1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. İslamcılık ve Ötekileştirme
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

İslamcılık ve Ötekileştirme

A+A-

İslamcılık kavramı, Ali Bulaç ile Mümtaz’er Türköne arasında tartışılırken, diğer akademisyen ve yazarlar da bu kervana katıldılar ve halen aralarında tartışılmaktadır.
Ali Bulaç, İslamcılık kavramını ilk defa kullananın Sünni kelam ekolünün büyük kurucularından Hasan el Eş'ari'’dir, demektedir ve şu eserini örnek göstermektedir: "Makalatu'l-İslamiyyin ve İhtilafu'l-Musallin." Eş'ari'nin kullandığı ikinci terim olan "İslamiyyun"un bugünkü Arapçada tam karşılığı "İslamcılar"dır, demektedir.
Mümtaz’er Türköne, İslamcılık kavramına karşı çıkmaktadır. "Müfrit Âlim" başlıklı yazısında, Bediüzzaman'ın İslamcı olmadığını ifade etmektedir ve İslamcı olan ve bu düşüncenin ilk öncüsü ve kurucusu sıfatını hak eden iki kişiden biri olan Ali Suavi (1839–78) için "Müfrit Âlim" tabirini kullanmıştır, demektedir.
Mümtazer Türköne, İslâmcılığı modern çağlara özgü ve Batı ile rekabet eden bir İslâmî düşünce birikimi ve bir siyasî hareket olarak kabul etmektedir.
Ali Bulaç İslamcılığın, İslam dininin muamelatının devlet tarafından tatbiki anlamına geldiğini ifade etmeye çalışmaktadır ve şöyle demektedir: “Dün İmam Eş'ari, İmam Gazali, İbn Teymiye, İmam Rabbani vd. her ne yapmak istemişlerse, modern zamanların İslamcıları da aynı şeyi yapmaya çalışmaktadırlar.”
Bu konu hassas bir konudur. Dolayısıyla akademisyenler ve yazarlar arasında tartışılırken, bilimsel bir çerçeve içerisinde tartışılması gerekir. İslamcılık kavramını benimsemeyenler, hissi hareketlerden ve fevri davranışlardan kaçınmaları gerekir. Tezlerini bilimsel ve ilmi delillere dayandırmaları gerekir. Modern dünyanın etkisinde kalarak aklına geleni yazmaları ve işi nefsaniyete dökmeleri doğru değildir. Böyle bir tartışmada gerçek örtülür; iş kılıçların çekilmesine kadar gider.
İslamcılık kavramını günümüzde bir müddet kullanmak bizce doğru değildir. Çünkü laiklik sevgisi, âkil adamların ekseriyetinin kalplerine doldurulmuştur. Tıpkı “İnkârları sebebiyle (İsrail oğullarının) kalplerine buzağı sevgisi doldurulduğu” (Bakara: 93 ) gibi.
Bu durumda önce bizce yapılacak iş: İslam’ın sadece itikat ve ibadetten ibaret olmadığı; ‘itikat,’ ‘ibadet,’ ‘muamelat,’ ‘ukûbât’ ve ‘münâkehât’tan ibaret olduğu sistemli bir şekilde anlatılması gerekir.
 Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? (Bakara:85)
Bu konuda başarılı olunduktan sonra İslamcılığın, milliyetçilik, sağcılık – solculuk gibi bir ideoloji olmadığı âkil insanların ekseriyeti tarafından kabul edilecektir. Aksi halde âkil insanların bir kısmı ötekileştirilmiş olacaktır
Bediuzzaman hazretlerinin İslamcı olmadığını söylemek doğru değildir. Çünkü bu zat-ı muhteremi değerlendirirken zamanının şartlarını göz önüne almak gerekir.
Emperyalizm ve işbirlikçi ittihat ve terakki zihniyeti tarafından zorla be baskı ile sekülerleştirilmiş, kıblesi Batı’ya çevrilmiş bir millete iman anlatılmadan muamelatın anlatılması doğru mu? Bediuzzaman hazretleri bunu yapmıştır.
 İslamcılığın, Batı ile rekabet eden siyasi bir hareket olduğunu söylemek doğru değildir. Çünkü İslam dininin ehl-i Kitap ile bir problemi yoktur. Onun problemi, harbi iledir. Çünkü harbi, günümüzde olduğu gibi, din ve vicdan hürriyetini kısıtlamakta ve kendi emellerine hizmet edecek şekilde düzenlemektedir. Bunu önlemek, Müslümanlığın gereğidir.

Bu yazı toplam 5830 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.