Aslı Duruk Birpınar

Aslı Duruk Birpınar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kahpe dünya

A+A-

“Dünyanın karnı şişkin” miş.

 

Neden öyleymiş?

“Kutuplardan basık” olması, buna bir sebep ve “yerçekimi” de bu duruma hakkıyla yeten bir açıklama mı?

Belki de… Asıl sebebi başka, bambaşka bir şeydir bu yuvarlaklığın; bu şişkin karnın. Dünya bir şeylere gebe olmasın sakın?

Ya kimsenin bilmediği, anlamadığı, ya da, bize hiç söylenmediği bir şekilde, milyonlarca yıldır süren bir hamileliği vardır belki, bu gezegenin. Görünüşe bakılırsa, sürecin sonuna gelmiş, karnı burnundaki bu gezegenin.

Milyonlarca yıldır süren, milyarlara gebe bir hamilelik… İçindekilere, yani bizlere, bir huzur ve rahat yüzü göstermemesi de hep bundan olmalı; doğum sancıları ve hamileliğin o bilindik zorluklarından dolayı. Öyle ya, “ana”nın çektiklerinden, biz ceninlerin etkilenmemesi, beklenemezdi zaten. Hem, yaşadığı zorlukları bize hissettirmeyecek kadar güçlü ya da fedakar olan bir yeryüzünden de bahsetmiyoruz zaten. Eh, onun da beli bükülmüş, yorulmuş ve bezmiş olmalı, artık uzatmalara oynayan bu upuzun gebelik sürecinden dolayı. Anlayışlı olmak lazım.

Milyarlarla ölçülen bu çoğul; pek çoğul gebelikten dolayı, yeryüzü denilen rahmin içinde hareket edecek, nefes alacak yer de kalmadı bizlere. Gönlümüzce kıpırdanamıyor; özgürce uçamıyoruz mesela. Her yer çok kalabalık ve ismine yaşam denilen dünyanın bünyesi de, toplu kıyımlara ve katliamlara yol vermek zorunda kalıyor, biraz yer açabilmek için kendisine. İsmine yaşam denilen dünyanın bünyesi… Dedik ya, o bünyenin yükü çok ağır ve artık çok yorgun. Hal böyleyken, onun bize yaşam diye sundukları da sıkıntılı oluyor.

Peki, Doğumu ne zaman olur bu gezegenin? Sonu, bizler için kıyamete varacak olan bu süreç yani, ne zaman tamamlanır? Öyle ya, bu doğum, ancak bir silkeniş; içindekileri dışarıya atış eylemi olabilir. Anamız olan gezegen, kendisi için kutlu olan o günü, milyonlarca yıldır sabırla bekliyor, bir de. Yükünden; bizlerden arınmak istiyor; zaten bizlerin varlığından pek memnun da değil, bana sorarsanız. Ona yük olduk, dert olduk, onun belini büktük sonuçta. Haklı. Bizlere verdiği bu mide bulantıları ve baş dönmelerini durdurup sonlandırmaya onun da gücü yetmiyor, haliyle. Onun canı ne ki? Milyarlara gebe olmak, bu pek çoğul gebelik, kolay mı sandınız? Kolay değil.

Doğum yakın dedik. Bu sancılar, bu pek şişkin karın, bunu gösteriyor dedik. Sürecin sonu, zamanın ahirindeyiz. Peki, nasıl bir yere doğacağız, ismine kıyamet dediğimiz o doğum gününde; o silkeniş eyleminin sonunda? Bunun cevabını okuyanlar var fakat konum bu değil şimdi. Doğum sancıları var. Doğum sancılarına takılıp düşüp şaşan aklım var. Var mı?

Bu zorlu ve uzun süren hamileliğin içinde, hangi huzuru ve rahatlığı arıyoruz hala, onu söyleyin asıl? Öyle bir ihtimal… Var mı? Serde biraz hayalperestlik mi var, yoksa?

İsmine hayat mücadelesi dediğimiz bunca çırpınışımızın, günün birinde birer kanat çırpmasına dönüp de bizleri uçuracağı ümidinin, tutulur bir tarafı var mı, hele? O değil de… Dünya anamızın kocası; bizlerin bilindik bir babası, var mı? Kahpe dünya!

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 786 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.