1. YAZARLAR

  2. Hilal Durmuş

  3. Kadınlarımız
Hilal Durmuş

Hilal Durmuş

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadınlarımız

A+A-

Dinimizde kadınlar Allahü Teâlâ’nın emanetidir. Emanete ihanet etmek ise haramdır. Münafıklık alametidir. Bunlar Peygamber Efendimizin hadisi şerifleridir. Erkek, kadından fiziksel olarak güçlüdür. Bu gücünü kadınlara şiddet uygulamak, baskı altına almak için değil tam tersine kendine emanet edileni korumak için kullanmalıdır. Peygamber Efendimiz yaşantısıyla örnek bir Müslümandı ve bize hanımlarına şiddet uyguladığına dair hiçbir rivayet gelmemiştir.  Söz dinlemeyen hanımlarını dövmek için izin isteyen sahabelerine müsaade etmemiş(…) ve hanımlarına iyi davrananların hayırlı insanlardan olacağını söylemiştir.

**

Günümüzde “kadın erkek eşitliği” altında her iki cinsiyete de fıtratı ile bağdaşmayan işler dayatılmaktadır. Sadece iş hayatında değil sosyal hayatta da gerek kadınlar gerek erkekler “eşitlik” adı altında baskı içinde yaşamaktadırlar. Kadınlar erkeklere benzediği takdirde daha güçlü olacaklarını, erkekler ise kadınlar gibi olduklarında daha modern olacaklarını düşünmekteler. Yeni nesilde birçok erkeğin sadece görünüş değil, konuşmasından tutunda tepkilerine kadar kadınlaştığını, kadınların ise maskülen adı altında erkeksi tavırlar içinde olduğunu görmekteyiz. “Eşitlik” değil “adalet” arayışında olsak, her cinsiyet kendi kimliği altında daha özgür olacaktır.

Kadınların, işe alımında insan kaynakları uzmanının ilk sorduğu sorulardan biri “Önümüzde ki yıllarda çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?” olmaktadır. Kadınlarımız iş hayatında yer edinebilmek için çocuk sahibi olmaktan vazgeçmek durumunda kalıyor veya bunu ertelemek zorunda kalıyorlar. Geç hamilelik ise hem çocuk hem de anne açısından sağlık sorunları doğuruyor. Hamilelik döneminden sonra işe dönen kadın, bulunduğu pozisyonda tekrar istihdam edilmeyerek ve bir nevi cezalandırılarak daha aşağı bir pozisyonda işe başlatılıyor. Doğru olan kadınların hem çocuk hem kariyer yapabilmeleri ve işverenlerin de kadınlarımıza buna uygun iş alanları açması gerekmektedir. Belli bir kalıba uygun kadın personel aramaktansa, kadınlarımıza uygun iş olanakları sunulmalıdır.

**

Bir kadın evinde oturmak ister çocuklarını yetiştirmek isterse bu onun en doğal hakkıdır. Bunda küçük görecek bir durum yoktur. Veyahut  “kocanın eline mi bakacaksın” demek kimsenin haddine değildir. Eğer bir kadın vatanına hayırlı, haram- helal nedir bilen, her şeyden önce kendine saygısı olan bir birey yetiştirebilmişse bu dünyada ki en zor işi becermiş ve hiçbir kariyerin getiremeyeceği bir başarıyı elde etmiştir. Yok, çalışmak isterse bu da en doğal hakkıdır ki zaten buna karar verecek olanda kendisidir. Başkasının bu konuda yorum yapması bile olası değildir.

**

Kadınlara hiç mi bir görev düşmüyor diye sorarsanız… Biz kadınlar her alanda birbirimize destek olmalıyız. Aynı işyerinde çalışıyorsak birbirimizin gelişmesi için bilgi paylaşımında bulunmalıyız. Yeni personel alımlarında pozisyona uygun gördüğümüz kadın arkadaşlarımız varsa hemen önermeliyiz.  Eğer komşuysak sorunlarımızı birbirimize anlatıp çözmeye çalışmalı, komşumuzun derdini başkalarına anlatarak hemcinslerimizi küçük düşürmemeliyiz. Bir kadın kardeşimizin uğradığı haksızlıkta sesimizi iki kat yüksek çıkarmalıyız. “Aaa kadın demedi, bayan dedi” gibi yapay ve kadınlara katkısı olmayan popüler duyarlardan öte birbirimize gerçekten değer vermeliyiz. Unutmamalıyız ki hak verilmez, alınır. Her alanda mücadele edip hak ettiğimiz adil seviyeye ulaşmalıyız.

**

Erkek çocuğunun kız arkadaşı olduğu zaman sırtı sıvazlanmayıp, helal-haram öğretilseydi, kız arkadaşının da bir birey olduğu bilinci verilseydi, bugün erkekler kendinde dışarda gördükleri her kadında hakları olduğunu düşünmeyeceklerdi. Kız çocuklarının erkek arkadaşları olduğunda kendini koruması gerektiği ve seviyeli bir arkadaşlığın nasıl olacağı öğretilseydi, kendini hayatında bir erkek olmadan zayıf gören veya ailesini hiçe sayıp evden kaçan kızlarımız olmayacaktı. Sonuca yakınmak yerine sebebe bakıp ders çıkarmalıyız. Aksi halde dizlerimizi dövdüğümüz ile kalacağız.

**

Yerel medyada yazan yazarların birçoğu kamuya mal olmuş değil daha çok şahsına münhasır insanlardır. İnternet ortamında sadece yazısını okuduğunuz(büyük ihtimalle bir yazısını) oturup hiç sohbet etmediğiniz, eğitimini, aile yaşantısını, hayat görüşünü bilmediğiniz bu insanlar hakkında, yalaka, partizan, yancı, yalancı, aymaz, yağcı, para için yazıyorsun gibi ithamlarda bulunmak neyin öfkesi neyin kinidir bilinmez. Kaldı ki bir ithamda bulunuyorsanız bunu destekleyecek argümanlarınızın olması gerekir. Aksi halde yorumlarınız klavye delikanlılığından öteye geçmez. Yorumları anonim isimler ile yaparak acizliğinizi de ortaya koymuş oluyorsunuz.

Elbette hepimiz aynı şeyleri düşünmek zorunda değiliz. Yazılanlara katılmadığını herkes özgürce ifade edebilir, saygı çerçevesinde. Bu yazıların, yazarların çevresi, özellikle ailesi tarafından da okunduğunun bilincinde olarak yorum yapmak varken sadece hakaret etmek amacı ile yorum yapmak basitlikten başka bir şey değildir.

 

Bu yazı toplam 942 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.