Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalbi Hayât -1-

A+A-

İki haftadır üç ayların mübârek ikliminde güzel bir Müslüman olmaya çalışalım, nefsimizi hesâba çekelim, yüce Rabb’îmize sâlih bir kul olma yolundaki eksikliklerimiz giderelim, ibâdetlere önem verelim, duâya yönelelim, nasuh tevbeler edelim diyoruz. Ramazana erişmeden önceki mânevi basamakları hakkıyla çıkalım diliyoruz. Bunun için şimdiye kadar en çok ihmâle uğrayan kalbi hayâtımıza ehemmiyetli bir rûhi açınım kazandırmak icap ediyor.
Her insan normal hayat şartlarında yer, içer, uyur, gezer, aile ve evlat sâhibi olur, konuşur, güler, rütbesi yükselir, şöhreti artar, kazancı fazlalaşır, nimetler içinde yüzer yâhut fakirlik çeker, rızkı daralır, hastalık sâhibi olur, sıkıntıya düşer. Müslüman olarak üzerimize farz olan ibâdetleri kimi ihlasla yapar kimi başından savuştururcasına yapar. Dünya hayâtında yaşayan insanlar normal süreçte yaptıklarıyla değerlendirilirler. İcra edilenler bâzılarına göre iyi iken bâzılarına göre kötü olabilir. Davranışların insan katında bir değerlendirmesi olduğu gibi yüce Rab katında da değerlendirimi vardır. Nasıl güzel tavırlı, hoşgörülü, yumuşak, iyi davranışlı insanlar sevilirse Cenâb-ı Hak’ta pek tabi kendi iyi diye değerlendirdiği kategoriye kalbi hayâta önem veren, yüreğinin sesine kulak veren, vicdânının gösterdiği ibreye dikkat edenleri koyar ve onları ebedi ikramlarla ödüllendirir. Böylelerini sıkıntılar, üzüntüler, belâlar, musibetler yıkmaz, çökertmez bilakis onlar dertlerini Mevlâ’dan gelen hediyeler olarak yapıcı bir şekilde değerlendirirler, yeise düşmez, işlerini yine O âlemlerin Rabb’ine ısmarlarlar. Kendilerini ve dertlerine hakem olarak Allah Azze ve Cel’i seçerler. Bu niyetle en ufak bir endişeye yâhut tereddüte düşmezler Cenâb-ı Hak’tan geleni alır ve kabul ederler. Onlara göre dert olsa da hoştur hayat, olmasa da. Kalbi hayâtı olanlar nice sıkıntılar içinde olsalar da Cenâb-ı Hak ile olan berâberlikleri onların en büyük kazanımıdır. Bunun değerine paha biçilmez.
‘İnsan, bu imtihan âleminde muhabbet ettiği varlığın buna liyâkati nispetinde bir netice elde eder. Onun içindir ki, sonsuz bir iştihâ kabiliyeti ile yaratılmış olan insan kalbi, fıtrî olan sevme temâyül ve vasfını ancak Cenâb-ı Teâlâ yönelttiği takdirde muhabbette kemâle ulaşabilir. Aksi hâlde süflî ve boş gâyeler peşinde koşmaktan kurtulamaz. Ömür, hüsran çalkantıları içinde nihâyet bulur. Yâni insanoğlu, tabiî ve fıtrî olan sevme meylini Rabb'ine ve O'nun sevdiklerine hasrettiği nispette ve rûhâniyetinin şiddeti derecesinde mânen yükselme nîmetine sâhiptir.
Nitekim insanın tâbî tutulduğu ilâhî imtihanlar, bir nevî muhabbeti nasıl kullandığı ile alâkalıdır. Bunun için Allah Teâlâ, insanın yapısına müspet temayüllerin yanında menfî husûsiyetler de koymuştur. Bu istikâmette Cenâb-ı Hakk, mutlak varlık, mutlak güzellik ve mutlak hayır gibi üç büyük sıfatından insana nasip bahşetmiş ve onu bunların zıtları olan mutlak yokluk, mutlak çirkinlik ve mutlak şer ile de mâlul kılmıştır. Âyette buyurulur: "(Allah) ona (yâni insana) iyilikleri de kötülükleri de ilham etmiştir." (1)
İşte insanın bir ömür, câzibesine kapıldığı biri menfî, diğeri müsbet iki sonsuz zıt kutup! Ancak bilmelidir ki, insan için asıl ve büyük iptilâ, menfî kutba yöneliştir. Zîrâ bu kutba meyledenler, öyle bir körlük yaşarlar ki, sırf kendilerini ve yaptıklarını beğenirler. Bu ise, beşerî aczi farkettirmeyen büyük bir gaflet ve zaaftır. Hattâ ruh hastalıklarının en zararlısıdır. Bu, ilâhî kudrete yabancı kalıp kendinde kudret vehmiyle ‘ben’ diyerek kibirlenmek ve gururlanmaktır.” (2)
Böylesi takıntılardan nefsini arındıran, felaha kavuşan kalp ehli olmak insanın en büyük çabası olmalıdır. Kalbi hayâtı olanlar yaşadıkları sürece başlarına gelen hâdiseleri hep yüce Yaratıcı gözüyle değerlendirip hakiki huzûra erenlerdir. İnşaALLAH yüce Yaratan bizleri kalbî hayâtına önem verenlerden kılsın diyerek bitirelim ancak diğer yazımızda ayni husûsa devem edeceğiz Mevlâ dilerse şimdilik hayırla kalın efendim.
----------------------
1) Şems, 8
2) Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, İst, 2001, s.11-12

Bu yazı toplam 5737 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.