1. YAZARLAR

  2. Esra Beyza Kaplan

  3. Kahveci’nin hikâyesi
Esra Beyza Kaplan

Esra Beyza Kaplan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kahveci’nin hikâyesi

A+A-

Bir bisiklet turuna çıkalım.

 

Sabaha doğru gün aymamışken.

Hafif ılık bir meltem essin,

Saçlarımız toprak kokarken.

**

Kuytu bir köşeye çekilelim mi beraber? Duygu ve düşüncelerimizin karışmadığı. Fikir ve isteklerimizi, bir kez olsun düşünmeden beyan edebildiğimiz bir köşeye.  Ve bir fincan kahve alalım, her bir yudumda yeniden tazelendiğimiz. Kokusunda kayboldukça, gitmek istemediğimiz bir yerin kahvesi. Hani soruyorsunuz ya;  Nerede olmayı seversin, en çok ne kahve mi çay mı diye soruyorsunuz ya… Ben kahveyi de, çayı da çok severim. Çayı demli ve şekersiz tercih ediyorum. Lakin sabah kahvelerim ve gün ortasından sonra ki kahvelerim farklıdır. Sabah oldukça sert ve sade bir kahve tercih ederken, gün ortasından sonra çok sevdiğim bir butik kahvecinin, kendi ürettikleri kahveyi tercih ediyorum.  Orada ki tadı gerçekten henüz başka bir yerde bulamadım. Ne verdiği sıcaklığı ne de ortamın o tatlı enerjisini.

Ah! Bu arada size oranın insanlarından biri olmanızı tavsiye derim, gerçekten bu Dünyada sahip olabileceğiniz mutluluklardan biridir… Şu Gedavet denilen sokağın orda bir binanın çatı katında benim dediğim yer. Öyle sokak ortasında her kafasına esenin girip çıktığı bir yer değil. Belki biliyorsunuzdur ‘’PHİ COFFE’’ yi. Burayı tercih etmemin sebeplerinden biri de butik tarzında olması.

Hani derler ya ‘’Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır diye’’  kahvecinin de olmalı, kahveye layık olmalı. Zaten en çok hikâyeler cezbetmez mi insanı, böyle ballandırıla ballandırıla anlatılan hikâyeler. Ama bence PHİ’ nin buna ihtiyacı yok, çünkü oranın hikâyesi ballandırılarak anlatılmasa bile çok sıcak bir hikâye. Ve ben sizlerle paylaşmak istiyorum;

"PHİ COFFE’’ için her şey güneşli bir sonbahar günü başlamış. Her sabah bisiklet turu yapan iki genç, daha sonrasında hep ‘‘ kendi pişirdikleri kahveleri’’  içiyorlarmış. Her gün kendilerine ait bir butik kafenin, terasında oturan insanların, hoş sohbetlerin döndüğü, mesai saatleri ile çalışmayan onun yerine içerken aldıkları hazzı diğer misafirlerle buluşturmayı hedefleyen bir ekip istiyorlarmış. Çünkü onlar müşteri değil, dostluk sevdalısıymış.   Düşüncesi bile onları mutlu etmeye yetiyormuş. Ve en çok olmasını istedikleri şey;  kendi pişirdikleri kahveleri dostluklarla birleştirmekmiş.

 Hani dedim ya kahvenin hikâyesi varsa kahvecinin de olmalı, ballandırarak anlatmaya gerek yok burayı diye. Hikâye sade gelebilir ama eğer bakmak yerine görürseniz hikâyeyi, içindeki samimiyeti o yumuşaklığı sezeceksiniz.

Belki bir gün sizinle aynı anda gelir, aynı masayı paylaşırız…

 

Bu yazı toplam 1946 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.