1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Kartalın hikayesi
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Kartalın hikayesi

A+A-

Osmanlı imparatorluğunun zayıfladığı dönemden itibaren günümüze kadar süren zaman içerisinde topraklarımızda baş gösteren iç karışıklığı içinde İngiltere, ABD, Almanya, Rusya ve Fransa’nın da olduğu devletler tarafından finanse edildiğini artık bilmeyen kalmadı.

Rus savaş uçağının sınırlarımızı ihlal etmesinin ardından düşürülmesi sonucu özellikle Rus yetkililer tarafından yapılan açıklamalar ülkemize zarar veren terör örgütlerinin kimler tarafından beslendiğini ortaya çıkardı.

Biraz geriye gidelim.

Fransa da bir dergide olay oldu. Dünya liderleri Paris’te bir araya gelip terörü lanetledi. O dergide yaşanan küçük bir olaydı. Bu cümlemiz olayı tasvip ettiğimiz anlamına gelmesin.

Ancak Afganistan da, Saray Bosna da, Çeçenistan da, Keşmir de, Arakan da, Irak’ta Suriye’ de, Mısır da, Filistin de, Libya da, Yemen de, Sudan da ve daha adını saymadığım onlarca ülkede camide, çarşıda, pazarda, otobüste, meydanda, cadde de, sokakta, evlerde, işyerlerinde her gün patlama oluyor. Binlerce insan hayatını kaybediyor.

Ama, dünya liderlerinden Paris’teki hassasiyet görülmüyor.

Onlara göre buralarda hayatını kaybedenler insan değil.

Dünya mazlumlarına kucak açan ülkemiz ve insanımız 40 yıldır terör belası ile uğraşırken kimseden ses çıktı mı?

Balinayı kurtaran görüntü veren sözde insan hakkı savunucusu Avrupa ülkelerinin sıcak bir yemek için sınırlarına gelen masum insanları ölüme terk etmeleri “Tek dişi kalmış canavar”  tanımlamasının ne kadar doğru olduğunu bir kez daha teyit etmedi mi?

Şimdi dönelim içimize bir göz atalım.

Rus uçağı düştü diye neredeyse bize savaş ilan edecek alçaklar çıktı.

Askerimizi polisimizi kalleşçe şehit eden Rus ve Ermeni çocukları bizim kartal olduğumuzu ne çabuk unuttu.

Gözde Gazetesi’nin kurucu başkanı Veli Ekici’yi ziyaret ettim. Asaletimiz Selçuklu’dan, cesaretimiz Osmanlı’dan diyerek bir kartalın hikayesini anlatmıştı. Son gelişen olaylar tam da bu hikayeyi bir kez daha dinlememi istedi sanki.

Ekici’ den rica ettik.

Kartallar neredeyse yetmiş yıla yakın bir ömrü olan canlılardır diyerek başladı anlatmaya.

“Biz onu hep gökyüzünde tek başına gururlu uçuşuyla bir kuzuyu kavrayıp kaldırabilen pençeleriyle biliriz.

Evet, yetmişine kadar yaşarmış ama kırk yaşındayken pençelerinin sertleşmesiyle kaybolan esnekliği yüzünden avlarını kavrayıp tutamaz hale gelirmiş. Bu dönemde ayrıca gagası uzunlaşıp göğsüne doğru kıvrılır, kanatları yaşlanıp ağılaşır, tüyleri kartlaşıp kalınlaşırmış. Bütün bunlardan dolayı beslenemez olurmuş.

Bu durum karşısında kartalın iki seçenekten birisini tercih etmesi gerekirmiş. Ya yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini başlatacak, ya da ölümü seçecek.

Kartal her zaman zorlu süreci tercih etmiş. Bir dağın tepesine konar orada aylarca gagasını bir kayaya vurarak düşürür. Sonra yeni gagası çıkar. Yeni gagayla önce pençelerini ve kanatlarını yerinden söker, sonra kartlaşmış tüylerini.

Aylar sonra gelen yeni gagası, esnek ve keskin pençesi ve taze kanatlarıyla göklerde uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya başlarmış. Uçtukça şahlanır, şahlandıkça avları önünde tir, tir titrermiş.”

Türkmen dağında, misakı milli sınırlarında yeniden şahlanmaya başlayacak milyonlarca kartal var.

Pençelerini ‘Milli Mücadele’de, Kıbrıs ta ve terörle mücadelede yenilediler.

Gökyüzünde görmek isteyen var mı?

Bu yazı toplam 9730 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.