1. YAZARLAR

  2. Semra Büyükkaragöz

  3. Kelimelerin acısı "yetim"
Semra Büyükkaragöz

Semra Büyükkaragöz

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kelimelerin acısı "yetim"

A+A-

Baba dediğimizde onun gözünden akan yere doğru ilerleyen o küçük su damlası içimizi yakar. Sebebini bilirsin, fark edersin, artık onun acısı senin acın da olmaya başlar. Onları gördüğümüzde, varlığını bildiğimizde, hissedebildiğimizde kelimeler  yavaşça anlamını kaybeder.

Onlar, baba sevgisinin tadına bakmamış ya da doyamamışlardır. Senin her zaman arkanda olan, gücüyle övündüğün, hep yanında hissettiğin baban varken onların koskoca bir boşluğu vardır minik bedenlerinde. İslam’da bu çocuklar olabildiğince el üstünde tutulmuş, onlara şefkat, merhamet göstermemiz ve haklarını gözetmemiz istenmiştir. Onların her zaman için ilgiye ihtiyaçları vardır. Bazıları diğerlerine göre daha şanslıdır. Onların sıcak bir evi, bir tas çorbası ve güçlü anneleri vardır. Diğerleri ise insanlık için içler acısı denilebilecek kadar kötü durumdadırlar. Onlar ya sokaklarda diğer insanlardan medet umarlar ya kötü insanların eline düşerler ya da bizim sayemizde var olan bir yetimhanede kendileriyle aynı kaderi paylaşan arkadaşları ile birlikte zaman geçirirler. Bizim içimizi rahatlatan ise son seçenektir. Bunun yapmak tamamen bizim elimizde olan bir durumdan ibarettir.

Genel olarak tüm insanlık mal ve mülk düşkünü olmuş, kendi çıkarına olmayan hiçbir işe kulak asmaz duruma gelmiştir. Benim yetim kardeşimi, bırak kardeş saymayı, onu bir köşeye itekler, ezer, korumaz, gözetmez. İşte o an Maun Suresinin muhatabı bizzat kendisidir. Bazı insanlar ise vicdan ve merhamet sahibidirler, onlar empati yapmayı bilirler. Değil, diğerleri gibi iteklemek, kendi çocuğu gibi onu bağrına basar. Yetimleri mutlu etmek için kendi menfaatini göz ardı etmekten çekinmez. Ona artık yetim değil, kardeşim der. Onun yüzündeki tebessüm içindeki şefkati doyurur adeta. Hep o ve onun gibi nice yetim kardeşimin, kardeşlerimizin eksiklerini tamamlamaya çalışır. Peki biz bu döngünün hangi kısmındayız? Biz hangi kısmındayız? Elimizden gelen bu kadar mı? Sanırım biraz şapkayı öne koyup düşünme zamanı.

Bir yetimhanede sıcak çorba pişmesi senin için pek bir şey ifade etmeyebilir. Ama o çorbanın kıymetini Ramazan ayında anlarsın. Acıktığında annenin pişirdiğini beğenmez o herkesten kıymetli bulduğun telefonunla pizza sipariş edersin. Ama kapına gelen pizzacı değil de bir garip yetimse yüzünü buruşturur ve kapıyı yüzüne çarparsın. Her gün işten eve geldiğinde yüzüne bakmayıp odana çekildiğin, sohbet etmediğin, saygı göstermediğin babana sahip olmadığı için senden medet umar benim yetim kardeşim. O sadece benim değil, tüm iyi insanların yetim kardeşidir. Şefkat ve merhamet din, dil, ırk aramaz. Paranın çokluğuna değil gönlün zenginliğine bakar.

O zaman kalk ve silkelen! Ne yaptın ise daha fazlasını yapmaya çalış. Artık her yetim, kardeşindir senin. Dinim, dilin, ırkın hiç fark etmez, iyilik insanın kalbindedir. Gel beraber gözü yaşlı her yetimin elinden tutalım ve ona yalnız olmadığını bir kardeşi olduğunu hissettirelim.Onun ihtiyaçlarını gücümüz yettiğince karşılayalım.Eğer soran olursa diyelim ki: "O benim yetim kardeşim ."

 

 

Bu yazı toplam 4481 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.