmanlı diyorsa parlamenter sistem 150 yıldır var zaten. Sen Osmanlı'yı da bilmiyorsun, ben sana ne anlatacağım. Bir insan her şeyi bilmeyebilir, ayıp olan öğrenmemek. Dünya kadar tarihçi var. Saygın tarihçi değil, aklı selim olmayan tarihçi getiriyor" ifadelerini kullandı.

AK Partili milletvekillerine seslendi

Konuşmasının sonunda HDP'li milletvekillerinin gözaltına alınmasına ilişkin AK Partili milletvekillerine seslenen Kılıçdaroğlu, "Bütün AKP'li milletvekillerine sesleniyorum. Türkiye'nin geleceğinden duyulan benim duyduğum kaygıyı sizinde duyduğunuzu çok iyi biliyorum. Seçimle gelenin seçimle gideceğini unutmayın. Aynı muameleler size yapılsa "ne oluyor" derdiniz. Siyasette kan davası güdülmez. Siyasette kan davası yoktur. Demirel'in dediği gibi 24 saat bile siyaset için çok uzun süredir. Kan davası ile ülke yönetilemez. Eğer sorgulanacaksa ülkeyi silah deposu haline getirenleri göz yumanlara hesap sorulması lazım. Tonlarca bomba yerleştirirken "sakın bunlara dokunmayın" diyenlerin yakalanması, sorgulanması lazım" dedi.

"Adil Öksüz'e GPRS'i kim verdi"

Fethullah Gülen ile iktidarın aynı hedefe doğru yürüdüğünü savunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne oldu, sen mi malı götüreceksin ben mi malı götüreceğim diye kavga bundan çıktı. Bu ülkenin insanlarının en temiz duygularını sömürüyorlardı. İşimiz kolay değil ama kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Mustafa Kemal'in yolundan asla dönmeyeceğiz. Buna hakkınız yoktur. Gazetecileri, herkesi içeri atacaksın, parantez içinde Adil Öksüz'ü serbest bırakacaksınız. Herkese kelepçe takılırken Adil Öksüz'e neden kelepçe takılmadı. GPRS cihazını Adil Öksüz'e kim vermişti? Bunları bilmek hakkımız, hükümet kanadından tık yok. 15 Temmuz'da hayatını kaybeden 240 şehidimiz Türkiye'ye dikta gelsin diye mi şehit oldular. Yoksa "demokrasi gelsin" diye mi şehit oldular."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.