1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. İtikadı siyerle bozmak
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

İtikadı siyerle bozmak

A+A-

Müslümanların temiz ve sahih itikatlarını bozmak isteyen müsteşrik kılıklı zalimlerin Kur’an-ı Kerim üzerine yaptıkları çalışmaların bir sonuç vermediği dost düşman herkesin malumudur.

1400 yıldır yaptıkları fesat hareketleri her defasında Müslümanlar tarafından boşa çıkarılmış olsa da yine devam edecekler, yine fesat üretecekler.

Son günlerde Fransa kaynaklı Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin Mushaflardan çıkarılması talebi bu fesat hareketlerinin bir devamı niteliğindedir.

Müsteşriklerin bu tür fesat hareketlerinin devam etmesinde adı Müslüman olan bazı akademik personelin sözleriyle benzerlik arz etmesi de yabana atılmamalıdır.

Ancak asıl ve çok daha fazla dikkat edilmesi gereken husus Müslümanların temiz ve sahih itikatlarının Hz. Peygamberimizin (sav) Sahih Sünneti, Sahih Hadisleri ve Siyeri Nebi bilgileri üzerine yaptıkları çalışmalar olmalıdır.

Yaklaşık 200 yılı aşkın bir süredir devam edegelen Sahih Sünnet ve Hadisler üzerine şüphe oluşturma hareketlerinin başarısızlığa Sahih Sünnet ve Hadisler ile ilgili çalışmalarına önceden tarihsel bilgi diye küçümsedikleri Siyeri Nebi bilgilerini de ilave etmiş gözükmektedirler.

Çünkü geç fark etmiş olsalar da Kur’an-ı Kerim ve Sahih Hadisler kadar Siyeri Nebi bilgilerinde de itikada taalluk eden birçok mesele bulunmaktadır.

Bu nedenledir ki Kur’an-ı Kerim ve Sahih Hadisler üzerine yaptıkları tantanalı okuma seanslarında elde edemedikleri, neticeleri elde etmek düşüncesindedirler.

Hz. Peygamberimiz (sav) hakkındaki mucize rivayetleri konusunda Müslümanların sahih itikatlarını bozmayı beceremeyenler rivayetlerin sıhhat ve anlamları hakkında bu defa tarihi bilgi diye küçümsedikleri siyer bilgilerinden elde etmeye çalışmaktadırlar.

Konu sadece Mucizelerle sınırlı değildir.

Mucize ile ilgili konular da dâhil olmak üzere Hz. Peygamberimizin efendimizin (sav) hayatında ve vefatından sonra meydana gelmiş bir takım konuların da itikadi meselelerle ilgili olduğunu görmüşler ve

- İsra ve Miraç Mucizesi

- İnşikakı Kamer Mucizesi

- Hz. Peygamberin (sav) İsmet Sıfatı

- Hz. Peygamberimizin (sav) anne ve babasının akıbeti meselesi

- Garanik Hadisesi

- İntihar Hadisesi ve

- Hz. Peygamber (sav)'in vefatı akabindeki bazı hadiseler gibi konularda yeni yeni arayışlar içerisine girmişlerdir.

Bu ve benzeri konularda 1400 yıldır Hz. Peygamberimizin (sav) elinde yetişen ve İslam’ın Kurucu Nesli olarak adlandırılan Sahabe Neslinden (ra) bu yana devam edegelen temiz düşünceyi bozmaya teşebbüs etmektedirler.

Her ne kadar Ehli Sünnete dâhil İtikadi ve Fıkhi Mezheplerimizin imamları ve talebeleri tarafından bu tür fasit düşünceler her devirde püskürtmüşlerse de her zaman teyakkuzda bulunmak gerekmektedir.

İslam’a İslam dışı kişi ve kuruluşlardan gelen saldırıları karşılamak ve yok etmek kolaydır.

Kendilerini farklı farklı sözlerle tarif etseler de Şia’dan gelen saldırılara karşı koymakta kolay.

Çünkü bu iki ana grup 1400 yıllık İslam tarihi boyunca itikadi her meselede sahih İslam inancını tahrif etmek için gerçek olmayan rivayetler ürettiği için foyalarını ortaya çıkarmak kolay olmaktadır.

Asıl dikkat edilmesi gereken gurup olarak tarif edeceğimiz üçüncü gurup ise, İslam’ı temel kaynaklarından değil de batılı müsteşriklerin İslam’ı içten güya Müslümanlar eliyle yıkmak için kurdukları okullarda müsteşriklerden öğrenme yolunu seçen Müslümanlar(!)dır.

Bu sebepledir ki oryantalist düşünceyi hayata geçirmek için müsteşrikler eliyle kurulan Vehhabi/selefi düşüncesini temsil ettiklerini söyleyen özellikle İlahiyat Fakültelerinde yuvalanan modernist düşünceli akademisyenlerin düşüncelerini Sahih İslam gibi takdim etmelerinin önüne geçilmelidir.

Bu arada Dini İlimler konusunda hiçbir ilmi birikimi ve tahsili olmayan zamane hocalarının da Ehli Sünnet Selefimiz(Rha) âlimler tarafından tarihin çöplüğüne atılan bir takım şâz görüş, iddia ve tahrifleri sanki ilk defa kendileri bulmuş ve meydana getirmiş gibi ahkam kesmelerinin de önüne geçilmesi gerekmektedir.

Bunları şunu için gündeme getirmeye çalışıyoruz.

Önümüzdeki hafta Rahmet ve Bereket mevsimi Mübarek Ramazan Ayını idrak edeceğiz.

En azından geçmiş senelerde olduğu gibi Ramazan, Oruç, Sahur ve İftar konularında sapık bir takım düşüncelerin tekrar tekrar Müslümanların gündemine getirilmesini istemiyoruz.

Bu yazı toplam 307 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.